Seyyid Kutub'u anarken
29 Ağustos tarihi, çağımızın büyük bir fikir ve mücadele önderi olan Seyyid
Kutubun şehadetinin yıldönümüdür.
Seyyid Kutub, Yüce Allahın: Müminlerden öyle adamlar vardır ki, Allaha
verdikleri söze sadık kaldılar. Onlardan kimi (Allah yolunda şehid edilmek
suretiyle) adağını yerine getirdi, kimi de (şehid olmayı) beklemektedir.
(Ahidlerinde) hiçbir değişiklik yapmamışlardır (Ahzab, 33/23) ayetinde sözü
edilen kişilerden olduğuna inandığımız müstesna insanlardan biridir.
1906da Mısırın Asyut kasabasında doğan Seyyid Kutub aslen Arabistanlıdır.
Dedesi Şeyh Vakur ilim, takva ve güzel ahlâk sahibi olmasıyla ünlüydü. Anne ve
babası da çok dindar ve takva sahibi insanlardı. Kutub, annesine ithaf ettiği
Kuran-ı Kerimde Edebi Tasvir adlı eserinde, onun dinine ne kadar bağlı bir
kadın olduğundan söz eder. Seyyid Kutub, annesinin yoğun istek ve teşvikiyle
küçük yaşlarda Kuranı ezberledi. Babası İbrahim Kutuba ithaf ettiği
Kuranda Kıyamet Sahneleri adlı eserinde şöyle der: Babamın en çok dikkat
ettiği şey, bizim ruhumuza ahiret duygusunu yerleştirmekti.
İlk eğitimini aile içinde aldıktan sonra, el-Ezherde orta ve lise tahsilini
yaptı. Daha sonra Darul-Ulum Fakültesini bitirdi. 1933te aynı fakültede
öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladı. O dönemde Yeni Fikir adlı bir
dergi çıkardı. 1941de sosyoloji doktorası yapmak üzere Maarif bakanlığı
tarafından Amerikaya gönderildi. Yine aynı dönemlerde Müslüman Kardeşlerle
ilişkilere girmişti. Amerikadan dönmesinden bir süre sonra da bu cemaate
katıldı.
Bilindiği üzere Türkiyede inanç sahiplerinin Seyyid Kutubun fikirlerinden
istifade etmelerinin engellenmesi için onun hakkında asılsız iddialarda
bulunuldu. Bu iddialar her türlü dayanaktan yoksun, asılsız iddialardır.
Seyyid Kutub hakkındaki bir yanlış kanaat de onun son zamanlarında Müslüman
Kardeşlerden ayrıldığı zannıdır. Bu yöndeki söylentiler de doğru değildir.
Kız kardeşi Hamide Kutubun bildirdiğine göre, Üstad şehadetinden kısa bir
süre önce ona şöyle demiştir: Şayet Hasan Hudeybiyi (İhvanın o zamanki
genel mürşidi) görürsen benden ona selam söyle ve kendisine, onun zarar
görmemesi için insanın tahammül edebileceği bütün zorluklara tahammül ettiğimi
belirt. (Salah Abdulfettah Halidi, Seyyid Kutub minel-Milad ilel-İstişhad,
sh. 474) Ayrıca yine hapishanede kendisine idam kararı haberi ulaşınca şöyle
demişti: Allaha hamd olsun, on beş yıldır şehadete ulaşmak için çalışıyorum.
(O zaman İhvana katılmasının on beşinci yılıydı.) (A. e. sh. 473) Yani o
Müslüman Kardeşlerin saflarında verdiği mücadelenin tümünü bir bütün olarak
değerlendirmiş ve bu dönemi şehadete ulaşmak için çalıştığı dönem olarak
nitelemiştir. Cemaatten ayrıldığını ima edecek bir söz dahi sarf etmemiştir.
Ayrıca kardeşleri ve kendisini yakından tanıyanlar böyle bir şeyin olmadığını
ifade etmişlerdir.
Bu yöndeki iddiaların kaynağı Müslüman Kardeşlere karşı olanların Seyyid
Kutubu onlardan görmek istememeleri sebebiyle uydurdukları yalanlardır. Bu
arada şunu da hatırlatalım ki, Müslüman Kardeşler, Seyyid Kutubu sağlığında
bağırlarına bastıkları gibi şehit edilmesinden sonra da onun fikirlerinin
bayraktarlığını yapmış, asla düşüncelerinin yayılmasını önleyecek bir tavır
içine girmemiş, kitaplarını da eğitim programlarına almışlardır.