Tesettüre karşı zina; Zekata karşı genelev geliri!
“Milli gelir hesaplama yöntemi
AB'ye uyum çerçevesinde değiştiriliyor.”muş “Fahişelik ve uyuşturucu gibi
yasaklanmış alanlardan elde edilen gelirin de dahil edileceği yeni sistem”le
milli gelirimiz kağıt üzerinde artacakmış. “Devlet İstatistik Enstitüsü gayri
safi milli hasıla sonuçlarını revize ediyor’muş. Revizyonda baz yılı 1998 olarak
değiştirilecek. Sonuçlar tam da AB ye üyelik müzakerelerinin başlamasının
beklendiği Mart 2005'te açıklanacakmış. Hesaplamalar Birleşmiş Milletler
tarafından yayımlanan Ulusal Hesaplar Sistemi'ne (System of National
Accounts-SNA 93) göre yapılıyormuş. AB'ye uyum çerçevesinde tüm ulusal
hesaplarını ESA 95 (European System of Accounts) standartlarına uydurmak için
yapılan çalışmalarında sona yaklaşmışmış!
Yeni hesaplama sistemine Özel Finans Kuruluşları ile Telif gelirleri de dahil
ediliyor..
Hani AB ye giriyoruz ya. Milli Gelirimizin yükselmesi gerek. Onun için eski
veriler yeni formata göre düzenlenecek ve Milli Gelir rakamlarımız kağıt
üzerinde makyajnacak ve Milli Gelirimiz yükselmiş olacak.. Bu belediye otobüsü
peşinden koşup 1 milyon lira kazanan adamın, sıkışık trafikte taksi arkasından
kazanarak 10 Milyon lira kazandığını hayal ederek mutlu olmasına benziyor..
Özal zamanında da bir düzenleme yapılmıştı.. Sonuçta yapılan Kayserili açıkgöz
oğlanın, babasının satması için pazara gönderdiği eşeği yıkayıp, makyajlatıp,
semerini değiştirip babasına pazarlaması gibi bir durum sözkonusu. Yapılan iş
sıradan,rutin bir işlem..
AB ye girişimizle ilgili sürecin başladığı yıl Milli Gelirimiz patlamış olacak..
Mafya gelirlerini hesaba katarsanız en az %50 lik bir büyüme gerçekleşir. Bir de
buna derin devletin kayıt dışı örtülü KİT lerini ekleyin, bir o kadar daha artış
sağlanır..
AB istiyor oluyor. Peki biz burada ne yapıyoruz. Mesela Milli Gelir
hesaplanmasında mesela neden ZEKAT ve FİTRE ya da Kurban derileri toplama dahil
edilmez..
Anladık tesettür yasak, zina serbest de, fuhuş geliri vergilendirince kutsal
oluyor, vergilendirilmeyen uyuşturucu parası ekonomik büyüklükler için referans
olarak alınıyor da, zekat ve fitre gibi, Müslümanların toplam ekonomik
büyüklüklerinin %2,5 ğunu oluşturan zekat (Hatta tarımda %10, Madende %20) gibi
büyük değerler bu hesaplamaya dahil edilmiyor.
Kısacası YOK kabul ediliyoruz. İslam ve Müslümanlar yok hükmünde kabul ediliyor
adeta. Varolan da devletin denetim, gözetim ve yönlendirmesinde. Aksi halde
kamusal alanda, hesaba bile dahil edilmiyor.. Din bireysel anlamda vicdanlara,
toplumsal anlamda mabedlere hapsedilmiş durumda. Mabed dediğin zaten devlet
dairesi, dini, vakıflar devletin elinde ya da denetiminde.. İmam dersen devlet
memuru, din ve ahlak kültürü diye uyduruk bir ders de ise zorunlu olarak,
devletin standartlarını belirlediği bir garip dinin misyonerliği yapılıyor..
Hristiyan misyonerlerinin anlattığı din, din ve ahlak kültüründeki dinden daha
kutsal öğeler içeriyor benim için.. “Alameti farikaları” yokedilmiş, dine karşı
bir din icad edilmeye çalışıyor..
Avrupalılar istiyor, bunun adı demokrasi oluyor ve hemen yerine getiriliyor. Ama
“Demos” talep ediyor, yöneticiler bunu ciddiye almıyor. Tek başına Günter
Werhaugen bile Bu ülke halkının %80 inden daha etkili.. O isteyince oluyor ama
bu ülkede herkes başörtüsü sorununun çözülmesini istiyor, kimsenin kılı
kıpırdamıyor. Ne biçim bir iş bu. Üstelik parlamentoda üçte iki çoğunluğa ulaşan
bir yönetim var. Ve bu yönetim bu konudaki teahhütlerle oy aldı. Ve de
kendilerinin eşlerinin ve kızlarının da başı örtülü.. Kendi yönettikleri ülkede
kendi çocuklarına eğitim hakkı tanımayan bir sistemin başında iktidarcılık
oynuyorlar.. Ramazan ayındayız.. Ayıptır, günahtır, yazıktır..
Başörtüsüne sahip çıktığı için içeri atılan bir kızımız daha dün çıktı
hapisten.. Yusufu zindana atan Firavun bile merhamete geldi de Yusufu zindandan
çıkarttı ama, bizim Yusuflar hala içeride..
“Çadaş” bir kadın olan Züleyha, Yusufun şahsında “tesettür, iffet ve haya”yı
öğrendi.. Ve bir destan yazdılar İnsan onurundan yana.. Dilerim Yusuf ile
Züleyhanın hayatı başkaları için de örnek olur..
Medrese-i Yusufiyenin mezunlarının ellerindeki berat, benim gözümde
çocuklarımızın girmeye çalıştığı okulların diplomalarından bin kat daha
değerlidir..
Dilerin bir gün bizi ülkemizde de tesettür zinaya , zekatın eroin gelirinden
daha anlamlı bir şey olduğunu bizi yönetenler anlarlar da hesablarını ona göre
yaparlar..
Selam ve dua ile.
Abdurrahman Dilipak Vakit