Yamyamlık... Avrupa, aslına mı dönüyor?

Sabahleyin, gazeteye gelir gelmez; ilk işim, “gazete manşetleri”ne bakmak oldu... Şöyle, 9 sütuna atılmış, “Yamyamlaar!” diye bir başlık aradım!.. Bunda yok!.. Bunda da yok!.. Belki şu alttakinde olabilir!.. Ama hayır, onda da yok!..
Hasılı kelâm, manşetlerde “Yamyam”ın “Y”si bile yok!.. 29 harfli alfabenin, sadece A ve B harfleri var!.. Manşetler, “AB”ye kilitlenmiş!.. Ötesi yok!..
Oysa, daha birkaç ay önce, taa “T” harfine kadar gitmişler ve “Türban takmayan gelinin saçının yakıldığını” iddia etmişlerdi!..
Hatta ondan da önce;
“Türban”la ilgili yazı dizisinin içinde, “Bir Fransız kızın diri diri yakıldığını” yazmışlar, buna da “Müslümanlar” tarafından yapıldığı “ima”sı vererek, Müslümanlara alçakça iftira atmaya yeltenmişlerdi!..
Bunları bildiğim için;
“Tamam” dedim, “Bu haberi de manşete çekerler!”
Öyle ya;
“21. yüzyılda yamyamlık modası” başlıyor ve bu da “Medenî, çağdaş, hümanist, ilerici, aydın, demokrat, laik, gelişmiş, zengin!” dedikleri Avrupa’da oluyor!..
Yani, “bomba” gibi haber!..
Hem de;
Çok çarpıcı!..
“ÖNCE KESTİM, SONRA KIZARTIP YEDİM!”
Hele düşünsenize;
İspanya’nın Alicente şehrinde, Paul Durant adlı bir adam, “sevgili”si olan Karen Durrell adlı kadını önce “öldürdüğünü”, daha sonra da, “vücudunu küçük parçalara ayırıp, yenebilecek her şeyini kızartıp yediğini” anlatıyor!..
Sadece o mu?..
Avrupa’nın bir başka, “çağdaş, ileri, medeni, hümanist ve demokrat” ülkesinde, evet Almanya’da, hem de “ressam” olan Ralf M. adlı bir adam, yine “sevgilisi Joe R.” ile; önce birlikte oluyor, sonra da!!!
Evet, sonra da, “atası Karındeşen Jack” gibi, “tornavida” ile karnını deşiyor sevgilisinin!..
Meğer “işsiz”miş adam!..
Sevgilisinin “et”ini yiyip, karnını doyuracak!..
Almış “testere”yi eline; bütün vücudu, küçük parçalara ayırmış!.. Sonra; iç organlarını da çıkarıp, hepsini “buzdolabı”na koymuş!.. Tabiî, “bozulmasın” diye!..
Durun, mideniz kalkmasın hemen!.. Lavaboya koşup, “kusmaya” filan da kalkmayın!..
Bunlar; üyesi olmaya can attığımız ve “müzakere tavsiyesi” aldığımız için de, zil takıp şıkıdım şıkıdım oynadığımız “Avrupa”nın gerçekleri!..
Bunlar;
“Batı medeniyeti”nin öteki yüzü!..
Evet, “kartel medyası”nda gösterilmeyen yüzü!..
İşte ben;
“Belki bulabilirim” ümidiyle, tüm gazete manşetlerini bu yüzden taradım!..
“Müslüman”lara iftira atabilmek için, “Fransız kızın diri diri yakıldığını” yazabilecek kadar alçaklaşan kalemlerden “Batı medeniyetinin bu yüzü”nü yazmalarını da bekledim!..
Ama, hayır, “manşet”lerde yoktu!..
Belli ki;
“Sürmanşet” ve “manşet”leri, yalnızca “Müslümanlara iftira”ya tahsis etmişlerdi!..
Bu defa;
Sayfaların alt yarısındaki “2. ve 3. derecede önemli” haberlerin başlıklarına baktım!..
Hayır, yine yok!..
1. sayfalardaki “tek sütun” haberlere baktım, tek tek!..
Hayır, AA’dan geçen “Avrupa’da yamyamlık modası” başlıklı haber, 1. sayfalarda bile “tek sütunluk yer” bulamamış!..
BUNU YAPAN BİR MÜSLÜMAN OLSAYDI!
Şöyle düşündüm;
Acaba, aynı “yamyam”lığı, farz-ı muhal bir “Müslüman” yapmış olsaydı, acaba ne yazarlardı?..
Manşet ve sürmanşet ne ki; kalıbımı basarım, “tam sayfa” verirlerdi haberi!.. Hem de, “illüstrasyon” resimlerle destekleyerek!..
Bununla da yetinmeyip; adamın “7 göbek” gerisine giderler, “aile şeceresi”ni dökerlerdi ortaya!..
Başlığı da şöyle atarlardı;
“İrtica yamyamlaştı!”
Altına da;
Adamın “selâm verdiği” kişilerin bile listesini eklerler ve onlara da “işte yamyamın suç ortakları” derlerdi!..
Evet, aynen böyle yaparlardı!..
Çünkü bunlar;
İslâm’a ve Müslüman’a karşı böylesine hınç ve öfke dolular!.. Böylesine “köktenkinci”ler!..
“Batı”ya ise;
Adamların kıçlarına, çok affedersiniz “tuvalet kâğıdı görevi” yapıp, yalayacak kadar hayran ve âşıklar!..
Bunlar için;
Sadece “Batı medeniyeti” var!.. Başka bir medeniyet, başka bir kültür, başka bir tarih yok!..
Bu derece “öz”den, bu derece “biz”den kopuklar!..
Sadece “kopuk” olsalar neyse, aynı zamanda “bize ait her şeye iflah olmaz derecede düşman”lar!..
İnanın çok merak ediyorum bunların “ata”larını!.. “Kan”ları ve “gen”leri kime ait, çok merak ediyorum!..
İNSAN ETİ SAYFALARI!
Hani var ya;
Bu “yamyamlık” modası yayılır da, bir “salgın” halini alırsa var ya, kalıbımı basarım ki; bunlar da “insan etinin faydaları”ndan bahseden manşetler atmaya başlarlar!.. Atmazlarsa namerdim!..
İnsan etindeki “protein”in faydalarından tutun da, “haşlama” veya “kızartma”sının besin değerlerine varıncaya kadar saymazlarsa, sokağa çıkar eşşek gibi anırırım!..
Çünkü ben “mal”ımı iyi bilirim!..
Bunlar, işte bu derece “Batı hayranı”dır!.. Bu derece, “Batı’nın kölesi”dirler!..
Gördünüz işte;
“Zinaya ceza” konusu ortaya çıkınca, “Batı’yla elbirliği ve işbirliği” içinde, “Bremen Mızıkacıları” gibi, hep bir ağızdan böğürmeye başladılar:
“Zinaya özgürlük!”
Hatta, içlerinden öyle “mahlûkat” çıktı ki, “hayvanlar kadar özgürce çiftleşmek” istediğini bile yazabildi!..
Hiç kuşkunuz olmasın ki;
“Zinadan sonra, sevgiliyi doğrama, ardından da haşlama veya kızartma” yapmak, hele bir Avrupa’da “moda” olsun, Türkiye’de de hemen başlar yaygarası:
“AB’ye üye olmak istiyorsak, biz de insan eti yiyelim!”
Bir “hayvan ruhlu” da ortaya çıkıp, pekalâ “sevgilimi hayvanlar gibi parçalama özgürlüğü istiyorum” diye böğürmezse, işte buraya yazıyorum, ben “insan” değilim!..
“Zina” için, evet “hayvanca sevişmek” için özgürlük isteyen ve bunun için “hükümete baskı” yapan bu adamlar, “hayvanca parçalamak” için de özgürlük isterler ve yine baskı yaparlar!..
Öyle ya;
“Avrupa’ya girmek” için; onlarda olan Türkiye’de de olmalı!..
Kalıbımı basarım ki; Avrupalı bir parmak “..k” yese, bunlar avuçla dalarlar!..
Bu tavır için;
“İnsanlık değil, hayvanlık bu!” diyeceğim, ama inanın hayvanlara “iftira” atmaktan korkuyorum!..
İŞTE BATI MEDENİYETİ: TEMELİNDE İNSAN ETİ!
Anadolu Ajansı’nın “Avrupa’da yamyamlık modası” başlıklı haberi önüme geldiğinde, ilk tepkim şu oldu:
“Avrupa, aslına dönüyor!”
Evet, asıllarına dönüyorlar!..
Zira; “yamyamlık”, Batı’nın “gen”lerinde var!..
Hatırlarsınız;
17 Haziran 2004 tarihinde, “Hangi insan hakları?.. İnsan etlerinden n’aaber”? başlıklı bir yazı yazmış ve “Batı’nın yamyamlık tarihi”nden küçük kesitler sunmuştum...
Şöyle demiştim: (1)
Hepinizin bildiği gibi, “yamyamlık”tan bahis açılınca, vaktiyle Afrika’nın iç kesimlerinde yaşayan bazı ilkel kabileler akla gelir.
Ama, tarih sayfalarını karıştırın, Avrupalılar’ın bu konuda fersah fersah ileride olduklarını göreceksiniz.
Öyle ki;
Bırakın sadece insan avlayıp yemeyi, cesetlere bile musallat olmuş, hatta insan etini ticaret metaı haline getirmişlerdir.
1096 yılında Anadolu’ya ayak basan başıbozuk Haçlılar, vahşi hayvan sürülerinden farksız idiler.
İznik civarında yakaladıkları çocukları parçalıyor, etlerini kazıklara geçirip ateşte kızartıyor, sonra yalana yalana yutuyorlardı!..
Antakya kuşatması sırasında başlarındaki ünlü papaz Pierre I’Ermit’in tavsiyesine uyarak, şehit Türk askerlerinin “ceset”lerini toplamış, tuzlamış, pişirmiş, kendilerine ziyafet(!) çekmişlerdi.
Halep’in Maarra kasabasını ele geçirdikten sonra başgösteren açlıkta ise, birkaç haftadır bataklıklarda kalan “kokmuş Müslüman cesetleri”ni toplayıp yemişlerdi.
Bütün bu olaylar, Batı kaynaklarında anlatılıyor...
Ama, Avrupalılar’ın yamyamlığı, Haçlı seferlerinin başlangıcıyla ortaya çıkmış değil. Onlar; bu seferlerden 70 yıl önce kendi dindaşlarının da icabına bakmışlardı. Nitekim, 1026 yılında Fransa’da yaşanan “kıtlık”ta, anormal nüfus kırgını olmuş, açılan geniş çukurlara yüzlerce ölü doldurulmuştu.
Sağ kalanlar bunları talan ediyor, sürükleyip götürdükleri cesetlerle karın doyuruyorlardı. Elma ve yumurtayla çocukları kandırıp boğazlayanlar ve yiyenler vardı.
Bir adam Tournus pazarında pişmiş insan eti satmaya kalkışmıştı.
Hele Mâcan civarındaki ormanda yaşayan bir adamın kulübesinde görülen manzara, büsbütün tüyler ürperticiydi. Oradaki “kilise”ye gelenleri kandırıp götüren bir adam, yediği 48 kişinin kafasından bir koleksiyon oluşturmuştu.
Orta Çağ’da yaşanan bu dehşet verici olaylar, Yeni Çağ’da, Amerika’nın keşfinden sonra inanılmaz bir boyut kazandı.
Girdikleri her bölgeye ölüm yağdıran İspanyol işgalciler, çok geçmeden yamyamlığa başladılar.
Ve insan etinin tadını alınca, işi ticarete bile döktüler.
Sırf insan eti satan kasap dükkânlarında, katledilen Kızılderililer’in çeşitli uzuvları çengellere asılarak teşhir ediliyordu. Parayı bastıranlar, isterse bütün bütün, isterse parça parça kızartılmış Kızılderili’yi yiyebiliyorlardı.
Ne dersiniz, Batı Medeniyeti’nin temelinde “insan hakları” fikri değil, galiba “insan etleri” gerçeği yatıyor dersek, çok mu abartmış oluruz?!?”
TAMTAM’SIZ YAMYAM!
Yazıyı da şöyle bitirmiştim:
“Yanarım, yanarım da; köklerinde “insan etleri” bulunan bu “yamyam”lar, bugün başımıza “insan hakları savunucusu” kesildiler, ona yanarım!..
Ama, onlar da haklı!..
Bizde de, “insanlık” ölmüş!..
Meydan, “yamyam”ların!.”
Evet, meydan “yamyam”ların!..
Üstelik de;
Kazana attıkları adamın etrafında “tamtam çalan ilkel yamyam”ların değil, “çağdaş yamyamlar”ın!..
Hele söyleyin;
“Batı medeniyeti aslına geri dönüyor” derken, haksız mıyım?..
Sorarım size;
Bugüne kadar, bir “Müslüman”ın, evet “bir tek Müslüman”ın; herhangi bir sebeple, “insan eti yediğini” duydunuz mu hiç?..
Ama gördünüz işte,
“Hıristiyan Batılı”lar, hem de bu çağda “insan eti” yiyor!..
Ve bu “yamyam”lar, Türkiye’ye “örnek” gösteriliyor!..
Böyle “medeniyet”in!!!

Hasan Karakaya 09.10.2004 Vakit
hkarakaya@vakit.com.tr

(1)Not: Bu yazının tamamını, aşağıdaki İktibaslar arşivinden okuyabilirsiniz.