İhtilafların Sebepleri-1
Bundan önceki yazımızda Irak'taki seçim ihtilaflarından notlar sunmuştuk. Biraz da bu ihtilafların sebepleri ve gerekçeleri üzerinde duralım.
Irak'taki Şii cemaatin, İran'daki ve Lübnan'daki Şii cemaatten farklı bir strateji içinde olduğunu görüyoruz. İran'daki cemaat İmam Humeyni'nin öncülüğünde insanlık tarihinde önemli bir dönüşüm sayılabilecek bir devrim gerçekleştirdi. Lübnan'daki cemaatin kararlı mücadelesi, arada çok büyük bir kuvvet farkı olmasına rağmen Siyonistleri Güney Lübnan'dan zelil halde çıkmaya zorladı. "Karşımızdaki düşmanın bir roketle yüz kişiyi birden öldürebilen savaş uçakları var, bizim ise bu uçakları düşürme imkânımız bile yok" diye düşünmeden, aldıkları yaralar karşısında azimlerinden bir şey kaybetmeksizin mücadelelerini sürdürdüler. Sonuçta Yüce Allah'ın zafer vaadi gerçekleşti ve sürekli "yenilmeyen güç" olarak tanıtılan Siyonist işgalciler birkaç bin mücahit karşısında yenilgiyi kabullenmek zorunda kaldılar. Bugün onların Gazze'den çekilme planı yapmaları, bunun için bölgeye yerleştirdikleri yahudi göçmenlere tazminat ödeme kanunu çıkarmaları da aynı şekilde bir yenilgidir.
Yüce Allah da Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurur: "Kendilerinin Allah'a kavuşacakları kanaatini taşıyanlar ise: "Nice az topluluk vardır ki, Allah'ın izniyle, kalabalık topluluğa üstün gelmiştir. Allah da sabredenlerle beraberdir" dediler." (Bakara, 2/249) "Birbirleriyle karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için ibret vardır. Bir topluluk Allah yolunda çarpışmaktaydı, diğer topluluk ise kâfirdi. Allah yolunda çarpışanlar ötekileri gözleriyle açıkça kendilerinin iki katı olarak görüyorlardı. Allah dilediğini kendi yardımıyla destekler. Şüphesiz bunda görebilenler için ibret vardır." (Al-i İmran, 3/13)
Irak'taki Şii cemaat ülke nüfusu içinde önemli bir yekûna sahip olmasına rağmen yakın geçmişte, özellikle de Saddam döneminde büyük haksızlığa uğratıldı. Şimdi izledikleri stratejiden, haklarını siyasi pazarlıklar yoluyla elde etmeye çalıştıklarını anlıyoruz. Bu amaçla da sahip oldukları toplumsal ve siyasi ağırlıklarını kullanmak, bunu işgalcilerle yaptıkları pazarlıklarda değerlendirmek istiyorlar.
İşgalcilerin Şii cemaati silahlı çatışmanın dışında tutmaya büyük ihtiyaçları var. Çünkü onların da çatışmaya girmeleri durumunda kendilerinin bellerinin kırılacağını biliyorlar. Şii cemaatin ileri gelenleri de bunu biliyor ve işgalcileri kendi lehlerine bazı tavizlere zorlamak için değerlendirmeye çalışıyorlar. Ama işgalcilerin hassas noktada durduklarını ve kendilerinden istenenlerin birçoğunu vermeyip ellerinde bir paket olarak tuttuklarını görüyoruz. Bu paketi, ülkede taşların yerine oturmasından sonra vermek üzere beklettiklerine muhataplarını inandırmaya çalışıyorlar. Bugün Şii cemaatin ileri gelenlerinin, arkalarındaki kitleleri seçim konusunda aktif olmaya teşvik etmeleri belki o paketin verileceğine inanmalarından ileri geliyor olabilir.
Bu konuya inşallah devam edeceğiz.
Ahmet Varol 27 Ekim 2004 Çarşamba, Vakit gazetesi