Firavun’a bir sinek... Helikoptere bir tüfek yeter!
Yeter ki “istesin” insan... Yeter ki
“inanç” olsun içinde... İnanan, kendine güveni olan bir insanın başaramayacağı
hiçbir şey yoktur.
İnanmayan,
Kendine güveni olmayan; hımbıl, tembel ve pısırık insanlar ise “çözüm” yerine
sürekli “bahane” üretir!..
“Ben, tek başıma ne yapabilirim ki?!?” ile başlayan “bahaneler” yumağı, Brezilya
senaristlerine, yüzlerce bölümlük “pembe dizi” olur!..
Böyleleri;
Başarının önündeki bir “pire”yi gözlerinde büyütüp “deve” yaparlar!..
İnanan bir insan ise;
Yolunun üzerindeki “deve”leri “pire”ye çevirir ve yürür yoluna!..
ÇANAKKALE’YE BAK!
İnsanlık tarihi, bunun örnekleriyle doludur!..
Kimi insanlar “teslim” olmuş ve “esaret” altında yaşamayı, her emredilene boyun
eğmeyi kabullenmiş ve bunu bir “yaşam tarzı” olarak görmüştür!.. Kimi de, “hür
yaşamayı” tercih etmiş ve “zincir”leri kırmıştır!..
Bunun, bizim tarihimizdeki en somut örneklerinden biri, “Çanakkale’yi geçilmez”
kılan “direniş”tir ki, bu millet “yedi düvele”, yani bügünkü deyimiyle “küresel
saldırı”ya karşı koymuştur Çanakkale’de!..
Dolayısıyla;
“Güçlü” ve “büyük” olanın daima “zafer” kazanacağı şeklindeki anlayışı yıkmıştır
orada!..
Şimdi, yine bir “küresel saldırı” var ve itiraf etmek gerekir ki, “zorba”lar bir
hayli güçlü!..
“Bomba”ları var!..
“Füze”leri var!..
“Uçak”ları, “helikopter”leri, ultra teknolojik silahları var!.. Hatta, yerdeki
karıncanın ağzındaki yiyeceğin türünü gören “teknolojik göz”leri var!..
Peki, Irak’ın nesi var?..
“İnancı” var!..
Evet, sadece “inancı” var..
Gayet iyi biliyorlar ki;
ABD-İngiliz ikilisi, “işgal” edecek topraklarını!.. Gelecek, ama bir daha
gitmeyecek!..
Yani;
“Yağmur”dan kaçarken ,”dolu”ya tutulacaklar!.. Bir “diktatör”den kurtulayım
derken, bir başka “zorba” ve “despot”un kucağına düşecekler!..
Bunu bildikleri,
Buna inandıkları için direniyorlar!..
Evet, “topyekün bir direniş” var..
“Tek tek”, ama topluca savaşıyorlar “düşman”a karşı!..
“Ben, tek başıma ne yapabilirim ki!’ şeklindeki ucuz bahanelere sarılmak yerine,
gerekirse “tek başlarına” savaşıyorlar!..
ÖRDEK AVLAR GİBİ!
İşte “ultra teknoloji ürünü” bir Apaçi helikopteri ve işte 72 yaşında bir çiftçi!..
O yaşlı çiftçi;
Devasa helikopteri, hele de üzerindeki “füze”leri, “bomba”ları gördüğünde,
pekalâ bir taşın arkasına saklanabilir, “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın”
diyebilirdi!..
Ya da;
Eline bir “beyaz mendil” alır, teslim olurdu “gücün terörü”ne!..
Ne var ki;
“Teslim bayrağı”nı çekip, “esaret altında” yaşamaktansa, “tetiği çekti” ve bir
ördek gibi düşürdü koskoca helikopteri!..
İşin özü şu;
Son teknoloji ürünü Apaçi, yaşlı bir çiftçiye mağlup oldu!..
HADARÎ’LER MADARA!
Sadece bu olay bile;
“İnançlı” bir insanın, neler yapabileceğinin en somut örneğidir!..
İnsan inanınca;
Bir “cüce” bile olsa, bir “dev”i devirebilir!..
Tarihte de vardır bunun örnekleri... Ve bu örneklerden yola çıkan Müslüman
tarihçi İbn-i Haldun, şöyle bir “tesbit”te bulunur:
“Hadarî toplumların sonu, hep bedevî toplumlar eliyle olmuştur!”
Hadarî, “medeni, yerleşik ve güçlü” demek... “Bedevî”nin anlamı da; “çadırda
yaşayan, iptidaî hayat süren, göçebe ve zayıf” demek!..
Şu son olayda;
Amerika ve İngiltere’ye “hadarî”, Irak’a da “bedevî” diyebiliriz!..
Deniliyor da zaten!..
Ama görüyoruz ki;
“Hadarî” Amerika, “Bedevî” Irak’ın karşısında “madara” olmuştur!..
“Esir” düşmeler, “uçak” kaybetmeler bir yana, koskoca Apaçi, bir yaşlı çiftçiye
yenik düşmüştür ki; bundan daha “madara” bir şey olamaz!..
Tıpkı;
“Firavun”un, burnuna giren bir sineğe yenik düşüp, madara olması gibi!.. Rabbim
dilerse ne olmaz;
O dilerse;
Bir “sinek”, Firavun’u; bir tüfek, helikopteri düşürür yere!..
750 YIL SONRA BUGÜN
Haa; “Hatice”ye değil de, “netice”ye bakmamız söylenebilir... Doğrudur; dün de
yazdığım gibi, Amerika-İngiliz zorbalığı, sonunda ne eder eder, “galip” çıkar bu
savaştan!..
Ama;
Hulagü’nün akıbeti de unutulmamalı...
Bugün, arka sayfamızda da okuyacağınız gibi, Moğol hükümdarı Hulagü de, 1258
yılında “istila” etmişti Bağdat’ı...
Tarihçi Burhan Yüksel’in de dediği gibi;
Bu istila esnasında, Dicle Nehri, günlerce “kırmızı” akmıştı!..
Evet;
İstilacı Moğollar taş üstünde taş, baş üstünde baş bırakmamışlardı.
Bağdat’ın kütüphanleri tarumar edilmiş, onbinlerce kitap paramparça edilip,
Dicle’nin sularına atılmıştı!..
Sözün özü;
Bağdat, yerle bir edilmişti!..
Ne var ki;
750 yıl sonra bugün ,”Moğol İmparatorluğu”nun yerinde yeller esiyor!..
Bağdat ise;
Hâlâ ayakta!..
Ve bu defa;
Bir başka “istila”ya karşı direniyor!..
Tarih, belki “tekerrür” eder!..
Ama, şu da bir gerçek ki;
Çağdaş Moğol Bush oğlu Bush’un sonu da, Hulagü’den farksız olmayacak!..
“Moğol İmparatorluğu”nun çöktüğü gibi, “Amerikan İmparatorluğu” da çökecek!..
Ne diyor İbn-i Haldun;
“Hadarî toplumların sonu, hep bedevî toplumların eliyle olmuştur!”
Belki “Irak eliyle” değil, ama mutlaka “ezilmiş ve sömürülmüş insanlar” eliyle
olacaktır ABD’nin sonu!..
Çünkü;
Gittikçe “büyüyen öfke”nin önünde, hiçbir “süper güç” duramaz!..
İNANÇ VE ÖFKE
Bu, öyle bir “öfke” ki;
Bir Iraklı, beline “bombalar” bağlayıp, “ABD tankı”nın önünde patlatıyor kendini!..
Tıpkı, “Filistinliler”in İsrail’de yaptığı gibi!..
Evet, Allahu a’lem, “şehid” oluyor Iraklı... Ama, “tank” da işe yaramaz hale
geliyor!..
Dedim ya;
“İnanan” bir insanın yapamayacağı, başaramayacağı hiçbir şey yoktur!..
“Ölümü göze alan” bir insanın önünde; isterse “süper” olsun, hiçbir güç duramaz!..
Alın işte;
Amerikalı bir genç kız olan Rachel de öyle yapmadı mı?..
“Tek başına” direnmedi mi “İsrail buldozerleri”ne?..
Evet, bedenen öldü!..
Ama, bir “iz” bıraktı dünyada... Kendisi ölse de, “adı yaşıyor” gönüllerde!..
“İnsanlık için” yaşadı, “insanca” öldü!..
Oysa, o da;
Televizyonların karşısına geçer, bir yandan “kuruyemiş” yiyip, “Cola”sını
yudumlarken, bir yandan da, “pembe dizi” seyreder gibi izlerdi “vahşet
görüntüleri”ni!..
“Savaşın soğuk yüzü”nü,
İnsanların “yürek parçalayan feryatlar”ını,
Sargılar içinde ağlayan çocukları,
Bombalanan şehirleri,
Alev alev yanan binaları, sönen ocakları, evlatsız kalan kucakları seyreder ve “Vah!..
Vah” deyip, belki ağlardı!..
Ama, öyle yapmadı!..
“Tek başıma ne işe yararım ki!” demeyip, “insanlık için” feda etti kendini!..
“Iraklı çiftçi” de öyle yaptı!..
“İnandı” ve bastı tetiğe!..
Düşürdü Apaçi’yi!..
Evet;
“Tek başına!”
UZMAN MANYAĞI OLDUK
Bugün; rahat ve sıcacık koltuklara gömülüp, “strateji üretiyor” havalarında
ahkâm kesenlere ve ekran başındaki insanları “uzman manyağı”na çeviren “sığ
beyinli”lere bakıyorum da, “Amerikalı Rachel” ve “Iraklı çiftçi”nin tavırlarını
çok daha insanca, çok daha onurluca buluyorum...
Çünkü onlar;
“Tek başlarına” gerçekleştirdiler “eylem”lerini!.. “Cebi dolarlı, beyni yularlı”
zevat ise, “Amerikasız asla başaramayız” gibi bir teslimiyet, miskinlik,
tembellik ve acziyet içinde!..
Ter döküp “et”i haketmektense, “önlerine atılacak kemiği yalamaya” razılar!..
Ve bunlar;
O, çok bilmiş edalarıyla, Tayyip Bey’i de “kuşatma” altına almanın, “ABD ile
birlikte hareket” etmeye zorlamanın gayretinde!..
Diyorlar ki;
“ABD ne derse, onu yapalım!.. Amerika olmadan asla yürüyemez, dünyada yalnız
kalırız!”
Bana öyle geliyor ki;
Bunlar, yedi düvele karşı savaşıp, “Çanakkale geçilmez” dedirten insanların
torunları değil!..
Bunlar;
Aynı Çanakkale’ye “Truva Atları” içinde gelen “istilacı”ların attığı tohumlardan
bugün yeşeren “veled-i zinalar” olsa gerek!..
Bereket ki;
“Iraklı çiftçi” de bunlar gibi düşünmedi!..
Eğer bunlar gibi düşünseydi; Irak, çoktaan “teslim bayrağı”nı çekerdi!..
Direniyorlar!..
Öyle inanıyorum ki; bu “direniş halkaları” bir gün tüm dünyayı saracak ve tarihe
gömecek küstah ABD’yi!..
“Madara” olmaları onu gösteriyor ki “Hadarî”lerin sonu geldi!..
Hasan Karakaya 26 Matr 2003 Vakit