TOPRAKLARI VATAN YAPAN!
Arif Nihat Asya öyle diyordu değil mi :”Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır
/ Toprak, eğer uğrunda ölen varsa vatandır”.
Irak, o topraklarda yaşayanlar için işte şimdi vatan oluyor.. Uğrunda ölünen
değer, sadece kuru çöl toprağı ya da neft değil, daha fazlasıdır.
O topraklarda yaşayan insanların onurudur.. Toprak ona katılan alın teri ve onur
savaşı ile farklı bir anlam kazanır..
Onu değerli kılan, ona yüklenen bir anlam vardır..
Irak daha önce İngiliz işgal komiserlerinin, işbirlikçi Arap aşiretlerinin
koruması altında çöl kumları üzerinde cetvelle çizilen sınırlardan ibaret bir
devletti.
Şimdi insanlar bu coğrafyayı vatan yapıyorlar. Müstevlilerle işbirliği yapmayan,
Hak yolda direnen soylu Araplara saygı duyuyor, onları alkışlıyorum. Öteki
kardeş ülkeler ve Arap halkları ile aralarına çizilen bu yapma sınırları söküp
atacak irade de ilk kez bu toprağın asıl sahipleri, bu toprağın çocuklarının
eline geçmektedir. ABD bunu başardı..
Bu kavga , bu gürültü, bu kan ve gözyaşı içinde farkına vardığımız en büyük
değer bu.. Sünnisi şiisi ile, bir halk yeniden direniyor.. Yıllarca batının
tetikçiliğini yapan işbirlikçi Saddam'ın demir yumruğu altında ezilen halk şimdi
kendi ayakları üzerinde doğruluyor..
“Akrebin kıskacında yoğrulan” bir halk var bu gün Irakta! Ateşle, demir örsünde
dövülerek çelikleşen bir halk!
Amerika ile başetmek, Saddamla başetmekten daha kolay.. Saddam aşısı almış bir
halkın Karzai tipi Allavi kuklaları konusunda derin bilinci de aynı yanlışa
tekrar düşmeyi engelleyen bir faktör olarak önümüzde duruyor..
24 Arap devleti var.. 24’ünün arasındaki sınırlar da hayali. 24 ündeki
iktidarlar da hala o halkın gerçek temsilcileri değil..
24 dünde de halkın beklentilerine rağmen, batılıların himmet ve himayeleri ile
hukuk devleti niteliği yok.. Çoğu İşbirlikçi Arap aşiretlerinin çocukları!
Bir saymayı deneyelim mi? Önce eski Şam vilayeti sınırları içindekiler: Suriye,
Lübnan, Ürdün, Filistin. Ardından Irak. Körfezde: Kuveyt, Bahreyn, BAE, Umman,
Suudi Arabistan ve 2 Yemen. Afrika’ya geçelim: Mısır, Libya, Fas, Tunus,
Cezayir, Moritanya, Sudan, Cibuti, Somali. Nijer, Nijerya.. Çad.. 24 oldu
galiba.. Araplar, hem İslam Konfereransı, Hem Arap Birliği ve hem de Afrika
Birliğinin en kalabalık grubunu oluşturuyorlar. Ama bu örgütlerden ses yok.
Sahi bu arada bizim batılı İnsan hakları savunucusu dostlarımız ne yapıyor?
Yeşiller partisi, Irakta yokedilen doğa ve tarihi çevre, kültürel çevre
konusunda ne düşünüyorlar. Sadece kınama mesajları yeterli mi? İngiltere AB nin
bir üyesi değil mi? AB neden bu kaba insan hakları ihlalleri, savaş suçu,
insanlık suçu nitelikli, ağır ve sistematik işkence olaylarına karşı, haksız bir
işgale, teröre ve çevreye verilen zararlara karşı en azından İngiltereye karşı
bir tavır koymuyor, yaptırım uygulamıyorlar.. Hani insan hakları ve çevre
evrenseldi! Sınır tanınmazdı. Sınır tanımayan avukatlar, doktorlar neredeler.
Batılılara hesap sormak kolay, hani nerede bizim Cuma eylemcisi kardeşlerimiz.
Burnumuzun dibinde bir cinayet işleniyor. Irak aşılırsa sırada biz de varız..
Hu!.. Ankara..
“İslam Ülkeleri” denen acezeler topluluğu!
Biliyorum sadece adımız İslam ülkesi.. Türkiye'de bunlardan biri. İmtiyazlı geri
bırakılmış, batının desteklediği, darbeci generallerin elinde oyuncak olmuş,
yarı askeri rejimler altında diktatörlerce yönetilen ülkeler topluluğu.. Batı
demokrasisinin arka bahçesi..
Bu gün Arap ülkelerinin çoğu Amerikan, İngiliz ve Fransız vesayatında değil mi?
Yarı sömürge bunlar ya hu! İslam sadece bir etiket.. Milli kıyafetleri ile
ekranda gördüğünüz adamların cebinde Amerikan doları midesinde Hamburger ve Coca
cola dolu. Kalbi ve beyni ise kurumuş çorak topraklar gibi! En iyi bildikleri
şey incir çekirdeğini doldurmayan konularda günlerce tartışmak. Mesela hepsi
günlerce ne zaman bayram yapılması gerektiğini tartışıp kavga etmeyi Müslümanlık
bilirler..
Bizim gerizekalılarda bunlara bakıp “Hangi islam ülkesinde demokrasi ve insan
hakları var” diye sormaya bayılırlar! Bunlarınkisi ise cehaletin dik alası!
Osmanlıdan sonra huzur yüzü görmedi bu topraklar. Stadyumu doldurmayacak
kalabalıklara devlet armağan edildi! Abdulcebbar, amcası Abdülkgaffara karşı,
elinde Amerikan İngiliz yapımı silahlarla sınırda nöbet bekliyor! Devlet
olmuşlar güya. Arada barikatlar, bariyerler..
Bu ateş, bir gerçeği aydınlatacak! Aynı vatanın çocuklarının düşmanlıkları, kan
ve gözyaşları, çalınan alınterleri üzerine kendilerine servet ve iktidar
üretenlerin kirli yalanları ve oyunları bu ışıkla aydınlanacak!
Dökülen bu kanlar dönemin ihmal ve günahlarının kefareti olacak..
Selam olsun şehadet şerbeti içenlere Selam olsun emperyalizmin vahşi
saldırılarına karşı, sıra dağlar gibi direnenlere.
Selam ve dua ile..
Abdurrahman Dilipak Vakit Gazetesi