Sonuç belli de..
Bana sorarsanız, sonuç belli. ABD ve onun peşinden gidenler, kendi başlattıkları
bir savaşın kurbanı olacaklar.
Bizim için ise asıl sorun, bu işin zamanı ve maliyeti. Bizim zeka ve
performansımız, bu zaferin zamanını ve maliyetini belirleme konusunda önem
taşıyor.
Kuşkusuz bu bizim meselemiz. Kadere hükmeden Allah (cc) için bu konuda bizim
çabamız değil, liyakatimiz önem taşıyor..
Sonuçta, her topluluk layık olduğu gibi idare olunacak..
Benim derdim de, Allahın rahmetini celbedecek, liyakatimizi artıracak işler
yapmak.
Peki, görünen ne? Korkarım, bu zafer bize pahalıya mal olacak.
Çünkü biz vahdet üzre değiliz ve olaylar karşısında kendi nefsimizde bir
sorumluluk taşımıyoruz.
Mehmet Kayanın tabiri ile, bugün Türkiye Müslümanları Ehli sünnet vel fert.
Sadece Türkiye Müslümanları mı?.. Tabii, eğer böyle ise, bu iş sünnete de uygun
düşmeyecektir. Sadece Cemaat olmamak değil, sünnetten de uzaklaşıldığı
anlamına gelecektir.
Sonunda sayısız belalardan sonra aklımız başımıza gelecek gelmesine de, çok daha
kısa sürede ve daha az maliyetle sahip olacağımız şeyleri, uzun zamanda ve son
derece pahalıya alacakmışız gibi geliyor bana.
Bu işin maliyeti sadece para olsa iyi.. Kan maliyeti, can maliyeti, onurumuz,
namusumuz, şerefimiz, çevre...
Niye bu kadar dağınık ve korkağız, vurdumduymazız, bilmiyorum.. Hani, Tefrika
girmeden bir millete düşman giremezdi! Hani, Toplu vurdukça yürekler onu top
sindiremezdi!..
Hani, Biz Müslümanlardanız diyecektik! Kendi zanlarımızı din edinmeyecektik!..
Kendi aramızda istişare ve şûra ile hükmedecektik! İttifak ettiğimizde birlikte
hareket edecek, ihtilaf ettiğimizde birbirimizi mazur görecek ya da hakeme
gidecektik!.. Fedakârlık gösterecek, feragat edecektik!.. Hani, bize hayır gibi
gelen şeylerde şer, şer gibi gelen şeylerde hayır olabilirdi!.. Kendi zanlarımız
konusunda ne kadar da ısrarlıyız!
Menfaatlerimiz söz konusu olduğunda, ya da siyasi, ideolojik meselelerde bu iş
çoğu zaman dini gayretimizin önüne geçmiyor mu?
Bizi asıl perişan edecek, düşmanın gücü değil; kendi içimizdeki bu hastalıktır
asıl.
Bizim 12 yaşındaki çocuklarımız bile, tek başına sapan taşları ile de kalsalar
teslim olmuyor ve onların tanklarına, füzelerine karşı direniyorlar. Ama zafere
giden yolda bu yeterli olmuyor.. Kafa ve gönül birliği gerekiyor.. İşte sonunda
Rusu yenilgiye uğratıp, Amerikaya teslim olmak gibi bir zillete düçar
olabiliyoruz, kendi aramızdaki kavgalar yüzünden..
Keşke daha sabırlı olabilsek.. Keşke merhametimiz gazabımızı, sevgimiz
nefretimizi aşabilse..
Büyük değişim için, başımızdaki zalimlerden kurtulmak için, ilk değişmesi
gereken biziz. Biz kendimizi değiştirmeden, Allah bizim hakkımızdaki hükmünü
değiştirmeyecektir.
Bir de itiraf edelim, biz zalimlerden olduk.. Tefrikaya düştük.. Tembel ve
korkak olduk.
Ama hâlâ direnenlerimiz var ve zafer onların olacak.
Bunun için yeniden cihad şuuruna, bilincine, ahlâkına, disiplinine sahip olmamız
gerek.. Hak yolda, zalimlere, müstekbirlere karşı, malımızla, canımızla,
sevdiklerimizle hak yolda cehd/çaba göstermemiz gerek. Hem de arkamıza bakmadan,
kınayanların kınamalarına aldırmadan.. Zalimlere, zulme boyun eğmeyeceğimizi
göstermemiz gerek..
Cihad kuru bir kavga değil, bunu bilelim.. Bizi öldürmeye gelenler bizde
dirilmeli..
Hani, nerede o Rabbim Allahtır diyenler!..
İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden bizi helak eder misin Allahım!
diye sormamız gerek kendi kendimize..
Korku yok. Kuşku yok. Bütün bu olanlar bir imtihandır.. Allah, bizim elimizle
zalimleri cezalandırıp, mazlumlara yardım etmek istemektedir.. O en büyük,
gerçek güç ve kuvvet sahibi, iktidar sahibidir. Bilendir, görendir, işitendir..
Hüküm Onundur. O zaman ne gam!
Zafer inananlarındır ve zafer yakındır.. Onların bir hesapları varsa, Allahın
da vardır bir hesabı. Onların tuzaklarını başlarına geçirecek Allaha yemin
olsun ki, İstikbal inkılâbâtı içinde en gür sedâ, İslâmın sedâsı olacaktır.
Diyoruz ki; Hak geldi, batıl zail oldu ve zaten batıl yok olmaya mahkûmdur.
Selâm ve dua ile..
Abdurrahman Dilipak 21.06.2004 Vakit