HAZRET-İ PEYGAMBERİN ÂİLESİNİ GETİRTMESİ
Hazret-i
Peygamber (s.a.v.)in kerimelerinden Rukiyye daha önce zevci Hazret-i Osmanla
birlikte Medîneye hicret etmiş bulunuyordu. Hazret-i Peygamber bu defa
Medîneye vâsıl olunca kölesi Zeyd b. Hârisle Ebû Râfii iki
deve ve beşyüz dirhem miktârı bir meblâğla Mekkeye gönderip
âilesini aldırdı. Hazret-i Peygamber Efendimizin büyük kerîmesi
Zeynebin kocası Ebül-Âs b. Rebi henüz müslüman olmadığından
kocası onun hicret etmesine müsâade etmemişti. Bu sebeble Zeyneb
Mekkeden bu defa çıkamayıp geri kalmışsa da sonra o
da Medîneye gelecektir. Zeyd, Hazret-i Peygamber (s.a.v.)in zevcesi
Hazret-i Sevde ile küçük kerîmesi Hazret-i Fâtımayı alarak
Medîneye getirmiştir. Zeyd b. Hâris ile birlikte Hazret-i Ebû Bekirin oğlu
Abdullah da Ebû Bekir âilesini Medîneye getirmiş, böylece Hazret-i
Peygamber (s.a.v.)in müstakbel zevcesi olacak olan Hazret-i Âişe de
Ebû Bekir âilesiyle Medîneye gelmiştir.
YENİ İSLÂM MERKEZİ MEDÎNEDE İLK GÜNLERHazret-i Peygamber Efendimizin hicretiyle İslâm İslâm merkezi Mekkeden Medîneye nakledilmiş oldu. Ve İslâm güneşi Mekke ufuklarından bütün parlaklığiyle Medîneye intikal etti. Ensâr ve Muhâcirîn bu yeni İslâm merkezinde el ele vererekİslâmın kuvvetlenmesi için her fedakârlığa katlanıyorlar, Peygamber (s.a.v.)in etrâfında toplanarak yeni dînin kudsî esas ve talîmâtına uyarak yeni bir Devlet, yeni bir nizam ve mesut bir hayat kuruyorlardı. Dînin talîmâtını öğrenmek için bir merkez lâzımdı. Müslümanları bir araya toplayan en kudsî yer câmidir. Onun için Hazret-i Peygamber Efendimizin Medîneye hicretten sonra ilk işi Mescid-i Şerîfi bina etmek olmuştur.
MESCİD-İ
ŞERÎFİN İNŞÂSI Hazret-i Peygamber (s.a.v.) Medîneye girdiğinde devesinin ilk çöktüğü boş arsa, Neccar oğullarından Sehl ve Süheyl adında iki yetîme âitti. Hazret-i Peygamber (s.a.v.) o arsayı satın aldı, bedelini Hâlid b. Zeyd verdi. Bu arsanın üzerine Mescd-i Şerîf ve Hazret-i Peygamber (s.a.v.)e âit odalar kurulmuştur. Mescid-i Şerîf binâ olunurken Peygamberimiz işçi gibi çalışırdı. Gerek Ensâr ve gerekse Muhâcirler canla başla iş görürler, taş taşırken, kerpiç keserken şiirler terennüm ederlerdi. Hazret-i Peygamber (s.a.v.) de: Yâ Rab, âhiretin hayrından başka hayır yoktur. Yâ Rabbi, Ensâr ve Muhâcirleri yarlığayıp bağışla. Derdi. Bu Mescid İslâm sâdeliğinin canlı bir misâliydi. Her nevi süsten, ihtişamdan âzâdeydi. Dört duvarı kerpiçtendi. Hurma ağacından yapılmış direkler üzerine hurma ağacından bir tavan çatılmıştı. O zaman kıble, Kudüs olduğundan kapısı cenup tarafından bırakılmıştı. Sonra kıblanin Kudüsten Kâbeye çevrilmesi üzerine Mescidde de tadîlât yapılmış, şimal tarafından kapı açılmış, kıble duvarı mihrab olmuştur. Zemin kuru ve topraktı. Mescid yalnız Yatsı namazı kılınırken aydınlatılırdı. Sonradan tavan direklerine kandiller asıldı. İşte Mescid-i Nebevînin ilk şekli ve tarzı böyle idi. Sonraları müteaddit defalar genişledilerek ve yeniden pek muhteşem bir şekilde binâ olunarak bugünkü muteşem hâlini almıştır. Mescidin inşâsı bittikten sonra mescide bitişik odalar yapıldı. Bu sırada Hazret-i Peygamber (s.a.v.)in taht-ı nikâhında Sevde ile Hazret-i âişe bulunduğundan bunlar için birer oda yapıldı. Sonraları Hazret-i Peygamber Efendimiz diğer Ezvâc-ı Tâhiratla evlendikçe onlar için de birer oda yapılmıştır. Bunlara Hucurât denir ve Kurân-ı Kerîmde onlardan öyle bahsolunur. Bu odalar da kerpiçten yapılmıştır. Bunların duvarları hurma ağaçlarının bölmelerindendi. Ümmü Selemenin, Ümmü Habîbenin, Cüveyriyenin, Meymûnenin, Zeynebin, Zeyneb bint-i Cahşın (r.a.) odaları şimâle doğru idi. Hazret-i Âişe, Safiyye ve Sevdenin odaları mukaabil taraftaydı. Bu odalar Mescide bitişik olduğundan Peygamber Efendimiz itikâf zamânında başını Mescidden içeri uzatır, zevcelerinden biri de saçlarını tarardı, yıkardı. Her odanın hacmi dört beş arşın eninde ve boyunda idi. Yüksekliği ancak bir adam boyu kadardı. Kapılarına kilim, keçe, battâniye gibi bir örtü gerilirdi. Çok defalar geceleri kandil bile yakılmazdı. İşte Hâne-i Saâdet budur. Bu odalar uzun zaman durmuştur. Emevî halîfelerinden pek dindar bir zât olan Ömer ibn-i Abdülâziz bunları görünce: -Halk şu odacıklara baksa da Peygamberlerinin nekadar sâde ve mütevâzı bir hayat sürdüğünü anlasa, demişti. Hazret-i Peygamberin zevceleri için lâzım olan odalar yapılınca Ebû Eyyûb-i Ensârînin evinden oraya taşındılar. Peygamber Efendimizin Ensârdan olan komşuları arasında Sâd b. Ubâde, Sad b. Muâz, Ebû Eyyûb-i Ensârî zengince idiler. Bunlar, Peygamberimize eksiriyâ süt gönderirlerdi. Peygamberimizin yaşayışı çok sâdeydi. Bâzan yiyeceksiz kalıp aç yattıkları olurdu. |