Bugün Bağdat, yarın Mekke... Sıra geliyor bizim tekkeye!
Kapı komşum, genç bir diş hekimi... Dün
sabah, asansörle aşağı inerken, “nasılsın?” diye sordum... Sanki, “pimi çekilmiş
bomba” gibiydi... “Sorma ağabey” dedi, “Şu yorumları duydukça, çıldıracak gibi
oluyorum!”
O kanal, bu kanal derken, “serseri mayın”a dönmüş.
“Ama” dedi;
“NTV’deki yorumcuyu dinleyince, küfretmemek için 32 dişimi birden sıktım!.. Bu
adamın ya tohumunda bir Amerikalı var, ya da Amerika’dan resmen para alıyor!..
Ekrana savaş uzmanı diye çıkmış, ama mutlaka dolar azmanı biri olmalı!”
Haklıydı...
Çünkü ben de, hem de tam kahvaltı saatinde aynı adamı dinledim ve “Satılmış
Bush!” diye bağırdım!..
Bir insan, ancak bu kadar “Amerikan yalakası” olabilir!.. Bir insan, ancak bu
kadar “satılmış” olabilir!..
Öyle bir konuşuyor ki;
“ABD saldırıları”nı, Pentagon bile bu kadar fütursuzca savunamaz!..
Böyle bir yoruma, CNN ekranlarında bile rastlanamaz!..
Ama, burası Türkiye!..
Ortalık, “Truva Atı”ndan geçilmiyor!..
Böylesine “Amerikan yalakası” olmak için, ne kadar “Amerikan salatası” yemek
gerekir, elbette bilemiyorum, ancak bildiğim o ki; “cebi dolarlı, beyni yularlı”
bu yalakalar varken, Türkiye “Amerika’nın kucağı”ndan asla kurtulamaz!..
İŞİMİZ ZOR!
Neymiş;
ABD askerleri, aslında Umr Kasr’ı çoktaaan ele geçirirmiş, ama daha fazla insan
öldürmek ve limanlara zarar vermek istemiyormuş!!!
Dikkat ederseniz;
Bağdat’ta “elektrik”ler yanıyor, “su”lar da akıyormuş!.. Bu da, “ABD’nin insanî
yönü”nü gösterirmiş!..
Yani;
İnsanlara zarar verici bombardımandan kaçınıyormuş Amerika!..
Hayır, abartmıyorum!..
Bu yorum; CNN’de değil, dün saat 10.30 civarı NTV’de yapıldı!.. Konuşan da
Rumsfeld filan değil, “Türk veled”in biri!..
Çıldırmak işten değil!..
Adam;
Arka plânda cayır cayır yanan Bağdat’ı görmüyor!.. Onlarca “can”ın, cansız yere
düştüğünü görmüyor!.. Bırakın insanı, hayvanların bile böylesine “vahşet”
sergilemeyeceğini söylemiyor!..
“Amerika’dan daha Amerikalı” bir ağızla, “çarpışan helikopter”lerin teknolojik
sebeple değil, pilotaj hatasından düştüğünü söylüyor!..
Çüşşşş!..
İşimiz zor... Gerçekten zor!.. Beynini kiraya vermiş bu adamların “uzman” olarak
ekranlara çıkıp “dezenformasyon” bombardımanı yaptığı bir ülkede, “gerçek”leri
dillendirmek gerçekten zor!..
“Diş hekimi” dostum da öyle dedi zaten;
“Allah kolaylık versin abi!.. Amerika’daki Amerikalılarla mücadele etmek kolay
da, bu satılmış Amerikancılarla nasıl baş edeceksiniz bilmem!”
Doğru...
Bir yanda “Amerikalı”lar, bir yanda “Amerikancı”lar!..
Gelde baş et bunlarla!..
SAVAŞ DEĞİL, TERÖR!
Oysa;
Rand Beers denilen Amerikalı, bunlardan çok daha haysiyetli, bunlardan çok daha
şahsiyetli...
Onun sözleri;
Belki de savaşın gidişatını değiştirmeyecek... Ama, “tarihe kayıt düşmesi”
açısından son derece önemli.
“Tavrı” da, sergilediği “duruş” da önemli!..
Rand Beers, sıradan bir Amerikalı değil... O, “ABD Ulusal Güvenlik Konseyi”nin,
“terörle mücadeleden sorumlu” en üst düzey yetkililerinden biri!..
Bu görevinden istifa etti önceki gün... İstifa ederken de, “ABD’nin yüzündeki
maske”yi çekip, “gerçek çehre”yi serdi gözler önüne!..
Dedi ki;
“Terörle mücadeleye ayrılması gereken kaynaklar, Irak savaşına ayrıldı...
Duyduğum hayal kırıklığı dolayısıyla görevimden istifa ediyorum!..
Irak’la savaş uğruna, terörle savaş bir kenara bırakıldı!.. İstihbarat ve askerî
kaynaklar ile müttefiklerle ilişkiler de Irak’la savaş uğruna harcandı!”
Bu sözlerin anlamı gayet net ve açık...
Demek oluyor ki;
“Irak’la savaş” başka şeydir, “terörle savaş” başka şey!..
Yani;
Irak’la savaşmak, “terörle savaşmak değil”dir!..
Peki; bu, neyi gösterir?..
Elbette “ABD’nin ne kadar yalancı” olduğunu!..
Öyle ya;
Taaa 11 Eylül’de “ikiz kulelerin vurulması” ile başlayan süreçte, şöyle demişti
Bush;
“Terörle, sonuna kadar savaşacağız!”
Bunun adı da konulmuştu:
“Sonsuz Özgürlük Operasyonu!”
İş, gele gele;
Önce Afganistan’a, şimdi Irak’a saldırmaya kadar geldi ki, sırada “diğerleri”nin
olmadığını görmemek için, “kör” ya da ekranlarda “uzman”(!) olmak gerek!..
YARDIM VE YATAKLIK!
Bu saldırılar;
“Savaş” filan değildir!.. Bu, resmen ve alenen “katliam”dır, “soykırım”dır!..
Evet;
Bir “devlet terörü”dür!..
Ne yazık ki;
Genelkurmay’ıyla, Hükümet’iyle, Bürokrasisi’yle ve Medya’sıyla, Türkiye de bu
terörist saldırılara “yardım ve yataklık” yapmaktadır!..
Hem de;
“15 yıl boyunca terörle savaşan, 30 bin askerini toprağa veren, 100 milyar
dolarını dağlara gömen” bir ülke olduğumuz halde!..
Bunu, “ülke çıkarları” ile izah etmek de mümkün değildir!..
Öyle ya;
Geçmişte “PKK terörüne yardım ve yataklık” yapanlar da, nihayetinde “kendi
çıkarları”nı düşünüyorlardı!..
Kapılarına “Kaleşnikof”la dayanan teröristlere “su” veya “ekmek” vermek zorunda
kalıyorlardı ki, “can”larını kurtarsınlar!..
Ama bu;
Onları, “teröre yardım ve yataklık”la suçlamaktan, mahkemelerde yargılanıp,
hapsedilmekten kurtaramadı!..
Söyleyin Allah aşkına;
“PKK teröristi”ne kapı açmakla, “USA teröristi”ne hava sahasını açmak arasında
ne fark vardır?..
Ama, “mecburduk!”
Ama, “ABD güçlü”dür!..
Doğrudur!..
Elinde “silah” olan, “haksız” da olsa, daima güçlüdür!..
“Eli silahlı PKK’lı” da güçlüydü!..
Zaten o yüzden kapısını açmak zorunda kaldı gariban vatandaşlar!..
Ama, dedim ya;
“Teröre yardım ve yataklık”la suçlanmaktan kurtulamadılar!..
Korkarım ki;
Bir gün, Ankara da muhatap olur aynı suçlamaya!..
NE FARKI VAR?
Zira;
Amerikalı Rand Beers’in dediği gibi; bu savaş, “terörle mücadele” filan değil;
“Terörün ta kendisi!”
Ve Türkiye;
Hava sahasını açmakla, “teröre yardım ve yataklık” ediyor!..
“Hükümet”iyle ediyor,
“Genelkurmay”ıyla ediyor,
“Bürokrasi”siyle ediyor,
“Medya”sıyla ediyor!..
Ve tabiî;
Ekranlara çıkan, “dolar azmanı uzmanları”yla ediyor!..
Ve tabiî;
Reha Muhtar’ın “acı var mı acı?” şeklindeki “cıvık” sorularını andırır biçimde;
hem de Bağdat bombalanıp, alev alev yanarken, Irak Büyükelçisi’ne dönüp, “Ne
hissediyorsunuz?” diye soran Kanal 7’si ve de artık bir “Sabah yazarı” olan
Ahmet Hakan’ıyla!..
Ve tabiî;
Bombardımanlarda ölen “Iraklı Müslümanlar” için “gıyabî cenaze namazı” kılan,
“savaşa hayır” diye haykıran insanların üzerine “cop”larla yürüyüp, gözlerine
“biber gazı” sıkan “polis”iyle!..
Evet, acı bir tablo!..
Savaş istemeyenlerin “yüzde 94’lerle” ifade edildiği bir ülkede, maalesef
“teröre yardım ve yataklık” zirvede!..
Daha, ne diyeyim?.. Söyle Sibel bacım, daha ne diyeyim...
VEHİM DEĞİL GERÇEK
Bakın;
Bu iş, “Irak’la sınırlı” kalmayacak... Bu işin, “Saddam”la veya “kimyasal
silah”la falan da ilgisi yok!..
Bu, bir “dizayn operasyonu”dur ki, sırada Mısır var, İran var, Suriye var, Suudi
Arabistan ve en sonunda da Türkiye var!..
Bir “vehim” veya “komplo teorisi” değil şu yazdıklarım!..
Amerikan “finans çevreleri”nin en etkili gazetesi Wall Street Journal yazıyor
bunları!..
Hem de, 1. sayfasından!..
Diyor ki;
“Başkan George Bush’un hayali, sadece Irak’taki rejimi değiştirmek değil;
Amerikan çıkarları açısından tüm Ortadoğu’yu güvenli bir bölge haline
dönüştürmek!!!
Bağdat’taki rejimi değiştirdikten sonra, Arap dünyasında da Amerikan yanlısı
hükümetlerin işbaşına gelmesi öngörülüyor!!!
Bu ülkelerin başında da;
Mısır, İran ve Suudi Arabistan geliyor!..
Bu operasyon; uzun vadede, bölgedeki tüm dinamikleri değiştirecek ve bölge;
Washington’a dost bir bölge haline dönüştürülecek!..
Bu strateji yeni de değil!..
Bu fikir, 1998 yılında ‘Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi’ şeklinde Clinton’a da
teklif edilmişti...
Şimdi, Bush uyguluyor!”
KÖR MÜSÜN BE ADAM?
Bilmem, fazla söze hacet var mı?.. Rand Beers ve Wall Street Journal’ın
ifadeleri gayet net ve açık!..
Görülüyor ki;
“Saddam” da, “kimyasal silah”lar da, sadece bir bahanedir!..
Amaç;
“Ortadoğu’yu yeniden şekillendirmek”tir ki, bunu görmemek için ya “kör” olmak,
ya da “aptal” olmak gerek!..
“Uzman” kılığıyla ekranlara çıkıp, “Amerikan bombardımanları”nı; “haz”zın da
ötesinde, adeta “orgazm” olur bir ifadeyle anlatan yalakalar; bana öyle geliyor
ki, o “füze”lerin, bir gün gelip kendi tepelerinde patlayacağından habersiz!..
Yazıklar olsun!..
Hasan Karakaya 23 Mart 2003 Vakit