Bu savaş kimin keyfi için yapılıyor?

Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma - 1 Ocak 2003

    Birinci Körfez Savaşı sırasında - ki o zaman Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti Amerika’yı desteklemişti-  yazdığımız bir yazı, bugünün olaylarıyla tamamıyla örtüştüğünden, aynı yazıyı, şimdiki yöneticilerimizin, selefleri gibi davranarak, bu yazının muhatapları olmamaları temennimle, sadece bazı isimleri değiştirerek Web sahifeme alıyorum:  

Abdulkadir Geylânî’nin ruhaniyetinden mektup  

         Ey lâ ilâhe illâ Amerika demeye başlamış olan müslüman(!)lar sizlere sesleniyorum!

        Size söyleyeceklerime başlamadan önce diyorum ki: en yüksek bakanınızdan, en küçük öğretmeninize; en büyük tüccarınızdan, en küçük manavınıza; köylünüzden, şehirlinize kadar, her kim benim adım olan Abdulkadir’i taşıyorsa, adımı geri versin; adını Bush, Powel, Chenny, Blair, Şaron ya da başka bir şey yapsın!

Kara cübbeler giydirdiğiniz hocalar, İlâhiyât kürsülerine oturttuğunuz profesörler, hiç mi Resûlullah( s.a.s)’in Sünneti’ni size anlatmadılar? Yoksa Bush’u ona da mı tercih ediyorsunuz? Kıyamette sizler, uşak olmaya gayret ettiğiniz Bush’un peşinde  Mahşer’e gelince, kimden şefaat dileyeceksiniz? Senelerce CIA Başkanı olarak dünyadaki bütün fitneleri tutuşturan , milyonlarca insanın ölümüne sebep olan, bir o kadarının sakatlanmalarına sebebiyet veren, müslüman çocuklarının öldürülmelerini kendisine eğlence edinen terör patronu  Bush’un, Katil oğlu şimdiki Bush’la nasıl aynı safta birleşir, cürümlerini paylaşabilirsiz? Müslümanın satın alınması bu kadar kolay mıydı? Hani sizler kendilerinizi Allah’a adamıştınız! Ne çabuk ilâh değiştirdiniz?

Ey tarikat silsilelerinde hâlâ benim adımı zikredip, Amerika zulmüne göz yuman tarikat Halifeleri(!), artık benim adımı silin şecerenizden! “Haksızlık karşısında susanlar, dilsiz şeytanlardır!” buyruğunu sizler de mi unuttunuz? Sizler ki benden el alıyordunuz, Bağdad’a gelip, “seyr u sülûk”a giriyordunuz... Bağdat’ta, Basra’da, Musul’da, Kerkük’te yüz binlerce müslüman çocuğu üzerine,  küfrü kendine rehber edinmiş Bush Amerikasının tonlarca bombaları yağarken, nasıl hâlâ tevhid çekeceksiniz tekkelerinizde? Beni hatırlamıyorsanız, Hasan-ı Basri’yi de mi unuttunuz?

Utanmıyor musunuz ki, artık fetvalarınızı müslüman olmayanlar veriyor!.. Bush denen, ve müslümanlara “Haçlı Savaşları”nı ilân etmiş olan insanlığın yüz karası herif, kara su inmiş gözlerinizi iyice karartmak için Cinâyet Sarayı’nda iftar vererek Deccal lokmalarını yutturuyor sizlere de, iz’anlarınız felç oluyor; ve sizler onun dümen suyuna kapılıp gidiyorsunuz..

Amerika’nın desteğinde İran’a vururken görmezlikten geldiğiniz, şimdilerde ise, yeni yeni “zalim” demeye başladığınız Saddam, senelerce müslümanlara zulmederken , Halepçe’yi, içindeki hiçbir canlı kalmayıncaya dek Amerikan kimyasal bombalarıyla yerle bir ederken, neredeydi kuruyası dilleriniz? Şimdi o zalim, zulmünü Amerikan emperyalizmine karşı çevirdi diye mi ona zalim; yahudiye, amerikalıya, ingilize mazlum diyeceksiniz? Merhamet anlayışınız ne kadar da çağdaşlaştı?

Ey isimleri müslüman olan yaratıklar, size bu yeni din anlayışını kim getirdi? “Müslümanlara Haçlı Savaşlarını ilân eden Bush’un yanında yer alın, ve müslümanları katliama, yurtlarını işgâle gidin!” diyen yeni, ve gizli  ulu’l-emr’leriniz, hangi kitaptan çıkardılar fetvalarını? Hz. Muhammed(s.a.s)’in ümmetini katliama gidenlerin yanında saf tutarsanız; hangi peygamberin getirdiği vahye inanıyorsunuz?

Ey sıra sıra ciltlerle kütüphânelerini süslemiş olan müslüman alimleri! “Emr-i bi’l-ma’rûf ve nehiy ani’l-münker”e sırt çevirmişseniz, ne ve kimin için yapıyorsunuz ilminizi? Amerikan emperyalizmi müslümanları yok ederken susuyorsanız, neye yarayacak ilminiz? Size bir ayet hatırlatayım ki, belki intibâha gelirsiniz. Kur’an’da hiç rastlamak istemediğiniz  o ayette şöyle buyuruyor Alemlerin Rabbi:

“ Küçük bir menfaat  karşılığında, Allah’ın Kur’an’la indirdiği ahkâmı gizleyenler (yâni makam ve mevkilerini, paralarını, dünyevi çıkarlarını düşünerek Allah’ın emrettiklerini söylemeyenler, susanlar) (var ya); onlar (böyle yapmakla) midelerinde ateşten başka bir şey yemiş olmazlar. Kıyamet Günü Allah onlarla konuşmaz, onların günâhlarını da affetmez. En elim azap da onlar içindir”(Bakara sûresi, 174).

Ey İslâm’ı sömüren alimler! Asırlardır kendinize silâh   yaptığınız te’vil müessesesini hemen devreye sokup, “efendim bu ayet bizimle ilgili değil” demeyiniz. Çünkü sizleri Allah için sorgulayabilecek gençler yetişti, yetişiyor artık!

Ey Amerika kovboylarını, dünyadaki bütün fitnelerin altından çıkan İngiliz katillerini, her gün birkaç müslüman çocuğu katletmeyi kendilerince ibâdet sayan Siyonist canileri kendilerine evliyâ edinmiş olan müslümanlar! Hadi beni unutmanıza bir şey demiyorum. Peki, benim gibi Bağdad’ta yatan, sultanların zulmüne karşı kendisini fedâ eden, iktidarların keyfi için fetva vermeyen büyük müctehid ve de mücahid İmâm A’zam’ı nasıl unuttunuz? Utanmadan da onun mezhebi ve ictihadları üzerinde olduğunuzu nasıl söylersiniz? Onun hangi ictihadında “Amerikalılara uşak olup, müslüman çocuklarını bombalamak caizdir” fetvasını bulursunuz da hava alanlarınızı, limanlarınızı, üslerinizi onlara açarsınız? Efelâtefkehûn? Amerika’yı kendinize evliyâ edinirken, bu evliyâlarınızın, o büyük müctehidin torunlarını bombalamalarına nasıl ortak olacağınızın idraki içinde misiniz? Yoksa Ebû Hanife’yi de mi fedâ ettiniz petrol hırsızı Amerikalılara, ve onların suç ortaklarına?

Yazıklar ki yazıklar olsun sizlere!...

Şayet bu savaş olur, ve bir gün biterse; kendilerine yardımcı olduğunuz o işgalci kâfirlerle Bağdad’a geldiğinizde, uğramayın benim mezarıma! Tabii, işgalci dostlarınız kabrimi hâlâ yerle bir etmedilerse... Amerika’yı, İsrail’i, İngiliz’i kendinize evliyâ edindiyseniz, ne değeri var Fatiha’larınızın, Yâsin’lerinizin? Siz ki Fatiha’da, “iyyâke neste’în” (sadece Senden yardım diliyoruz ey Rabbimiz) dedikten sonra Allah’ı unutup, Amerika’yı, ingilizleri, siyonist katilleri evliyâ edindiniz!...

Ey Saddam’ı bahâne ederek müslümanları katliama hazırlanan Amerikalılara; üslerini, limanlarını, hava alanlarını açanlar! “ Bir müslüman zulüm ettiyse, Amerikalıların emrine girin ve o zalimin ülkesinde ne kadar müslüman varsa yok edin” fetvasını hangi dinden çıkardınız?  Bir zamanlar sizler, benim gibileri de kastederek, kâfirlere karşı cihada gittiğinizde, “ vurun Allah aşkına, vurun Pîr aşkına” diyordunuz... Ne zaman değişti vird-i zebânınız?  Müslüman çocuklarını katliama tabi tutmuş olan Deccâlzâde Bush’a daha ne kadar “OKEY” diyeceksiniz? Nasıl yitirdiniz harsınızı, iz’anınızı, vicdanınızı, insanlığınızı da, emrine girdiniz müslüman katili Yankee kâfirlerinin emrine?... Sanmayın ki bu böyle devam eder! Allah’ın “Kahhar” sıfatı gazaba gelince sizi ne Bush kurtarabilir, ne yahudi, ne de İngiliz! Sanmayın ki bu böyle devam eder! Bush’un prototipleri olan “Tarikat Şövalyeleri” de böyleydi; akibetleri ne oldu? Hiç tarih okumaz mısınız?

Ey sıradan müslümanlar!..

Size de bir çift sözüm var:

Kıyamette ne Hocaların fetvaları, ne de sizleri yönetenlerin ictihadları sizi kurtarabilir. Herkes gibi, siz de amelinizden sual olunacaksınız; Bush’un ve emrindekilerin söylediklerinden değil! Allah sizi “Kalb-i selîm”le istiyor! Onun için yaptıklarınızdan, düşüncelerinizden, zalim kâfirlere dost olup olmamaktan, mazlumları zalimlere karşı destekleyip desteklememekten sorumlusunuz!..

Ey müslüman yöneticiler, yönetilenler, dini öğretenler, televizyonlarda din programları adı altında dinsizliği aşılayanlar, hocalar, cemaatlar, tarikatlar, şirketler, müteahidler, işçiler, nelere ve kimlere memur olduklarını bilenler ve de bilmeyenler, yazarlar, okurlar, alimler, cahiller... Size hatırlatayım ki uğruna neredeyse dininizden olacağınız o dünya, “Peygamberlerin Mührü” olan  Resûlullah(s.a.s)’e kalmadığı gibi, Nemrut’lara, Firavun’lara, Sezar’lara, Şah’lara, Karun’lara ve Şef’lere kalmadı; Bush’a ve size de kalmayacak!.. Tez elden tövbe edin de, şamarınızı Amerika emperyalizminin alnının tam ortasına vurarak zulmüne karşı çıkın! Vurun ki, ezilen insanlar adına, mustad’aflar adına, mezarımın yanı başında, zulümle özdeşleşmiş Amerikan kuvvetlerinin, Siyonist katillerin, İngiliz fitnecilerin bombalarıyla can veren masum çocuklar adına, sizleri affeder belki Allah...

On dört asırdır unuttuğunuz “lâ”yı, yine gündeme getiriniz de, “lâ” deyin emperyalizmin her türlüsüne, dinsizliğin her mezhebine!.. Allah’ın yanında şirk koşageldiğiniz bunca “ilâh”a, “lâ” diyeceğiniz gün hâlâ gelmedi mi?

Deccâlzâde Bush’un size faydası yoktur! Artık dostunuzu düşmanınızdan, zalimi mazlumdan ayırın da, aldanmayın Deccâl’ın size tatlı gelen haram lokmalarına!

Hiç kimsenin bir diğerine yararı olmayacağı, sadece amellerin konuşacağı Hesap Günü’nde iki elim yakanızdadır tövbe etmezseniz, kâfirlerin zulmüne  karşı birleşmezseniz, şimdiye kadar OKEY dediğiniz müşriklere artık NO demezseniz!...

“Amel ölçü terazileri”nin kurulacağı gündür Kıyamet... Sizleri din adına, İslâm adına, zulme karşı çıkmaya davet ediyorum. Eziliyorsanız da, geçecektir o dünya... Yeter ki siz, zulme karşı isyân edin! Çünkü zalimlere karşı çıkanlara, ödüllerin dağıtıldığı gündür Kıyamet!..

Sizlere söyleyecek daha o kadar çok şey var ki, mezarımın yanı başında kolları koparılan, kimilerinin parçaları dahi bulunamayan çocukların annelerinin feryadı bırakmıyor ki! Kâfir bombalarıyla parçalanan minâre taşları bile lânet yağdırıyor Bush’lara, Bush’larla olanlara!... Bunlara bakmaktan başka bir şey yapamıyorum ki... Dualarınız, göz yaşlarınız da mı tükendi ey müslümanlar? Ağlamayı neden unuttunuz? Ama hayır, sizlere televizyonlarda gösterilip, duygu sömürüsü yapılırken, gaz maskesi takılı yahudi köpeklerine ağlıyorsunuz. Çünkü Hocalarınız, müslüman için değil, gayrısı için, böylesi bir merhamet anlayışı telkin ediyor sizlere...

Mektubumu bir ayetle bitiriyorum:

“Zulmedenler, pek yakında nasıl bir inkılâbla yıkılacaklarını göreceklerdir”