Saddam kadar bile yüreğiniz yok mu sizin!

Gazetelerde, televizyonlarda ahkâm kesen sözde aydınları, yorumcuları izledikçe, “Yuh size! Saddam bile sizden daha yürekli imiş” diyesim geliyor.
“Bir Türk cihana bedeldir” sözü ile şişinip duranların, “Araplar şöyle pistir, böyle cahildir, şöyle korkaktır” diye yerin dibine batıranların, aslında yürekleri olduğu için değil, manevi değerleri önemseyen insanlara saldırmak için bu tür sözler sarfettikleri ortaya çıktı..
Şimdi ABD’ye küçücük bir itiraz sonrasında, kaç kuruşluk ciğerleri olduğunu ortaya koydular bile..
Siz söyleyin, şu sözü, düne kadar “Bir Türk cihana bedeldir” diyerek dolaşanların söylemesi mümkün mü: “İkinci tezkerenin reddedilmesi ile birlikte, kuzeyden girişine izin vermediğimiz Amerika, bunun acısını bize çok ağır ödetecek. Türkiye, ölen her ABD’li askerin faturasını ayrı ayrı ödeyecek. IMF ile ödeyecek, AB ile ödeyecek. Kıbrıs ile ödeyecek. Ödeyecek.. Ödeyecek.. Dua edelim de fazla ABD askeri ölmesin!”
Eğer ABD casusu değilseniz, bu sözleri bir Türk olarak nasıl söyleyebilirsiniz?
Kurtuluş Savaşı’nda yedi düveli sınırlarımızın ötesine püskürten bir ecdadın daha birinci derece çocukları iken, bu pısırıklığı, bu acizliği, bu korkaklığı, bu sindirilmişliği nasıl dillendirebiliriz?
Hele hele önümüzde, o beğenmediğimiz Ortadoğu ülkelerinden Irak’ın başındaki Saddam gibi bir örnek var iken!..
Ne yapıyor Saddam?
Milli menfaatlerini korumak, ülkesini ABD boyunduruğuna sokmamak için, canını ortaya koyup, Bush’a karşı direniyor.
Kurtuluş Savaşı’nda tüm dünyaya kafa tutan Türklerin bugünkü torunlarının bile “Siz kafayı mı yediniz? ABD’ye hiç itiraz edilir mi!” dedikleri bir dönemde, cana can, dişe diş mücadele ediyorlar..
ABD ve İngiliz birlikleri ile göğüs göğüse savaşıyorlar.
Süper devlet denilen ABD’nin en son teknolojiye göre üretilmiş silahlarına karşı, on sene öncesinin iptidai silahları ile karşılık veriyor.
ABD’nin acımasız saldırıları başlayalı 6 gün oldu.. Siz; üçte bir nüfusumuza sahip Irak’ta, “ABD’ye biz karşı çıkabilir miyiz? ABD’nin isteklerini yerine getirmezsek biz mahvolur biteriz. İflas ederiz” diye açıklama yapan satılmış bir tek kişi bile gördünüz mü?
Tüm imkânsızlıklara rağmen, tepelerine inen tonlarca bombaya rağmen, canları pahasına ABD’ye karşı çıkıyor, direniyorlar..
Bırakın Irak’a kuzeyden de girmesine izin verilmediği için uğrayacağı fazla zayiatların dolaylı müsebbibi olmaktan ve böylece ölen ABD askerlerinin hesabının bizden sorulmasından korkmayı, onlar bizzat ABD askerlerine karşı direnip, Coni’lere silah çekerek, helikopterlere karşı tüfeklerle mücadele ediyorlar..
Demek ki; şu ABD, petrol veya benzeri yeraltı bir zenginliğimiz ortaya çıksa da, bizi sömürmek için Türk topraklarına bir göz dikse, yandık kül olduk demektir..
Bu satılıklar, demek ki hiç direnmeden hemen teslim olacak, kapıları emperyalistlere açıverecekler!..
Öyle ya; sadece “Topraklarımızı kullanacaksanız, uğrayacağımız zararları da tazmin edeceğinize dair yazılı belge vermeniz gerekir. Sözle-mözle bu iş olmaz” diye küçücük bir itirazda bulunulduğu için ABD’nin azabından korkanlar, ABD’nin direkt bir isteği ile karşı karşıya kaldığında ona hiç “hayır” diyebilirler mi?
Örneğin; hep tartışılan şu bor yatakları, gerçekten işe yarar şekilde faaliyete geçeceğinde, ABD’nin sinsi bir planı kapsamında, göstereceği sudan bahane sonrasında bu satılık kalemlerin, satılık strateji uzmanlarının, satılık aydınların (!) hemen teslim olmayacaklarını hiç sanıyor musunuz?
Bırakın karşı çıkmayı, eminim açık açık “Ama bizim yaptığımız da yanlış canım. Global dünyada, böyle şeylere tabii izin vermezler.. ABD’nin madenlerimize el koyması haklı” bile diyebilirler..
Belki ABD daha talep etmeden, bu satılıklar, “Biz bu madeni işletemeyiz. Bizim bu konuda kabiliyetimiz yok. Gelin işletin. Bize de ufacık bir pay verseniz o da yeter” dahi diyebilirler..
Neyse ki; satılıklardan çok, vatanseverler var.
Vatanseverler var da; “cahil”, “dünyayı tanımıyorlar”, “acemi” gibi suçlamalara muhatap olsalar da, “dik duruş” sergiliyorlar da, emperyalistlerin heveslerini kursaklarında bırakıyorlar..
İşte son gelişmeler ortada..
Türkiye “dik duruşu”nu sürdürdükçe, ABD yavaş yavaş hizaya geliyor..
Daha gelecek de..

Ali Karahasanoğlu 26 Mart 2003 Vakit