Bir hâtıra-bir yorum
Tarih 1954.. Yani Recep Tayyip Erdoğan’ın
doğduğu sene.. İskenderun 39. Tümen Muhabere Birliği’nde son dört ayı kalmış
askerliğimi ikmal etmekteyim..
Adanalı meşhur kabadayı Asfalt Rıza’nın küçük kardeşi Süleyman Sırrı Prodon da
bizim yakın arkadaşımız.. Süleyman Sırrı, çok sonraları belediye başkanını
kurşunlamak ve daha başka külhanbey raconlarıyla ismini duyurdu.. Amma mert ve
iyi bir insandı..
Bir Pazar günü Süleyman, Tahir Örnek ve ben, sivilleri giyerek sahil gazinosuna
gittik.. Giderken de Süleyman Sırrı’dan içki içmemesi hususunda söz aldık..
Gazinoda çaylarımızı içip sohbet ediyoruz.. Limana Marşal yardımı getiren bir
Amerika gemisi gelmişti.. Gelir gelmez Coniler şehre dağılırlardı.. Bunlardan
subay ve astsubay 6 asker, yanlarında Türkiyeli 3 kızla yakın bir masaya gelip
oturdular.. Hem içtiler hem de iğrenç ve bizim için müstehcen addedilecek aşna
fişneliğe başladılar..
Süleyman, “Allah’ın öptüğüm emmoğlu ben şiştim çatlayacağım.. Şu gâvurlara ve
yanındakilere tahammül edemiyorum.. Var mısınız bir çıngara” dedi.. Tabii
“varız” dedik.. Kalktık, gazinonun deniz tarafındaki ağaç perdelerin kazıklarını
sökerek, yer misiniz, yemez misiniz öfkesiyle kafalarını, gözlerini hoşafa
çevirdik.. Bir baktık, tıklım tıklım dolu bulunan gazino boşalmış, herkes
kaçıyor..
Coniler ve yanlarında taşıdıkları kırıklar kan revan içindeler.. Telefon edilmiş,
polisler geldiler, amma biz hâlâ sopa vurmaktayız.. Bizi yakalayıp karakola
götürecekler.. Tabii asker kimliklerimizi göstererek polislerle karakola
gitmedik.. Bu sefer de inzabatlar geldiler ve inzibat merkezine gittik..
Komutana durumu anlattık, katıla katıla gülmekten neredeyse koltuğundan
düşecekti.. Bize çay ısmarladı, elinize sağlık dedi ve bıraktı.. Bilahere gazino
sahibi yine üçümüzü uğradığı zarardan dolayı mahkemeye verdi, fakat askeri
mahkeme, “Oralara asker yasak.. Askeri, yasak yere almakla siz suç işlemişsiniz”
diyerek bizleri beraat ettirdi..
İskenderun şimdi cumbul cumbul Coni kaynıyor..
Bu hâtıramı anlattığım arkadaş, “Şimdi olsa yapar mıydınız?” diye sordu..
Hayır yapmazdık, yapamazdık.. Çünkü ABD’liler bizi yakalarlar, belki de derdest
Guantanamo adasına götürürlerdi.. Bir Amerikalıyı sopayla yaralamak “terörist”
sayılmaktır.. Ayrıca nere gitseler kendi hukuklarını da yanlarında götürmekteler..
Gerçekten şimdi olsa aynı şeyi yapamazdık..
O eski günleri özlüyorum, vaziyete bakınca..
Şurası da ayrı bir gerçek.. Vallahi Coni dövmenin tadına doyum olmuyor.. Tabii,
keyif için değil.. Ahlâksız, edepsiz ve namussuzluklarından dolayı..
Şu günlerde ABD’li Conilere el kaldırmak çok risklidir.. Adamlar yapanın yanına
koymazlar.. İncirlik’ten kalkan uçaklar maazallah yanlışlıkla Antep’e, Urfa’ya (tüh
be, gaziliklerini, şanlılıklarını unuttum) sayısız bomba düşürürler(!)..
Huylarıdır, değiştiremeyiz..
Masum insanların üzerine bomba attıklarında “orgazm” olduklarını kendileri
itiraf etmediler mi?
Bu itlerin babalarıydı bizim dövdüklerimiz herhalde.. Ne güzel etmişiz değil mi?
Eğer yaşıyorlarsa Süleyman Sırrı ve Tahir Örnek arkadaşlarıma buradan
sevgilerimi gönderiyorum..
İsterlerse, İskenderun’a, Kızıltepe’ye, Silopi’ye kadar beraberce gitmeye ben
varım..
Abdurrahim Karakoç 9 Mart 2003 Vakit