Haydi Özkök, Sam amcan senden bir yazı daha bekliyor!

4 gündür süren ABD saldırıları sonucu ölen kadınların, yaşlıların, bebelerin görüntülerini silmeden, gözünüzün önünde üst tarafta bir pencere daha açıp, 1.5 sene öncesine, 11 Eylül 2001’e gider misiniz?
Şu meşhur “İkiz kuleler”in vurulduğu güne ve o günü izleyen günlerde gazetelerde yazılanlara, televizyonlarda izlediklerinize...
Neler söylenmiş, neler yazılmıştı o olay üzerine?..
Hatırlasanıza, Müslüman aydınlar açık oturumlarda bir köşeye sıkıştırılıp, “Hadi söyle.. Hadi söyle, ‘İkiz kulelerin vurulması bir terör eylemidir. Bu terör eylemini lanetliyorum’ de. Hadi lanetlesene, hadi” diye...
Bırakın kartel medyasını, “muhafazakâr” dediğimiz televizyonlarda, aynı hassasiyetleri paylaştığımız nice insanlarımız, esen rüzgâra kendisini kaptırıp, “İkiz kulelere yönelik eylem bir terör eylemidir. Müslümanlar bu terör eylemini kınamalıdırlar. Müslümanlar, hücrelerine varıncaya kadar bütün varlıkları ile, bu terör eylemini gerçekleştirenleri lanetlemelidirler. Müslümanlar bu terör eylemini kınamazlar, lanetlemezlerse, Filistin’de olanlara da karşı çıkamazlar. İkiz kulelere yapılan eylemi, komplo vs. gibi yorumlarla geçiştirmek doğru değildir. Buna terör diyeceğiz ve hep beraber lanetleyeceğiz” diyorlardı.
Hatta bazıları; “Mütedeyyin insanlar, 28 Şubat sürecinde gördükleri haksızlıklara karşı çıkarken, ‘İkiz kuleler’ eylemine sessiz kalmaları büyük bir tutarsızlık olacaktır” iddiasında bulunuyorlardı!
Hızlarını alamayıp, kimin gerçekleştirdiği belli olmayan o eylemi, katrilyonluk servetini bırakıp, kendini Afganistan’ın kurtuluşuna adamış olan Usame bin Laden’in sırtına yükleyenler, Afganistan’daki Müslümanları vurmaya hazırlanan ABD’nin yakacağı ateşe odun taşıyarak, “Taliban’ın neyini savunuyorsunuz? Taliban’ın İslam dini ile ne ilgisi var? Bunlar İslam dininin yüzkaralarıdır” gibisinden; hırsızı değil, ev sahibini suçlayan yorumlarda bulunanlar bile vardı.
O günlerde de aklıselim insanlar dile getirmişlerdi; “Suçsuz insanın öldürülmesi tabii ki İslâm dininde de yasaklanmıştır. Ancak, karşınızdaki insanların suçsuzluğu tartışma götürür! (Bakınız: Kızılderelilere reva görülenler.. Bakınız: Hiroşima.. Bakınız: ABD desteği ile İsrail’in Filistin’de sergilediği katliam.. Bakınız: Muavenet gemisinde vurulan askerlerimiz..) Bu bir yana, kesin delil olmadan Müslüman insanların suçlanması yanlıştır..” diye.
Kime dinleteceksiniz!..
ABD dolmuşuna binip; Afganistan’ın bombalanmasını, masum insanların öldürülmesini desteklediler..
Şimdi dönelim son bir haftalık Irak görüntülerine...
Söyler misiniz; Irak’ta şu yaşananları, “İkiz kulelerin görüntüleri” ile kıyaslamak bile başlı başına bir cinayet değil mi!
Şu Bağdat’ın merkezinde sıra sıra çıkan alev toplarını gözünüzün önüne getirin, söyleyin “İkiz kulelerin kaç misli şiddetlisi bu terörizm/bu vahşet?”
Ne yani, sivil uçakla ABD’deki binaya çarpınca “terörizm” oluyor da, halkın tepesine bombaları indirince “terör” olmuyor mu?
İkiz kulelere ve Pentagon’a yönelik eylem, nihayetinde 3 saat içinde oldu bitti, gitti!
Ya Irak’ta yaşananlar?..
Gece gündüz demeden, binlerce ton bombayı halkın tepesine indirenlerin 5 gündür sergiledikleri vahşet, “terör” değil de nedir?
Cevap, savaş yanlısı Hürriyet’ten: “Tam gaz Bağdat”
Ağzınıza mı düşmüş sizin, İkiz Kule eylemi sonrası “Tam gaz Washington” türünden bir başlık atasınız?
Ama onlar atarlar!
Sivillerin öldüğü, iç sayfalarında kare kare görüntülerini yayınladıkları ölmüş kadınların, bebelerin resimlerine rağmen, utanmadan “Tam gaz Bağdat” diye başlık atıyorlar!
İkiz Kule’dekiler masum insanlar idi de, Basra’da, Bağdat’ta, Musul’da.. evlerinde otururken tepelerine inen tonlarca ağırlıktaki bombalarla can veren insanlar masum değil miydi?
Utanma hissi kalkınca, artık söze gerek yok..
Bakın bu hayâsızlığın son örneğini, Hürriyet’in işadamı yayın yönetmeni nasıl veriyor: “Çukurdan bozma bir siperde iki zavallı asker. Birinin elinde ucu henüz siperden çıkmamış bir beyaz bayrak..”
Özkök beyefendi, herhalde Iraklı askerlerden, can verdikten sonra da beyaz bayrağı havada tutmalarını istiyor. Öldükten sonra bile dışardan görünecek yükseklikteki bir işareti, beyimiz yeterli görmüyor, siperden çıkmamış diye gösterip, işlediği rezilliğe tüy dikiyor: “Geç kalmış beyaz bayrak” diyor.
İslâm’ın en temel savaş hukuk prensibidir: “Aman dileyene vurulmaz”. Evrensel hukukun da en temel ilkesi böyledir.
Ama gözü dönmüş insan düşmanları, o beyaz bayrağı da, gecikmiş diye kabul etmiyorlar...
Şimdi Özkök’ten yeni bir yazı daha bekliyorum.. Guantanamo’da Afganlıların resimlerini boy boy yayınlayan ABD’nin, Irak’ta esir alınan kendi askerleri tv’lerde gösterilince “Bu Cenevre anlaşmasına aykırı” açıklamasına bir destek yazısı.
Haydi Özkök. Sam amcan, senden hizmet bekliyor!
Konuştur kalemini..

 

Ali Karahasanoğlu 24 Mart 2003 Vakit