Yar bana bir eğlence
Memleketin her noktası tiyatro sahnesine dönüştürüldü... Komedi, dram,
trajedi, ne ararsanız yok yok...
Siyasi aktörleri hatalarından dolayı eleştirirseniz, henüz rol verilmemiş,
yedek figüranlar tarafından aforoz edilme ihtimaliniz hayli fazladır...
AKP, hükümet etmenin kolayını buldu... Para getirecek neyimiz varsa
hepsini satıp paraya tahvil edecek... Galiba paradan gayri şeyi
görmüyorlar...
Gayrimenkullerimiz yabancıların gözdesi oldu... Gelen bakıyor, beğeniyor,
bastırıyor parayı, alıyor en kıymetli mülklerimizi...
Eleştirir de "Yahu, hiç olmazsa 1/3'ünü satmayın da başımızı sokacak bir
evimiz olsun, ölünce gömülecek toprağımız olsun" derseniz şiddetli düdük
sesleriyle karşılaşırsınız...
Satış sırası TV kanallarına geldi...
% 25 ile sınırlı tutulan yabancı sermaye hissesi bu sefer % 100'e
çıkartıldı... Parayı bastıran yabancılar diledikleri kanalı satın
alacaklar...
Demokratik bir ülkeyiz, bunun ne zararı var, değil mi?
İtaat duygusu, mantığının önüne geçmiş bir AKP milletvekiline bazı
mahzurları anlatılıyor... Milletvekili diyor ki:
"Kardeşim takarsınız bir uydu anteni dünyanın hangi kanalını isterseniz
seyredersiniz... Yabancılara satacağımız kanalların hiçbir zararı
olmaz"...
Uydu anteni kullanıp, anlamadığı dilden yayın yapan bir kanalı hiç kimse
dinlemez... Amma Türkiye'de Türkçe yayın yapan TV kanalı hangi ülkeye,
hangi dine hizmet ederse etsin, saf vatandaş orasını kendi kanalımız sayar
ve seyreder...
Yarın bazı kanallar satılırsa görürsünüz Vehbi'nin kerrakesini...
Adam TV logosuna kocaman haç işaretini yükler... Sabahtan akşama kadar
Hıristiyanlık veya Yahudilik propagandası yapar... İşte size canlı yayınla
misyonerlik... Susturamazsınız... Tahkim yasası var ellerinde...
Türk TV'leri olsa belki karartırsınız, para cezası kesersiniz, amma
yabancılara satılmış bir kanala müdahale hakkınız yoktur... Hükümet bunu
çok iyi bilir...
Bilmesine herkes bilir de, Türk halkı enayi sayıldığı için her ne yaparsak
anlamaz diyenler çıkar karşımıza...
Maalesef bir TV kanalı kafasını misyonerliğe takmış... Yani misyonerliğin
olmadığına... Türkiye'de misyoner hareketlerini eleştirenleri
"yaygaracılar" diyerek susturmaya çalışıyor...
Miktarı kendilerinden menkul istatistiki rakamlar ileri sürerek Türkiye'de
misyonerlik hareketinin olmadığını, din değiştirmenin vaki olmadığını
nerdeyse yemini billah ederek inandırmaya çalışmaktalar...
Muhtemelen doğrudur...
Dışardan gelmiş gâvura Türk halkı pek itibar etmez... Fakat, içimizden
zuhur eden misyonerlere inanır... Çünkü, İslâmi terimleri kullanarak
Hıristiyanlığa, Yahudiliğe diyalog caddesinden yaklaşmayı öğütlerler...
Misyonerler yoktur da hiçbir gayrimüslimin yaşamadığı illerde, ilçelerde
açılan kilise evlerin hikmetini izah edebilir misiniz?
Diyelim ki misyoner yoktur, herkes evham altında...
Peki size ne oluyor da bu konunun fanatik papazlığını yaparsınız?
Yok olan bir şeyin yokluğunu isbat etmeniz için nereden emir aldınız
beyler... Herkes enayi değildir; biraz düşünmekle bariz yanlışları da fark
etmektedir...
AKP hükümeti bugün TV kanallarını satar, muhtemelen gelecek aylarda para
getirecek Süleymaniye'yi, Selimiye'yi, Topkapı Sarayı'nı ihaleye
çıkartır... Ha Harran ovasındaki arazilerin satılmış, ha Antalya
kıyılarındaki kıymetli villalarınız, koylarınız satılmış, ha
camileriniz... Cami de insan yapısıdır değil mi???
Türkiye'de misyoner bulunmadığı ve "misyonerlik yaygarası" yapan
cahillerin kol gezdiği, İslâmi hassasiyeti olan kanal tarafından kör
gözüne parmağım hesabı anlatılıyorsa, eğlenceden hayır beklenmez...
Hatırlatan olmadı demeyiniz...
Ne yaparsak yanımıza kâr kalır, güç bizde hevesinden vazgeçin... Tehlikeli
menzile girdiğinizi siz fehmetseniz de ben görmekteyim...
Evet, tehlike menzilinde at koşturmaktasınız... Sınırsız süvarilik yapmak
başa beladır... Bilmeniz icabederdi...
Hatırlayınız ve zararlı satışları, gereksiz atışları durdurun gayri...
Dinlemezseniz siz bilirsiniz... Türkiye iki/üç kişiye kayıtsız-şartsız
teslim edilmeyecek kadar hem büyük, hem de değerlidir...
Abdurrahim Karakoç 20 Mart 2005 Vakit
akarakoc@vakit.com.tr