1997
senesi Rusyada binalar havaya uçuyor...
2001 senesi: Amerikada ikiz
binalar havaya uçuyor...
Merak etmişinizdir! Bu iki olayın arasındaki bağlantı acaba nedir? Aralarında dört sene kadar zaman geçmiş ve mekân olarak da, Rusya ile Amerika arasında epey bir mesafe var!
Yazının
sonuna bırakmadan, sizlere şu denklem sayesinde bunu
açıklayacağım:
Rusya: Bombalar
patlıyor Çeçenler/müslümanlar suçlanıyor Çeçenistanı Rus
askerleri işgal ediyor...
Amerika:
Bombalar patlıyor Afganlı/müslümanlar suçlanıyor
Afganistanı Amerikan askerleri işgal ediyor...
Acemi bir polisin
değerlendirmesini dinlediğimiz vakit, bu iki failin parmak izleri
birbirine eşit olduğu ortaya çıkar.
Olaylardan önceki
durumlara bakarak, işin biraz daha derinine dalalım. Dört sene öncesine bir gidelim.
Rusyanın ekonomisi zayıflamış durumda, Başkan Putin
de yeni koltuğuna oturmuş ve otoritesini isbat etmemişti.
Medyanın ve muhalefetin alay konusu oluyordu. Binalara konulan bombalar ve
akabinde Çeçenistan savaşı, bu iki eğriliği birden
düzeltti. Putin hatırı sayılır adamların (!)
arasına girdi ve ekonomiye gelince de, savaşın
başlamasından üç ay sonra, petrol şirketlerinin patronları,
Çeçen topraklarının üzerinde helikopterlerle uçuş yaparak,
petrol yataklarıyla ülkeyi paylaşıyorlardı.
Gelelim şimdi
Amerikanın ikiz kulelerine. Bu ülkenin ekonomisi de (Rusyanınki
kadar olmasa da) durgunluk içerisinde, gerilemeye doğru meyilleniyordu.
1992 senesinden itibaren (Körfez savaşından sonra) canlanan ekonomi,
2001 senesinin başlarında durgunluğa geçmişti ve gerilemeye
doğru sinyaller veriyordu. Başkan Busha gelince, o da bir kaç yüz oy
rakibinden gerilerde olmasına rağmen, başkanlık
koltuğuna oturan, ülkenin maskotu durumundaydı.
Konuşmasını beceremeyen, babasının izini adım adım
takip eden, küçük çocuk (Bush Junior), göz-kulak hareketleriyle izleyicilerini
güldüren bir palyaçoydu!
Yazar Frank Bruni,
onunla birbuçuk senelik bir seçim turunda beraber olduğunu
açıklarken, Bushun güldürücü vasıflarını şöyle
sıralıyor: Bir seferinde uçağın koridorunda Bush gelirken,
elinde bir balık vardı ve şu müziği çalıyordu: Beni
suya bırakın! Bu olay onu sonsuza dek sevindiriyordu. Bir başka
olayda Bush, öğrencilik döneminde Latince dersi gördüğünü ve bu dilde
aklına kalan kısım ise sadece Ubi ubi sub ubi, yani Nerede
benim iç çamaşırlarım? olduğunu aktarmıştı.
Onun bu oturaksız
vasıfları üzerine bir kitap dolmuş ve kaleme
alınmıştı (Amblink into History, Frank Bruni). Biz yine
ciddiyetimizi muhafaza edelim.
Baskan Bush ile
Rusyanın başkanı Putinin sorunları birbirine eşitti.
Otoriteleri sorgulanıyor ve karizmatik bir lider seviyesinden
uzaktılar. Tam bu sıralarda ABD ekonomisinin işine gelen ve
Genç Bushun kariyerini sağlama alan gelişmeler izlendi: New
Yorkda binalar havaya uçuruldu ve gündem aniden değişti. Afganistan
savaşı başladı ve Bush, bütün dünyaya kendini
isbatladı ve adam yerine koyulmaya başlandı. Bushun
yakın sözcülerinden 11 Eylülden sonra Başkan Bush üzerine
yapılan eleştiriler, birden sönüverdi demekteydi. ABD ekonomisinde
gerileme durdu ve savaş üç ayını doldurmadan, ABDnin petrol
patronları Afganistanın üzerinde uçuşa başlayarak, ülkenin
gaz ve petrol yataklarını paylaşmaya başladılar. Ne
kadar da şaşırtıcı?!.
Rusya üzerine
yapılan şablonu Amerikadaki olayların üzerine
yerleştiriyoruz! Ne eninde ve ne de boyunda ne bir eksiklik var, ne de bir
fazlalık!..
Bomba ve uçaklarla
profesyonel saldırı:
Şimdi esas işin enteresan tarafına geliyoruz. Rusya ve Amerikadaki bombalama olaylarını kimlerin yapabileceklerini, sadece bir teori ve ihtimal şeklinde bırakmak istemiyoruz. Meseleleri, kaynak ve delilleri öne sürerek, çözüme getirilmesi taraftarıyız. Kaynağı da İslâmî kaynaklara ve müslümanlara dayandırmadan. Kendi öz adamlarının sözlerine binaen sıralayacağız.
Rus
istihbaratı FSB, bombaları yerleştirmiş!
Rusyada
gerçekleştirilen bombaları eylemlerden (1997), dört sene geçtikten
sonra, terörün gerçek aktörleri ortaya çıkıyor: Başkan Putin ve
Rus istihbaratı FSB! Onun emriyle FSB binalara bombaları
yerleştiriyor ve yüzlerce (300) kendi Rus halkını katlettiriyor.
Gaddarlığın, caniliğin ve terörün böylesi görülmemiş!..
Siyasî rakiplerini
susturarak, koltuğunu sağlama almak ve ekonomiyi düzeltmek için,
binalar havaya uçuruluyor ve Çeçenistan toprakları istila edilerek, 150.000
insan katlediliyor. Kendi egoizmini Rus ve Çeçen sivillerini katlederek tatmin
eden kasap Putin, bu olayların yegâne sorumlusu!
Başkan Putin ve
istihbarat çetesi FSBnin terörü, olaydan dört sene sonra nihayet
aydınlığa kavuştu. Haberin kaynağı da,
zamanında Rusyada medya patronu olan Boris Berezovskiye dayanıyor.
Boris Berezovski, Rus yönetiminde öyle bir kademede idi ki, Putini Yeltsine ben
önerdim diyen adamdı! Kendi özel televizyon kanalı Putin
tarafından kapatıldıktan sonra İngiltereye giden
Berezovski, Londrada gazetecilere bir basın açıklamasında
bulundu.
Boris Berezovski,
saldırıların FSBnin yaptığını, Heksogan
adlı patlayıcının Rus askerî üslerinden FSB tarafından
nasıl çıkarılarak depolandığını, bu
patlamaların soruşturulmasının üst düzey yetkililerin
nasıl engellendiğine ilişkin delilleri sıraladı. Rusya
Eğitim Bakanlığına bağlı
patlayıcılarla ilgili bir araştırma enstitüsünün eski
başkanı da olan Çekulin, Askerî üslerden çıkarılan
patlayıcılar, bu enstitünün tesislerinde depolanıyordu! dedi.
Berezovski bu
saldırıların neden yapıldığına ilişkin
düşüncelerini aktarırken, Saldırıları bizzat Putinin
emrettiğini söylemiyorum, ancak bu saldırıların hazırlandığına
ilişkin olarak Putinin de önceden bilgi sahibi olduğunu söylüyorum!
diye konuştu. Putin olayı istihbarata emretmemiş ama, önceden
bilgi sahibiymiş?!. Siyasî bir konuşma! Herşeyi ortaya döken ve
asıl suçluları su yüzüne çıkaran bir basın
açıklaması!
Amerikan Savunma
Bakanlığı, 11 Eylülün arkasında!
İkiz kulelere ve Savunma Bakanlığına düşürülen uçakların asıl failleri de, aradan kısa zaman geçmesine rağmen belirlenmeye başladı. ABD Başkan adaylarından Lyndon Laraouche, 11 Eylül saldırılarının perde arkasında, Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz, Brejinsky, Huntington ve Kissingerin bulunduğunu söyledi. Lyndon Larouche, İran resmî ajansı İRNAya verdiği demeçte, Amerikan üst düzey güvenlik yetkililerinin 11 Eylül saldırısını gerçekleştirip, İslâmla savaş tandırını körüklemeye çalıştıklarını söyledi. Lyndon Larouche, Amerikadaki 11 Eylül saldırılarının yabancı bir grup ve örgüt tarafından gerçekleştirilmediğini, tam aksine bu saldırının arka planında Amerika Savunma Bakanı Yardımcısı Paul Wolfowitz gibi üst düzey yetkililerin bulunduklarını söyledi. Larouche, Amerikan hükümetinin de 11 Eylül saldırılarını yerli unsurların gerçekleştirdiklerinin bilincinde olduklarını söyledi.
Görüldüğü gibi, Rusyada ve Amerikada
bu akıl almaz terör olaylarının failleri, bizzat bu ülkelerin
hükümet yetkilileri olarak karşımıza çıkıyor.
Şahsî çıkarları uğruna kendi insanlarının
canlarına kıydıkları gibi, şu anda Çeçenistan ve
Afganistanda müslümanları katletmekteler. İslâm dini ve müslümanlar
ile hesaplaşmak için herşeyi göze almış ve gözü dönmüş
boğalar gibi saldıran, iki terörün merkezinde bulunan ve terör eken,
işte bu güçler! Bunları zaptedecek ve Hitler Almanyasını
hesaba çeken güçler gibi bir kuvvet oluşmadıkça, bunlar daha nice
İslâm ülkesine saldıracak ve mazlum müslümanların
kanını akıtacaklar.
Müslümanlar birleşmedikçe,
İslâm devletine asla sahip olamayacaklar ve topraklarının
bağımsızlığını elde edemeyecekler!
İslâm devletleri de
bir araya gelmedikçe, kurdun ve köpeğin (Rusya ve Amerika) avı
olmaktan asla kurtulamayacaklar!..
Ebu Yusuf