İşgalin İkinci Yılında Irak
Dünyadaki tüm duyarlılık sahibi insanların
tepkilerine ve karşı çıkmalarına, pek çok büyük şehirde geniş çaplı
protesto eylemleri düzenlenmesine rağmen ABD'nin Irak'ı işgal amaçlı
saldırıları iki yıl önce bugünlerde başlamıştı. Çünkü Irak'ın işgali ABD
için bir hedefti ve bu devletin yöneticileri de "caddeler yürümekle
aşınmaz" diye düşünenlerdendi. Dolayısıyla dünya kamuoyunun tepkisini
değil kendilerinin geleceğe dönük planlarını önemsiyorlardı.
Bazılarına göre ABD, beş yüz yıllık planlar yapıyor ve faaliyetlerini bu
planlar çerçevesinde yürütüyor, her şeyi önceden hazırladığı için de
planlarını hayata geçirme konusunda ciddi bir sıkıntı yaşamıyordu. Ama biz
böyle düşünmediğimizi, ABD'nin birçok planını uygulamada başarısız
kaldığını o zaman da söylemiştik.
ABD, Irak'ı işgal ettikten sonra Suriye, İran ve Lübnan'ı da sıkı bir
kontrol altına alarak İsrail işgal devletini rahatsız eden tüm oluşumları
dağıtmayı ve böylece Siyonist işgalcileri rahatlatmayı hedefliyordu. Ama
Irak'taki direniş şu ana kadar bu amacına doğru ilerlemesini engelledi. Şu
an Suriye'ye yönelik baskılarını artırmış olsa da bu, ağırlıklı olarak
siyasi baskıdır ve askeri tehditlerini yakın gelecekte devreye sokması
mümkün görünmemektedir.
ABD, geçen iki yıl içinde Irak'ta kendi lehine bir otorite oluşturabilmek
için muhtelif yollara başvurdu. Ama bunu başaramadı. Sonuçta seçim yoluyla
bir meşrulaştırma girişimine başvurdu. Dünya kamuoyuna yönelik
mesajlarında bu girişiminin başarılı olduğunu anlatmaya çalıştı. Ancak şu
an Irak'ın içinde bulunduğu durum bu iddiayı doğrulamıyor. Eğer ki söz
konusu meşrulaştırma girişimi başarılı olsaydı otoritenin oluşması
konusunda güven verici gelişmeler de olurdu.
Irak'ta geçtiğimiz iki yıl içinde yaşananlar ABD'nin gerçek yüzünü bir kez
daha ortaya çıkardı. Görünüşte kendini insan haklarının bekçisi ilan eden
ABD, Irak'ta tarihte benzerlerine nadir rastlanmış insanlık dışı
uygulamalarla ve tam bir vahşetle kendini gösterdi. Ayrıca ABD'nin
savaşının iddia edildiği gibi teröre veya Saddam zulmüne karşı değil
İslâm'a ve Müslümanlara karşı olduğu da kesin bir şekilde ortaya çıktı.
ABD'nin Irak işgalinin yol açtığı zarar ve tahribat Moğol istilasının
tahribatını geride bıraktı. İslâm'a ve Müslümanlara duyduğu kini sadece
bugün yaşamakta olan Müslümanlara işkence etmekle değil geçmişte yaşamış
Müslümanların geriye bıraktığı o güzel eserleri ve kültürel mirası tahrip
etmekle de gösterdi. Yani o, İslâm adına ortada ne varsa hepsine düşmandı.
Camileri askeri karargâha dönüştürerek, taharet ve nezafet kavramlarıyla
hiçbir zaman tanışmamış askerleri vasıtasıyla bu kutsal mekânları kirletti.
Bu yolla aynı zamanda Müslümanların kutsal değerlerine hakaret etmeyi
amaçlamıştı. Irak'ta yaşananlar ABD'nin İslâm dünyasına asla dost
olamayacağını da gözler önüne sermiştir. Bugün birilerinin kalkıp hâlâ bu
ülkeden "dost" diye söz etmeye kalkışmaları insanların akli
muhakemeleriyle alay etmek anlamına gelir.
Ahmet Varol 17 Mart 2005 Vakit
avarol@vakit.com.tr