Titre ve kendine gel!

Onlar (Yahudiler) nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah’ın ahdine ve insanların (mü’minlerin) himayesine sığınmadıkça, kendilerine zillet (damgası) vurulmuştur; Allah’ın hışmına uğramışlar ve miskinliğe mahkûm edilmişlerdir. Çünkü onlar, Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorlar ve haksız yere peygamberleri öldürüyorlardı. Bu da, onların isyan etmiş ve haddi aşmış bulunmalarındandır.
Âl-i İmran Sûresi / 112. Âyet
Musevi Cemaat Başkanı Silvyo Ovadya’yı yeni görevi vesilesiyle ziyaret eden AKP Erzurum Milletvekili İbrahim Özdoğan, Ovadya’ya görevinde başarılar dilerken, Türk Yahudileri ile ilgili olarak ilginç sözler sarf etmiş. AK Parti Milletvekili İbrahim Özdoğan: “Museviler, insanlığın onurudur” diye buyurmuşlar.
Topraklarını işgal ettiği mazlumlara, özgürlük savaşçılarına insanlık dışı saldırılarda bulunan, zulmün her türlüsünü reva gören, dünyevi geleceklerini garanti altına almak için kan akıtan, çocuk, yaşlı, hasta demeden katleden, Sabra Şatilla katliamının sahibi onurlu bir ırk. Şeyh Yasin gibi bir sakat ve yaşlıyı katleden “katil sürüleri”ne onur bahşetmek, abesle iştigaldir, safsatadır.
Allah Resulü’nün Mi’rac’a yükseldiği, Müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa’yı yıkmak için çeşitli senaryolar yürüten ve Allah’ın ‘Bereketli kıldığım’ dediği (İsrâ/1) topraklarda masum ve mazlum insanların kanını akıtan onurlular ordusu!...
İbrahim Özdoğan’ın, durup dururken Yahudi muhabbeti nereden depreşti dersiniz. Kanlı elleri sıkmaktan ar etmez mi? “Dinlerine uymadıkça Yahudiler de Hıristiyanlar da asla senden razı olmayacaklardır. De ki: Doğru yol, ancak Allah’ın yoludur. Sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyacak olursan, andolsun ki, Allah’tan sana ne bir dost ne de bir yardımcı vardır” (Bakara/120), “ Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar (birbirinin tarafını tutarlar). İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır. Şüphesiz Allah, zâlimler topluluğuna yol göstermez.” (Maide /51) ilahi emirleri gayet açık ve sarih değil mi?
Dünya ülkelerinin sessiz ve sinsi kenesi konumunda olup, bir taraftan işgal niyeti ile konuşlandığı ülkeye şişkin sermayesi ve sermayedarları ile yardım eder görünüp, diğer taraftan yine aynı toprakların kendi dindaşları tarafından paylaşılması için hain ve sinsi planlar yapan Yahudilere, şeytanın askerlerine bu sevgi neden?
Kendi menfaatleri, beklentileri doğrultusunda toplumlar arasına nifak tohumları serperek insanları birbirlerine düşürüp aradan sıyrılan, kendi dışında insanlığı kin ve düşmanlığa sürükleyen Yahudilere, şeytanın askerlerine bu yakınlık niçin sayın vekil?
Gayri Müslim cemaatleri arkanıza alıp, Yahudi Cemaatince de kutsanarak bakanlığa oturmayı mı hayal ediyorsunuz yoksa?
Tek bir Yahudi’nin yaşamadığı bir şehrin vekili olarak Yahudilere sahip çıkmak, bir virüs gibi ortalığa yayılan “hastalıklı bir kafa”nın gafleti midir acaba? Yahudilerin gözünü Erzurum’a çekme adına yapılmış olduğunu düşünmek istemiyorum. Zira bu kadarı, gafletten öteye, ihanete uzanır.
“Hak semavi dinlerin kitapları olan Tevrat ve Kur’an birçok hususiyetleriyle Museviler’i övmektedir” diye buyurmuşlar vekilimiz. “ Yahudiler, Allah’ın eli bağlıdır (sıkdır), dediler. Hay dedikleri yüzünden elleri bağlanası ve lânet olasılar!” (Maide/64), “ (Yahudiler peygamberlerle alay ederek) “Kalplerimiz perdelidir” dediler. Hayır; küfür ve isyanları sebebiyle Allah onlara lânet etmiştir. O yüzden çok az inanırlar. “ (Bakara/88), “Sözlerinden dönmeleri, Allah’ın âyetlerini inkâr etmeleri, haksız yere peygamberleri öldürmeleri ve “Kalplerimiz kılıflanmıştı”” demeleri sebebiyle (onları lânetledik, türlü belâlar verdik. Onların kalpleri kılıflı değildir;) tam aksine küfürleri sebebiyle Allah o kalpler üzerine mühür vurmuştur; pek azı müstesna artık iman etmezler “(Nisa Sûresi/155) ve (Âl-i İmran / 112) ayeti celileleri senin onurlu kıldığın Yahudilerin lânetlendiği gerçeğini aktarıyor.
Bu iftira da senin dinden çıkmana sebep midir lütfen araştır. Siyasi gücünü hizmette kullanmayan seçilmiş, bu gücü kendi yeteneğinin hakkı olarak görme yanılgısıyla kuvvet sarhoşu olur ki, en tehlikeli sarhoşluk sürekli gurur körlüğü doğuran bu sarhoşluktur diyor Hasan Aksay ağabeyim. Siz ne dersiniz?
Kendilerini insaf ve vicdana davet ettiğin yazar, çizerler, halkın arasında ve başları dik. Halkın sayın Karakoç’a verdiği destek gönül okşayıcı. Bu ziyaretten sonra kayıplara karışan, telefonlara çıkmayan siz oldunuz sayın vekil. Siyaset, kamuoyu eğilimlerine hassasiyet göstermeyi icap ettirir. Size oy veren Dadaşların konuyla ilgili düşüncelerini öğrenin isterseniz. Tabii halkın içine çıkmaya cesaretiniz varsa.
 
F. Burak Karen^20.09.2004 Vakit
bkaren@vakit.com.tr