|
|
HİCRİ YILBAŞI
Müslümanların sosyal ve siyasî ilişkilerini düzenleyen, Hz. Peygamber
(s.a.s)'in hicretini tarih ve takvim başlangıcı olarak esas alan, İslâmî
takvimdir. Hicri takvim Hz. Ömer zamanında Kameri (ay) yılı esas alınarak
düzenlenmiştir. Hicretin gerçekleştiği yıl, hicri takvimin birinci yılı
olmuş ve senenin ilk ayı olan Muharrem ayının ilk günü de yeni yılın başı
sayılmıştır
Müslümanlar için Muharrem ayının birinci gecesi "Yılbaşı"gecesidir.
İslâmda yeni yıl, Muharremin birinci günü başlar. Müslümanlar ayları, ibadet
günlerini, bayramları, Ramazan ve Kurbanı, Haccı, yılbaşını, zekatı... vb.
hep İslâmî takvime göre tanzim etmek zorundadırlar. Zira Allah, ayların
sayısını on iki olarak bildirmiştir (et-Tevbe, 9/36). Müfessirlere göre bu
aylardan kasıt, Kamerî aylardır. Müslümanlar ibadetlerini ihtimal ile
düzenlenen Milâdi aylara değil; müşahhas 'ilâhi bir gerçek' olan Kameri
aylara göre düzenler. Çünkü bu hesap gerçekten doğru olan hesaptır
(et-Tevbe, 9/36). Buradan hareketle müslümanların İslam dışı diğer
bayramları kutlaması, bunlara iştirak etmesi ve Allah'ın bildirdiği
gerçekleri yalanlayan veya onlara uymayan düşüncelerin ürünü olan fiillerin
kutlama günlerini müslümanların da bayram olarak kabul etmesi, küfre destek
olmaktan başka bir manâ ifade etmez. İslâm dışı tek ve çok ilahlı dinlerin
törenlerine iştirak etmenin, dinî merasimlerinden bir şeye uygunluk
göstermenin imanı bozan boyuttan arzedeceği haber verilir (el-Fetâva
el-Hindiye, IV. s. 342; XIV, s. 407). Binaenaleyh, Noel gününde,
Hristiyanların diğer bayram günlerinde onlara uymak gayesi ile, onların
yaptıklarını yapmak, o günlerde bayram niyetiyle çocuklara elbise almak ve
pişirdikleri yemekleri yemek caiz değildir. Bu hareketler küfrü gerektirir.
Ondan sakınmak gerekir... Bundan da anlaşılıyor ki, Nevruz ile Mihrican gibi
müslüman olmayan kimselerin kutsal günlerini ta'zim etmek de caiz değildir
(İbn Abidin, Reddül Muhtar, XVII s. 310; Halil Gönenç, Günümüz Meselelerine
Fetvalar, İstanbul 1984, II, s. 21).
İslâmi kaynakların ortak görüşü, Allah'ın bildirmiş olduğu İslâm
kanunları dışında tesis edilmiş bütün gün ve bayramları kutlamanın küfür
olduğu yolundadır. Bir müslümanın Noel veya milâdî yeni yıl ya da, yılbaşı
veya buna benzer bazı özel insan ve kurumların koyduğu günleri kutlaması
mümkün değildir. İnanç yönünden sakıncalı olan bu günlerin diğer günlerinden
hiç bir farkı bulunmamaktadır. Bunun yanı sıra, gerek özel olarak, gerekse
yılbaşı amacıyla piyango bileti almak ve satmak haramdır. Piyango, kumarın
bir türü olduğundan bunlardan kazanılan para da haramdır. Özellikle yılbaşı
gecelerinde oynanan tombala ve fırdöndü benzeri oyunlar, neyine olursa
olsun, tüm iskambil ve taş oyunları ile kumar makinaları ile oynanan oyunlar
İslâm'a göre haramdır (Yusuf Kerimoğlu, Emanet ve Ehliyet, II, s. 494; Halil
Gönenç, a.g.e., II, 116, 208).
Günümüzde Noel
Cumhuriyet Türkiyesi batılılaşma dönemi inkılaplarıyla birlikte Hristiyan
Batı yaşantısını benimseyerek gerçekleştirdiği köklü değişiklikler arasında
takvim meselesini de unutmamış, bu amaçla 26 Aralık 1925 tarihinde İslâmi
olan Hicrî takvim yerine Hristiyan milâdi takvim benimsenme yoluna
gidilmiştir. Yılbaşı günü de Muharrem'den, gerçekte Hz. İsa'nın doğum günü
olmayan, ancak öyle kabul gören 1 Ocak tarihine alındı. İnkılapların
amaçladığı Batı değer yargılarının ise bu arada "Noel Baba Kültürü"nün halk
arasına zorlamalarla sokularak zamanla meşrulaşması sağlandı.
Gerçekte noel (yılbaşı) kutlamalarının Hz. İsa'nın doğumuyla herhangi bir
ilgisi bulunmamaktadır. Noel Baba efsanesi sonradan Saint Nicola adlı
papazın uydurmasından ibarettir. Hristiyanların geleneksel bayramı olan
Noel, şu anda halkı müslüman ülkeler arasında da rağbet duyulmaya ve özel
teşvik görmeye başlamıştır. İşin korkunç yanı da, bu tür tebriklere
müslümanların rağbet etmesi ve İslâm'dan uzaklaşma yoluna girmeleridir.
Müslümanlar önce Allaha verdikleri sözü hatırlamalı, Kur'an ve Sünnet
doğrultusunda kendisine bahşedilen "müslüman" ismine yaraşır vakar ve
bilincin şuurunda olabilmelidirler. Çünkü biz "Rabb olarak Allah'dan, din
olarak İslâm'dan, peygamber olarak da Muhammed (s.a.s)'den razıyız" (Buhârî,
İlim, 29, İ'tisam, 3; Müslim, İman, 56, Fedail, 134-136; Tirmizi, İlim, 10).
Türkiye'de Miladi Takvimi İlk olarak Osmanlı devletinde İttihat ve
Terakki partisi zamanında Takvim-i Garbi ismiyle 1917'de yürürlüğe konan
Hıristiyan takvimi, Cumhuriyetin kurulmasıyla gerçekleştirilen köklü
devrimler sırasında resmen kabul edilmiştir. 26 Aralık 1925 tarih ve 698
sayılı "Takvimde Tarih Mebdeinin Tebdili" hakkındaki kanunla, Hicri 1342
Ocak ayının ilk günü 1 Ocak 1926 olarak değiştirilmiş ve bu tarihten
itibaren yeni takvim yürürlüğe girmiştir. T.B.M.M. tutanaklarında kanun şu
şekilde resmilik kazanmıştır:
Kanun No: 698. Kabul tarihi: 26.12.1925. Madde 1. Türkiye Cumhuriyeti
dahilinde resmi devlet takviminde tarih başlangıcı olarak uluslararası
takvim (milâdî Gregorien) başlangıç kabul edilmiştir.
Madde 2. 1341 senesi Kânûn-i evvelinin otuz birinci gününü takip eden
gün,1926 senesi Kânûn-i sânîsinin birinci günüdür.
Madde 3. Hicrî Kamerî takvim öteden beri olduğu üzere özel hallerde
kullanılır. Hicrî Kamerî ayların başlangıcını rasathane resmen tesbit eder.
Madde 4. İşbu kanun neşri tarihinde muteberdir.
Madde 5. İşbu kanunun ahkâmını icraya İcra Vekilleri Hey'eti memurdur
T.B.M.M. Kanunlar Dergisi, c.1 V, Atatürk İnkılâbı, Kültür Bak. Yay. Ankara
1984, s. 497).
"1927 yılından itibaren Türkiye müslümanları ve hristiyanlar halkı ilk
kez ortak bir yıl hesabı kullanmaya başladılar. Aynı şekilde, yine ilk kez,
birçok Türk, Avrupa âdetlerine uyarak yılbaşlarında birbirlerine iyi
dileklerini ilettiler" (bk. Paul Geııtizon, Mustafa Kemal ve Uyanan Doğu,
çev. Fethi Ülkü, Kültür Bakanlığı yayınları, Ankara 1983. s. 145. Gotthard
Jaschke, Yeni Türkiye'de İslamlık, Türkçesi, Hayrullah Örs, Ankara, 1972. s.
29-30).
Cumhuriyet devrimlerinden sadece birisi olan milâdi takvimin kabulüyle
Türkiye müslümanlarının bin yıllık islamî geçmişleriyle aralarına engeller
konulmuş ve bundan böyle hristiyan Noel baba kültürü halk arasında yaygınlık
kazanarak batılılaşma resmî devlet politikası halini almıştır. Hafta
tatilleri pazar gününe alınmış,1935 yılında ise Yahudilerin hafta tatilleri
olan cumartesi günleri yarım gün tatil edilmiş, 1974 yılında cumartesi
tatili tam güne çıkarılmıştır. Ancak Müslümanların tatili olan cuma günleri
için aynı durum söz konusu olmamıştır.
Naci YENGIN |
|