Yok birbirinden farkları!

Hani, televizyon ekranlarında, “Boşuna fark aramayın. Yok birbirlerinden farkları. Farkı, fiyatı” şeklinde bir reklam vardı. Birisi hayli pahalı olan iki ürün arasında kalite, malzeme, kimsayal içerik konularında hiç bir fark olmadığını, farkın “diğerinin ucuzluğunda” olduğunu anlatmaya çalışıyordu.

Tüm dünyayı çok yakından ilgilendiren Amerika’daki seçimler için de söylenebilecek tek slogan var:“Ha Bush, ha Kerry... Ha biri, ha diğeri... Yok birbirlerinden farkları, farkları partilerinin isimleri ve boylarının uzunlukları”

Bugün sandık başına gidecek olan Amerikalı’lar, görünüşte kendilerini yönetecek başkanlarını seçiyorlar ama, yaptıkları iş dünyaya kafalarına ve menfaatlerinin doğrultusuna göre biçim vermeye çalışan siyonist politikaların altına imza atmaktan başka bir şey değil.

Bush ya da Kerry’nin Amerika’nın DevletBaşkanı olması pratikte hiç bir anlam ifade etmiyor. Çünkü, dünyanın jandarması geçinen, bölüşüm haritalarını ayarlayan, emperyalist planları peyderpey yürürlüğe koyan, dünya üzerindeki tüm pisliklerin menşei olan Amerika’da, göreve gelen başkanlar, siyonizmin işlerinin takipçisi kukladan başka bir şey değildir.

Gelmiş geçmiş tüm Amerikan Başkanları’nı ve kabinelerini dikkatlice tarayalım. Göreceğimiz tablo gerçekten şaşırtıcıdır. Göreve gelen Amerikan DevletBaşkanları’nın içinde Yahudi kökenli hiç bir isim yoktur (Tek istisnaAbrahamLincoln’dür)... Oysa, bu başkanların gerek iç, gerekse dış politika işlerini gören, Amerika’nın dünya siyasetindeki satranç taşlarını elinde tutan güçlü isimlerin tamamı yahudi kökenlidir. İlk aklımıza gelen isimler; Wesley Clark (NATOEski Komutanı), Madeline Albright (Eski Dışişleri Bakanı), Paul Wolfovitz (Savunma Bakanı), Richard Perle (Savunma Bakanı Baş Danışmanı-Karanlıklar Prensi olarak da biliniyor)...

Bunun anlamı çok açıktır: Tüm dünyayı yahudi ırkının çiftliği, kendilerini Tanrı’nın seçilmiş kulları, diğer ırkları ise hizmetkarlar olarak gören siyonistler, dünyanın en güçlü ülkesi konumundaki Amerika’yı bir manivela gibi kullanmaktadırlar. Bu açıdan seçilecekAmerikan Başkanı’nın birinci görevi, “Siyonizmin uluslararası politikalarını” devam ettirmektir. Nitekim, Bush ve Kerry bir çok ıvır-zıvır konuda birbirleriyle göstermelik kavgalar yaparken, tamamen İsrail’in güvenliğini sağlamaya yönelik Irak operasyonu konusunda ise tamamen aynı çizgide buluşabilmektedirler.

Ha Bush, ha Kerry... Yok birbirlerinden farkları... Kim seçilirse seçilsin, bizim için durum değişmeyecek. Burnumuzun dibinde Müslüman kardeşlerimizi katleden, İsrail’in Arz-ı Mev’ud hayallerine zemin hazırlayan, ülkemizi de bu rezilliklerinin taşeronu olarak kullanmaya çalışan Amerika’daki seçimlerin bize ne kazandıracağının analizini yapmalıyız.

Bu seçimlerden sonra Amerika’n boyunduruğundan kurtulabilecek miyiz? Amerika’nın Büyük Ortadoğu Projesi’nin figüranı olmaktan vazgeçebilecek miyiz?

Meşhur bir söz vardır:Ha kel Ali, ha Ali kel... Durum değişiyor mu?

Nedim Odabaş Milli Gazete

e-mail: nodabas@milligazete.com