Ve ize’l mev’ûdetu sûilet, bi eyyi zenbin kutilet! [1]

 

Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma - 4 Nisan 2003

 

 

Bugünlerde biraz aklı olanın yapacağı en akıllıca iş, aklını yitirmemesi için Allah’a dua etmesidir.

Gerçekten insanlar o kadar yalancı, o kadar alçak oldular ki, bu alçaklara ne yapacağını şaşırıyor insan...

Amerika denen, ve gelecek nesillerde, müttefikleriyle birlikte lanetle anılacak olan katil güruhu, Güney Doğu Anadolu üzerinden, Iraklı Müslümanları vurmak için askeri malzeme taşıyor, ve bu malzemeye “insani yardım” deniyor ! ?...

Gerçekten birileri, birilerini keriz yerine koyuyor da kerizlerin kendi kerizliklerinden bile haberleri yok. “Nasılsa bizimkiler doğru yapar” felsefesi, onları “düşünme melekelerini kaybetmiş mahluklar” hâline getirmiş... “Abdullah Gül gülüyor ya, o mutlaka milletin hayrına bir şeyler yapmış” diye düşünüyor yıllardır uyuşturucu alıp uykuya dalmış olan zavallı Müslüman halk... “Tayyip Bey vakarlı duruyor ya, mutlaka Amerika’yı dize getirmiştir aslanım!” diye avunuyor ona oy verip, ondan hizmet bekleyenler... Powell denen cinayet ortaklarıyla, gizli kapılar ardında neler konuştuklarını halk neden merak etsin ki? Çünkü “onlar en iyisini yapar” tarihî zırvasına aldanmış, asırlardır keçi sürüsü gibi yaylanmaya devam ediyorlar...

Eskiden utanma vardı, âr vardı... O da kalmadı zahir...

Abdullah Gül Bey, dostu ve meslektaşı Powell’la ekranlara çıkıp o masum(!) gülücüklerini ustaca kullanarak, göğsünü gere gere, ve âdetâ Iraklı Müslümanlara meydan okuyormuşçasına, “biz Koalisyonun(Irak’ta  Müslümanları işkence yapa yapa onların kökünü kazımaya Kutsal İncil üzerine yemin etmiş şebekenin) müttefiklerindeniz!” diyor, hiç kimse ortaya çıkıp, “Efendi! Biz sana bunun için oy vermedik!” demiyor/diyemiyor...

Elbette bir gün gelecek, bu sıkıntılı günler de geride kalacak... Tıpkı milyonlarca Müslümanı kesip katleden Haçlı Ordularının geride kaldığı gibi... Ve tarih kitaplarında sizlerin adı, Müslümanlara Haçlı Seferini ilân etmiş, ve yardımlarınızla da iğrenç ihtiraslarını gerçekleştirmiş olan kâfir Bush’unkiyle yazılacak! Torunlarınıza bırakacağınız bundan daha “güzel” mirasınız olur mu?

Sizlerde hiç mi yürek kalmadı? Basîretiniz bağlandı da, taşla mı lehimlediniz duygularınızı ki, ekranlarda ağlayan bebekleri, kolları kopmuş çocukları, müttefikleriniz olan askerlerin necis elleriyle tartaklanan kadınları, pazar yerinde vahşice katledilmiş cesetleri görmüyorsunuz? Ve bütün bu vahşi cinayetleri işleyen cânilere nasıl “müttefik” olur, bu iğrenç ittifakınızdan zevk alırsınız?

Bütün bunlar, birkaç dolar için öyle mi?

Iraklı Müslüman yetim mallarından elde edilen “ganimet”ten size de pay düşsün diye, öyle mi?

Size verilip verilmeyeceği hâlâ meşkuk olan bu “yetim malı haram tereke”yi nasıl indireceksiniz midenize?

Yazıklar olsun sizlere...

Sahi Allah’la karşılaşacağınız günü de mi unuttunuz? Siz unutun bakalım! Bilesiniz ki Allah unutmuyor, ve bu cürümlerinizin hesabını teker teker soracak!!!  Hem de yardımlarınızla katledilen binlerce bebeğin şahitliğiyle!

O bebekler ne diyecek biliyor musunuz ey bir zamanlar büyük ümitler bağlayıp, şimdi de kendileri hakkında sükutu hâyâle uğradığımız Tayyip Bey ve Abdullah Gül Bey?

Ve ize’l mev’ûdetu sûilet, bi eyyi zenbin kutilet![1]


[1] K. K. Takvîr Sûresi, 9.