Suudi Arabistan'ın antiterörü

Suudi Arabistan, ABD'nin Arap dünyasındaki en önemli çıkar ortaklarındandır. Ama paylaşan değil sürekli inek gibi sağılan ortak olmuştur. Zaten bu, ABD ile çıkar işbirliğinin doğal sonucudur. Bu sebeple ABD ile çıkar işbirliği içinde olanlar hiçbir zaman kârda olmadılar. Onunla işbirliği içine girerek bir şeyler elde edebileceklerini sananların da geçmişte yaşananlardan ders çıkarmaları gerekir. Bu itibarla Irak'ta ABD tarafından kumanda edilecek demokrasiyle yönetimde söz sahibi olmak için uğraşanların siyasi mücadele verdiklerini sanmaları büyük yanılgıdır. ABD'nin "hilafet" planından erken haberdar olup da "belki bu makam bize düşer" diye düşünüp onun İslâm dünyasına yönelik "din" kılıflı mesajlarını "ahkâm-ı şer'iyye" gibi yansıtmaya çalışanlar da yanıldıklarını göreceklerdir.
Suudi Arabistan, ABD'nin çıkar ortağı sıfatıyla yıllarca inek gibi sağılmasına rağmen Irak işgalinde biraz yan çizmesi üzerine "terörü destekleyen ülke" damgası yemekten kurtulamadı. Hatta ABD bu kadarla da yetinmeyerek Suudi Arabistan'ın ileri gelenlerinin ve zenginlerinin milyar dolarlarla ifade edilen hesaplarını dondurdu. Bu paraların çoğu hâlâ bloke edilmiş finans kaynakları sıfatıyla Amerikan emperyalizminin Irak savaşı sebebiyle problemler yaşayan ekonomisine hizmet ediyor.
Suud yönetimi de ABD'li efendilerine terörü desteklemediğini ispat için durup dururken kendi öz vatandaşlarına "teröre karşı savaş" adıyla savaş açtı. Bu savaş onun bloke edilmiş finans kaynaklarını kurtarmadığı gibi başını ikinci bir belaya soktu. Çünkü bu kez kendi eliyle bir şiddeti hayata geçirmiş oldu. Suud yönetimi şimdi başını ağrıtan şiddete karşı uluslararası alanda yardım ve destek arıyor. Bu arayışıyla bir yandan da teröre destek vermediğini aksine ona karşı savaş yürüttüğünü ispata çalışıyor. Şiddeti asıl körükleyen tarafın kendisi olduğunu düşünmek bile istemiyor.
Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da bugün (5 Şubat 2005) "Teröre Karşı Savaş" adıyla bir uluslararası toplantı düzenleniyor. Veliaht prens Abdullah ibnu Abdülaziz'in gözetiminde düzenlenen toplantıya 47 ülkeden ve muhtelif uluslararası kuruluşlardan temsilciler katılıyor. 9 Şubat'a kadar süreceği bildirilen toplantıda teröre karşı savaşta işbirliğinin yolları, bilgi değişimi ve yeni teknikler geliştirilmesi üzerinde durulacak.
Suudi Arabistan bir yandan da kendince teröre karşı bir ulusal kampanya başlattı. Bu kampanyada Vakıflar ve İslâmi İşler Bakanlığı ile Basın ve Enformasyon Bakanlığı öncelikli rol üstlenmiş durumdalar. Bu bakanlıklardan yetkililer, terör konusunda halkı bilgilendirme faaliyeti yürüteceklerini iddia ediyorlar.
Biz gerek söz konusu toplantının ve gerekse yürütülen kampanyanın Suudi Arabistan'dan ziyade ABD'nin planlarına ve politikalarına yarayacağını düşünüyoruz. Çünkü bu faaliyetler "terör" kavramının ABD'nin istediği doğrultuda zihinlere oturmasına sebep oluyor. Bu da onun terörü saldırganlığının ve siyasi baskılarının gerekçesi olarak kullanmasına imkân sağlıyor.

Ahmet Varol 5 Ocak 2005 Vakit
avarol@vakit.com.tr