BU GÜN DE

PUTA TAPANLARLA HAÇA TAPANLAR MÜSLÜMANLARIN GELECEĞİNİ ÇİZİYOR!...

Garip garip çehresinde dönen dünyanın gariplik koleksiyonunda bir levha daha... Allah (c.c.)’un yanına bir başka putu veya bir insanı yaklaştırmanın müslümanların üzerine, dünyada ne kadar putperest, tağut, haç-perest, bel’am ve münafik var ise, bir araya geliyor ve projeler çiziyor. Yuvarlak masanın etrafında müslümanlığın tanımı ve İslâm dininin sınırları (!) görüşülüyor. Allah’ın dinine karşı savaş açanların, müslümanların “ibadet şeklini belirlemeleri” gibi tezat bir sonuç ortaya çıkıyor.

   İznik’deki toplantı:

   Miladî 300 yıllarında Anadolu topraklarında o zamanki ateist kral Kostantin’in etrafında papazlar toplanıyor. Konu: 100 küsür İncil’in arasından en doğrusunu seçip çıkarmak! Bu toplantının ilgi çeken tarafı, yuvarlak masayı düzenleyen bir ateist, yani Allah’a inanmayan birisi olması ve kral vasfını almasıydı. Kostantin’in kendi fikrine uygun olan tarafı desteklemesi ve kraliyetine de zarar gelmemesi için uğraş vermesi çok doğaldı.  Toplantının sonunda iki ayrı fikir süzüldü: Tevhid inancına sahip çıkan hakiki kitap ehliyle, üçlü teslisi (Baba-Oğul-Ruh-ul-Kudüs’ü) savunan papazlar. İkinci şıkdakiler azınlığı temsil etmelerine rağmen, kral Kostantin onların görüşlerinin doğruluğuna karar verdi ve tevhid inancını savunanları da hapishanelere doldurarak, işkence altında öldürttü. Zamanımızda yaşanan hıristiyanlığın temeli işte İznik’te böylece atıldı. Ateist Kostantin’in imzasını taşıyan bir Baba-Oğul-Ruh teslis inancı!..

   İstanbul’daki toplantı:

   Miladî 2002 senesinde yine Anadolu topraklarında birileri toplanıyor. Birileri derken, müslümanlardan gayrı her kesim!

   Kemalizmin puta tapıcıları, Avrupa’nın hıristiyan haç tapkınları, diktatörler, zalim kralların temsilcileri, münafıklar ve dini satan bel’amlar... Toplantıya katılanlar 70 devletin temsilcileri; 40’tan fazlası dışişleri bakanı ve diğerleri devlet bakanı durumundaki kişiler...

   Gündemleri de bir o kadar ilginç: “Batı ile İslâm diyaloğa giriyor!”, “Kültürler arası diyalog” gibi konular. Amerika’nın yanında bir vücudun azaları gibi çalışan bu 70 ülkenin temsilcileri, İslâm dinini emperyalizmin isteği doğrultusunda yorumlamanın peşindeler.

   Türkiye’deki kemalistlerin rolü de küçümsenecek kadar değil. İki kültür arasında köprü olmanın hayalini yaşamaktalar. İslâm dinine karşı gelen, Kur’an’ı yasaklayan ve başörtüsünü engelleyen bir düzenin arabulucu olarak tanımlaması ve toplantıya ev sahipliği yapması, ateist Kostantin’in hıristiyanlık adına konuşmasına eşittir.

   Hıristiyanlığı aslında bozan zihniyet, İslâm dini için aynı yöntemi kullanmak istemekte ve aynı hayali gütmekte.

   Allah’ın (c.c.) vaadi var: 

   Hıristiyanlarla aramızdaki fark işte burada yatıyor. Kitap ehlinin âlimlerine emanet edilen yüce kitaplara, bu öncüler ihanet etmişlerdi. Son olarak Kostantin’in hevasına göre İncil’i yorumlamışlardı. Allah (c.c.)’ü Kur’an-ı Kerim’i kendi korumasına almamış olsaydı, zamanımızdaki bel’amlar da bu yüce İslâm dinini Amerika’ya dünden satarlardı. Olayın püf noktası işte burada!

   İslâm dinini değiştirmek isteyenler, kendileri değişiyor ve farkında bile olmuyorlar. Yüzlerindeki nur ve müslümanlık sıfatı kendilerini terk ediyor. Dünyanın 70 ülkesi değil de, bütünüyle insanlık âlemi birleşseler, Kur’an’ın Tevhidî mesajını değiştiremezler. Bir ayetini ortadan kaldıramadıkları gibi, demokrasi ve kapitalizmi de bu yüce dine dahil edip, yamayamazlar!..

Ebu Yusuf