Bu “65 bin ceset torbası”nın sebebi ne ola ki?
Gazetenin başlığını ilk
okuduğumda şaşırmıştım... Şöyle yazıyordu: “65 bin ceset torbası!”... İddiaya
göre; ABD, “Irak’ı ele geçirebilmek” için her şeyi göze almıştı!.. “Binlerce
askerini feda etmeye” hazırdı!..
Bunun için de;
Körfez’e, “65 bin ceset torbası” gönderilmişti...
Dediğim gibi;
Şaşırmıştım bu haberi okuyunca... Öyle ya; hele de “Irak” için değil “65 bin
asker”ini, 650 askerini bile gözden çıkaramazdı ABD!..
O halde;
“Daha başka bir amaç” vardı... Evet, “Irak’tan daha büyük” bir amaç!...
Gerçi, Suriye ve İran’ın da hedefte olduğunu biliyorduk ama; ortada “saldırmak”
için bir bahane yoktu!..
Hoş, “Irak’a saldırmak” için de gerekçe yoktu ama, saldırdılar!..
Demek ki;
Nasıl olsa bir “bahane” uyduracaklar!..
BİR TAŞLA 2 KUŞ!
Derkeeen;
James Woolsey diye biri çıktı ortaya!..
Kim, bu Woolsey!..
Amerikan Merkezî Haberalma Teşkilâtı’nın, yani CIA’nın eski başkanlarından biri!..
1989-1992 yılları arasında başkanlık yapan George Bush döneminin CIA Başkanı!..
İşte bu zat;
Avusturya gazetesi Die Presse’de, 26 Şubat günü yayınlanan demecinde aynen şöyle
diyordu:
“Amerika, Irak’tan sonra da Suriye ile ilgilenmelidir!.. Suriyelilerin
Lübnan’dan çekilmesi ve Hizbullah’a verdiği desteğin son bulması için yoğun
baskı uygulamalıyız!..
Böylece;
Bir taşla iki kuş vurmuş oluruz!..
Bir taraftan İran’ın elinde bir oyuncak olan Hizbullah’ı ve dolayısıyla
Suriye’yi zayıflatır, bir taraftan da İsrail-Filistin sorununun çözümünü
kolaylaştırırız!”
Demek oluyordu ki;
Sadece bir “kuş”la yetinmeyecekti Amerika!..
Niyeti, “bir taşla 2 kuş vurmak”tı!..
Irak’tan sonra, Suriye’yi hedef alacaklardı!..
Böylece;
“65 bin ceset torbası”nın esrarı da yavaş yavaş ortaya çıkıyordu!..
Amerika;
“Sadece Irak”ı değil, “tüm Ortadoğu”yu ele geçirebilmek için, “65 bin ölü”yü
göze almıştı!..
Zaten;
2 Nisan Çarşamba günü, Amerikalı bir general, Kuveyt’teki “üs”te açıkça
söylemişti bunu:
“Saddam rejimini devirmek için ne kadar ölü verilmesi gerekiyorsa, verilecek!”
Belki, “general”in de bilmediği gerçek şuydu:
Evet, “ne kadar ölü” verilirse verilsin, “hedef” mutlaka ele geçirilecekti!..
Ama, sadece Irak değil!.. Ondan sonra, sıra Suriye’ye gelecekti!..
“General”in bilmediği buydu!.. Tabiî, “Amerikan halkı”nın da!..
Çünkü Pentagon;
“Ceset torbası” olayını kendi halkından bile gizliyordu!..
“Fransız istihbaratı” açıklamasa, belki hiç kimsenin de haberi olmayacaktı!..
BAHANE HAZIRLANIYOR
İyi de;
Nasıl bir “bahane” bulacaktı Amerika?..
Hangi gerekçe ile saldıracaktı Suriye’ye?..
Woolsey’in dediği gibi, direkt olarak; “Lübnan’dan çekil” diyebilecek miydi?..
O zaman;
Kendisine de, “Sen de Irak’tan çekil” demezler miydi?..
Demek ki;
“Başka bir bahane” bulmalıydı Amerika!..
Bulmaya başladı da!..
Önceki gün... Saat 22.12... ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Susan Pittman, aynen
şöyle diyordu:
“Suriye’nin, insanî yardım haricinde, sınırlarını tüm geçişlere kapattığını
öğrendik ve durumun gerçekten böyle olmasını umuyoruz!”
Siz ne anlarsınız bu sözden?..
Demek ki, ufukta “saldırı ihtimali” yok!..
Öyle ya, “sınır”larını kapatmış Suriye!..
Ama, kazın ayağı hiç de öyle değil!..
Hemen ardından...
Yani, saat 23.33’te şu açıklama geliyor Bush oğlu Bush’tan!..
“Saddam Hüseyin’in yandaşlarının girişinin engellenmesi için; Suriye’nin Irak
sınırını kapatması ve daha önce bu ülkeye sığınmış olan ve aranan Iraklıları
teslim etmesi için elinden geleni yapması gerekir!”
Gördüğünüz gibi;
“Sınırların kapatılması” yetmiyor!..
Bir de, “Iraklıları teslim etmesi” isteniyor Suriye’den!..
Aksi halde, saldıracak!..
Peki, “Suriye’ye sığınan Iraklı” var mı!
Olup-olmaması hiç önemli değil!..
“ABD öyle diyorsa” öyledir!.. Saddam Hüseyin, “Bizde kimyasal silah yok” derken;
Amerika, ısrarla ve inatla “var” demiyor muydu?..
Ve, “var” üzerine oturtulmamış mıydı tüm savaş gerekçeleri?!?
Aynı “bahane”ler, şimdi de Suriye için üretiliyordu!..
Hem sonra, Amerika’ydı bu; “suyumu bulandırdın” demesi yeterliydi!..
Demek ki;
Şimdi de, Suriye bulandırıyordu suyu!
Dolayısıyla;
Suriye’nin suyu ısınıyordu!..
SADECE SURİYE Mİ?
Ama ben;
Irak’tan sonra Suriye’nin de, tek başlarına “65 bin ceset torbası” olayını izah
edebileceğine ihtimal vermiyorum!..
Ortada “çok daha büyük bir hedef” olmalı!..
Acaba;
Irak ve Suriye’nin ardından kimi özgürleştirecek (!) Amerika?..
“Füze”ler ve “bomba”larla kime “demokrasi”(!) getirecek...
Evet;
Bir yanda “65 bin ceset torbası”, bir yanda Irak ve Suriye!..
Hayır, izah etmiyor!..
Acaba, Amerika’nın “dilinin altında sakladığı” ne?..
Afganistan ve Orta Asya konusunda uzman bir gazeteci olan Dr. Karl Grobe, bunun
“ipuçları”nı veriyor gibi...
Geçenlerde, Frankfurter Rundschau gazetesinde şunları yazıyordu:
“Ayının postu, ayı yakalanmadan önce paylaşılıyor; avcı aslında yeni ve daha
büyük av peşinde. Bu ABD dilinde Irak değil, Ortadoğu demektir. Buna Arap
ülkeleri, İran ve belki yaramaz çocuk olduğu için Türkiye ve belli somut
nedenlerle Orta Asya’daki eski Sovyet ülkeleri de dahildir.”
Dr. Karl Grobe bunları söylerken, James Woolsey yine çıkıyor ortaya!..
Biraz önce dediğimiz gibi; aynı zamanda “Eski bir CIA Başkanı” olan James
Woolsey’in ABD güdümlü “Irak kabinesi”nde Enformasyon Bakanı olarak görev
almasına kesin gözüyle bakılıyor...
İşte bu adam, geçtiğimiz günlerde bir makale yazmış The Guardian gazetesine...
Yazdıkları;
“Dudak uçuklatacak” cinsten!..
Buyrun, okuyalım:
• “Saddam Hüseyin, Suudi kraliyet ailesi mensupları ve teröristler artık şunu
anlamalılar. ABD son 100 yılda 4’üncü kez uyandırıldı. Bu ülke artık harekete
geçti. Bu savaşı biz seçmedik. Baasçı faşistler, İslâmcı Şiiler, İslâmcı
Sünniler seçti. Diğer savaşları kazandığımız gibi bu savaşı da kazanacağız. Bu
savaş daha önceki savaşlar gibi bizim, onlara karşı savaşımız değil. Bu savaş,
özgürlüğün zorbalığa karşı savaşıdır.”
• “Teröristleri ve diktatörleri sinirlendirdiğimizin farkındayız. Onları
sinirlendirmek istiyoruz zaten. Onların Amerika’nın artık harekete geçtiğini ve
korkuttukları insanları yanına aldığını anlamalarını istiyoruz.”
TÜRKİYE NEREYE?
Sizler ne düşünürsünüz bilmem ama, ben şunu anladım:
Eğer “topyekûn direniş” olmazsa, Amerika tüm “İslâm ülkeleri”ni birer birer
özgürleştirecek!!!
Önce Irak!...
Sonra Suriye!..
Hemen ardından İran!..
Acaba sırada kim var?..
Türkiye mi?..
Öyle olmalı!..
Çünkü, “65 bin ceset torbası”nın başka izahı yok!..
İyi de;
“Biz” neredeyiz ve adım adım uygulanan bu “strateji”ye karşı biz ne yapıyoruz?..
“Canımız, ciğerimiz, müttefikimiz Amerika’mız”la birlikte nereye yelken açıyoruz?..
Onlarla yan yana, omuz omuza olmakla kurtulacağımızı mı sanıyoruz bizi bekleyen
“akıbet”ten!..
Eğer öyleyse;
Ört ki, ölem!...
Bana kalırsa;
Amerika’nın hazırladığı “65 bin ceset torbası”na karşılık, bölge ülkeleri de,
“tabut”larını hazırlamaya başlasa çok iyi olur gibime geliyor!..
Çünkü;
Adım adım ilerliyor, adım adım istila ediyor Amerika!..
Dün Irak!..
Bugün Suriye!..
Yarın İran!..
Ya ondan sonra?..
Herkes şunu iyice kafasına soksun ki, Amerika’nın niyeti kötü!..
En sonunda;
Bizi de özgürleştirecek!..
Hasan Karakaya 14 Nisan
2003 Vakit