Yahudi Soykırımı "Ders" mi oluyor?

Caddede, yolda, sokakta birer-ikişer yürüyen veya bir kenarda kendi halinde oturan insanlar gördüğünüzde, hiç de "anormal" görmez, "ilginizi ve dikkatinizi" çekmez, yürür gidersiniz... Ancak, ortada "dikkat çekici bir kalabalık" varsa; ister istemez oraya doğru yönelir ve "neler olduğunu" öğrenmeye çalışırsınız!..
"Hadise"ler de öyle değil midir?.. Olaylar, "birer birer" meydana geldiğinde, insanın pek dikkatini çekmez, onları "sıradan olaylar" olarak görür!..
Fakat, benzer olaylar "üst üste" veya "yan yana" geldiğinde, gayri ihtiyarî sorar insan, "Neler oluyor?.. Birileri düğmeye mi bastı?.. Bunların altında bir bit yeniği var, ama ne?"
Bazıları, bu "akıl yürütme" biçimi için "vehim" diyebilir!.. Ne var ki, olaylar birbirine "lehim"lendiğinde, insan ister istemez soruyor: "Bunlar, bir eylem plânının parçaları mı?.. Arkasında ne gibi bir amaç ve kimler var?.."
FARKLI FARKLI OLAYLAR
Önce son günlerde cereyan eden ve "birbirinden bağımsız" görünen "olay"ları sıralayalım:
¥ Vakit'in Almanya baskısı, ortada hiçbir mahkeme kararı olmamasına rağmen, Almanya İçişleri Bakanı Otto Schily'nin tamamen keyfî kararıyla kapatıldı!.. Gerekçe malûm: "Yahudiler ve Batılı yaşam tarzı aleyhinde yayınlar yapmak!"
¥ Türkiye'ye "Nüfus cüzdanlarından din hanesini kaldırın!.. Okullardaki din derslerini zorunlu olmaktan çıkarın!" dayatmasında bulunan Avrupa, kendi topraklarında "İncil eğitimi"ne ağırlık vermeye başladı... Son olarak Danimarka Eğitim Bakanı Bertel Haarder, "Müslüman olsun, Hıristiyan olsun; bütün ilköğretim öğrencileri İncil eğitimi almak ve İncil'deki hikâyeleri öğrenmek zorunda" dedi!..
¥ Amerika'da, Hıristiyanlık ve Museviliğin temel taşlarından olan 10 Emir, belki de çok yakın bir zamanda "kamu binalarının duvarları"na yazılacak!..
¥ Sırf başındaki "örtü"den dolayı Belçikalı Irkçılar tarafından tam 7 defa "ölüm tehdidi" alan Fas asıllı Naima Amzil, tehditlere daha fazla tahammül edemeyip, çalıştığı fabrikadan istifa etmek zorunda bırakıldı!..
¥ Fransa'da "başörtüsü yasağı"nın sınırları genişletiliyor... Orta dereceli devlet okullarından sonra, "devlet hastaneleri"nde de "başörtülü personel" çalıştırmak yasaklandı!..
¥ Ve son olarak ortaya çıkan "Yahudi Soykırımı ve Antisemitizm" konulu "anket soruları"nın AGİT üyesi 55 ülkeye ve bu arada Türkiye'deki üniversite ve liselere de gönderilmesi!..
16 SORULUK ANKET!
Tüm bu olaylara "birer birer" bakıldığında, elbette "münferit olaylar"mış gibi görmek mümkün!.. Çünkü hepsi de; "farklı günler"de, "farklı ülkeler"de ve "farklı şekiller"de cereyan ediyor!..
Dolayısıyla;
Aralarında bir "bağlantı" bulunduğunu, bunların bir "eylem plânı"nın parçaları olduğunu düşünmek hayli güç!..
Peki, sorarım size;
Yukarıdan beri, sadece birkaç tanesini sıraladığım olaylar "birbirinden bağımsız" mıdır?.. Yoksa; "kök"leri belli bir yerde buluşan ve oradan "beslenen" olaylar mıdır?..
Dün, size, AGİT tarafından Dışişleri'ne, oradan YÖK ve MEB'e, oradan da "üniversiteler" ve "lise"lere gönderilen "16 soruluk bir anket formu"ndan söz etmiştim!..
Malûm; bu anketle, AGİT üyesi 55 ülkede ve bu arada Türkiye'de;
"Türkiye'deki ortaöğretim ve yükseköğretim programlarında Yahudi soykırımı (Holocaust) ve Anti-Semitizm eğitimine, ne düzeyde ve ne bağlamda yer verildiğine ilişkin bilgi toplanması" amaçlanıyordu!..
Peki, AGİT'in amacı "sadece durum tesbiti yapmak" gibi, "masumane" gerekçelerle izah edilebilir miydi?..
Yoksa, bu "anket çalışması" bir yerlerde kararlaştırılan ve artık "sahneye konulma" zamanının geldiğine inanılan bir "eylem plânı"nın uzantıları mıydı?..
Dünkü yazımda;
Varşova Üniversitesi'nden başlayıp; YÖK, MEB, Dışişleri, Hahambaşılık ve AGİT'i de içine alan, dahası "Berlin Bildirgesi"ne kadar uzanan yolculuğumuzu ve "sonrası"nı yazmayı bugüne bıraktığımı yazmıştım...
İşte bugün, Berlin'e doğru uzanıyoruz... "Eylem plânları"nın kararlaştırıldığı Berlin'e!..
BERLİN BİLDİRGESİ
Dün de söz ettiğim gibi; "anket formu" da dahil, birçok "soru"ya cevap niteliğinde olacak olan Berlin'deki "Uluslararası Antisemitizm Konferansı"nı, Ankara Büromuzdan Ali Eyvaz araştırdı...
İşte şimdi, bu araştırmanın detaylarını aktaracağım...
Ali Eyvaz, Vakit'e yönelik "yargısız infaz"ın ardından, "Avrupa'daki tüm Siyonizm karşıtı kişi ve çevrelere karşı ağır bir baskı sürecinin başlayacağına dair işaretler" aldığını belirtiyor ve diyor ki;
"Avrupa'daki bu sürecin temelleri 28 Nisan 2004'te, Berlin'de düzenlenen Uluslararası Antisemitizm Konferansı'nda atıldı!.."
Peki ne oldu o konferansta?.. "Kimler" katıldı, neler söyledi ve hangi kararlar alındı?..
Söz Ali Eyvaz'da:
"28 Nisan 2004'te Berlin'de düzenlenen konferansa 50 ülkeden heyetler katıldı... 3 gün süren toplantılarda, merkezi Berlin'de olacak, bir Yahudi Aleyhtarlığını İzleme Merkezi kurulması kararlaştırıldı!..
Bu merkez, AB'ye üye ülkeler ve aday ülkelerdeki İsrail karşıtı bütün faaliyetleri yakından izleyecek, siyasi partiler, görsel medya, gazete, dergi ve her türlü basılı materyalle ilgili ihbarları değerlendirerek, arşiv oluşturacak.
Adı geçen merkez, Alman İçişleri ve Dışişleri bakanlıklarıyla koordineli olacak, elde ettiği bilgileri bu bakanlıklardaki ilgili birimlere iletecek.
Almanya'nın başkenti Berlin'de düzenlenen Uluslararası Antisemitizm Konferansı'nın kapanışında katılımcılar 'Yahudi düşmanlığına karşı somut tedbirler' alınmasını kararlaştırırken, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı'nın (AGİT) eylem plânında okul müfredat programları oluşturulması, Yahudiler'e karşı düzenlenen sözlü ve fiili saldırıların, yayınların düzenli bir şekilde kayda geçirilmesi gibi tedbirler yer aldı.
Yahudi düşmanlığının yaygınlaşmasında medyanın rolünün tartışıldığı konferans sonunda yayınlanan 'Berlin Bildirgesi'nde Yahudi düşmanlığının her türü kınanırken, Almanya Dışişleri Bakanı Joschka Fischer, tüm katılımcı ülkelere 'eylem planını uygulamaya geçirmeleri' çağrısında bulundu!..
'ZORA BAŞVURUN'
Alman Yahudi Cemaatleri Merkezi Başkanı Paul Spiegel; Avrupalı devlet ve hükümet başkanları ile dönemin ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell'ın de hazır bulunduğu konferansın açış töreninde yaptığı konuşmada, şunları söylüyordu:
'Genişlemiş Avrupa'nın en önemli görevlerinden biri, bazı Doğu Avrupa ülkeleri ve AB'ye aday ülkelerde var olan geleneksel Yahudi düşmanlığına karşı etkili bir mücadele yürütmektir. Ancak bu sanıldığı kadar kolay olmayacaktır. Bunun için hükümetlerin kararlılık göstermesi ve somut adımlar atması gerekmektedir. AB'nin genişlemesi sürecinde Yahudi düşmanlığının birçok ülkede halen varlığını koruduğu endişesini taşıyoruz. Bu endişelerin polisiye tedbirler dahil, detaylı izleme kurulları ve müdahaleci unsurlarca giderilmesi zaruridir.'
60 yıl önce Avrupalı Yahudiler'e soykırım planlarının yapıldığı iddia edilen Berlin'deki tarihi binada gerçekleştirilen konferansın açış konuşmasını Almanya Cumhurbaşkanı Rau yaptı. Dışişleri Bakanı Joschka Fischer de bir konuşma yaparak, şunları söyledi:
'Bu davetin sahibi olarak bizler, Şoa'nın, yani Yahudiler'in Nasyonal Sosyalistler tarafından katledilişinin tarihi ve vicdani sorumluluğunu kabul ettiğimizi söylemek isteriz. İnsanlık tarihinin bu yüz kızartıcı cinayetleri, gelecekte de Almanya'nın politikasını belirleyen bir faktör olarak niteliğini koruyacaktır.'
O dönem ABD Dışişleri Bakanı olan Colin Powell da, demokratik ülkelerde artış gösteren Yahudi düşmanı akımların endişe meydana getirdiğini ileri sürerek, 'Bu huzursuzluk verici eğilime karşı kararlı ve etkili tedbirlerin alınması konusunda hepimiz fikir birliği içindeyiz' diyordu!.."
"DERS"E HAZIR OLUN!
Ali Eyvaz'ın verdiği bu "detay"lar, sanıyorum "gözlerimizi açmaya" yeterlidir!..
Haa, "kış uykusu"na yatıp, hâlâ "horul horul uyumaya" devam edenlere hiçbir sözüm yok!.. Onlar uyumaya ve hâlâ "uzlaşma, diyalog, hoşgörü" havası solumaya devam edebilirler!..
Ama, ben diyorum ki;
Dünya genelinde, özellikle son 1 yıldır "Müslüman"lara yönelik "saldırı"ların ve "baskı"ların artmasında, "Berlin Konferansı"nın büyük rolü vardır!.. Çünkü orada, "eylemlerin hayata geçirilmesi" kararlaştırılmış, "polisiye tedbirler de dahil" olmak üzere, her türlü yönteme başvurulması "tavsiye"(!) edilmiştir!..
Üzerine "görev ve sorumluluk" yüklenen Alman İçişleri Bakanı Otto Schily'nin, Vakit'in Almanya baskısını yasaklayarak; bir anlamda, "Berlin Bildirgesi"nin gereğini yerine getirdiğinden hiç kuşkum yok!..
Öyle ya; onun "kapatma gerekçeleri" ile "Berlin Bildirgesi"ndeki ifadeler, birebir örtüşüyor!..
Peki, yine "AGİT kaynaklı" şu anket formunu nasıl izah edeceğiz?..
Bana öyle geliyor ki;
"Yahudi soykırımı ve antisemitizm" konularında "16 soru" sorup, "nabız" yoklayan "siyonist mahfil"ler, bir süre sonra, şöyle bir "talep"le çıkacak Türkiye'nin karşısına:
"Ortaöğretim ve yükseköğretim ders programlarında Yahudi soykırımı ve antisemitizme de yer verilsin!.. Ve hatta, bu iki konu, müstakil ders olarak okutulsun!"
Ne o, "paranoya" mı diyorsunuz?.. Siz öyle zannedin!.. 3 Ekim'de başlayacak "AB müzakereleri"nde, bu da bir "şart" olarak ileri sürülürse, hiç şaşmam!..
Hem sonra;
12 yaşından küçüklere "Kur'an eğitimi"nin yasak olduğu Türkiye'de, tam 55 yıldan bu yana "Tevrat eğitimi" verildiğini hiç aklınızdan çıkarmayın!..
Olayları; ister yan yana getirin, isterseniz üst üste koyun ve görün, "nereye" gittiğimizi?!?..
Ben, şimdiden söylüyorum:
"Yahudi Soykırımı ve Antisemitizm Dersi"ne hazır olun!..

Hasan Karakaya 6 Mart 2005 Vakit
hkarakaya@vakit.com.tr