Ne Mûsâ’ya, ne İsâ’ya...

 
Kusura bakılmasın da, ülkemizin Irak meselesinde takındığı tavrı bendeniz hiç de samimi bulamıyordum. Harbe karşı imiş gibi gözükmeleri görüntü cihetiyle güzel olsa da, harbin bir cephesini teşkil eden; ABD, İngiltere, İsrail ile Kuzey Irak ilgililerinin bu topraklarda cirit attırılması ve üslerin devamlı teftişe açılması midemi bulandırıyordu. Hava bozulmasın diye de sesimi çıkarmıyordum.
İstanbul’da bir araya gelen altı ülkeden birazcık Suudi Arabistan hariç, o da içteki şiddetli muhalefetten kaynaklanıyor, diğerleri hep el altından ABD ile anlaşmış olanlardır. Tamâmen zevâhiri kurtarmaya çalışılırken, gizli görüşmelerde başka şeylerin konuşulduğunu sanıyorum.
Geçen hafta sonu bir sohbette karşılaştığımız ve kendisini cidden sevdiğim bir iktidar mensubu kardeşimiz endişesini şöyle aktardı:
“Baştan beri savaşa karşı çıkar gözükerek ABD ve yandaşlarını küstürdük; şimdi birden ani dönüş yaparak savaşa taraftar olursak, korkarım diğer cenâhı da küstüreceğiz. Böylece ne Mûsâ’ya yaranabileceğiz, ne İsâ’ya...”
Ben de bu kanaatte idim, dolayısıyla bu kardeşimizi gönülden alkışlamaktan kendimi alamadım...
Efendiler, kimse kimseyi kandırmasın. Osmanlı’da oyun çoook derler ya, o hesap, yarın bir bahane uydurularak ABD’nin yanında Irak topraklarına bu ülkenin çocukları da girecekse; bugünden münâfıklık yapmanın âlemi ne? Çandar’ın dediği gibi, bu ülkenin gerçek tavrını başka ülkelerin vatandaşları doğru olarak bilirken, en son biz mi öğreneceğiz?
Şu ifadelere dikkat:
“İlk günden bu yana görüşmelerin odağındaki bir kabine yetkilisi, gelinen noktayı dolaylı, ama etkili bir anlatımla özetledi. ‘Size bir soru soruyorum’ dedi. ‘Diyelim ki Amerika sıkıştı. Uçaklara askerlerini doldurdu ve Malatya Erhaç’a indirdi. Ne yapacaksınız? Ateş mi açacaksınız’” (Tercüman, 18 Ocak 2003)
Konuşmayı aktaran Emin Pazarcı da diyordu ki:
“Türkiye, istese de istemese de olayın içine doğru sürükleniyor!”
Aynı gazetenin birinci sayfasında ise, TC ordusunun da ABD birlikleri ile birlikte Musul’a doğru gidişlerini gösteren harita yer alıyordu...
Türkiye böyle bir kararı tatbike başladığı an ülke savaşa girmiş olacağı için, belki o gün yazamayabiliriz; ama şimdiden söylüyorum: Eğer bu ülkenin ordusu da Irak’a girerse, TC’nin ruhuna birkaç sene sonra okuyacağınız fâtihaları şimdiden okumanızda bir mahzur yoktur. Korkunç bir sür’atle başlayacak olan Ortadoğu’daki harita değişikklikleri, bu ülkeyi istisna tutmayacaktır.
Böyle bir karara şiddetle karşıyım; lâkin kaderi önlemeye kimsenin güç yetiremeyeceğini de herkesten iyi biliyorum. Ne yapalım, elle gelen düğün-bayram...

                                                                                                              
Mustafa Kaplan    (Vakit 29 Ocak 2003)