Somali Yeniden Devletleşiyor mu?
Bir zamanlar Somali ve bu ülkede
yaşanan gelişmeler dünya gündeminin baş maddeleri arasındaydı. ABD, “Umut
Operasyonu” adını verdiği işgalle güya Somali halkını kurtarma amaçlı bir
operasyon düzenlemişti. Oysa bugün Afganistan ve Irak’ta insanların kafalarına
çuval geçiren, savunmasız kadınları Ebu Gureyb hapishanesine doldurarak insanın
aklına getirmekten bile hicap ve ızdırap duyduğu işkenceler yapan işgalci
Amerikan askerleri o zaman da Somali’de yiyecek bulmaktan aciz, zavallı
insanların sırtlarına postallarıyla basarak poz vermiş, ayaklarına ip takıp
yerlerde sürüklemişlerdi.
İşgalci ABD’nin o zamanki askeri operasyonunun asıl amacı ise Somali’yi
kurtarmak değil Afrika Boynuzu adı verilen bölgeden giriş yaparak Doğu
Afrika’nın tümü üzerinde kontrolü ele geçirmek, bu arada Sudan’daki yönetimi
değiştirmekti. Bunu başaramayınca da Somali’yi kendi haline bırakıp çekildi. Çok
geçmeden Somali dünyanın gündeminden silindi, unutulup gitti.
Tarihte muhtelif devlet ve yönetim felsefeleri ortaya çıkmıştır. Bunların içinde
Makyavelizm gibi devletin çıkarı için bütün ahlâki, hukuki ve dini ölçülerin
çiğnenebileceğini, bunların hiçbirinin devletin çıkarının yanında itibar
taşımadığını savunanlar olduğu gibi, devlet otoritesinin tamamen gereksizliğini
savunanlar da olmuştur. Bugün birinci felsefenin uygulamadaki en bariz örneği
ABD, ikincisinin ise Somali’dir.
Somali uzun süren kabileler ve gruplar savaşından sonra devletsiz bir yapılanma
içine girdi. Artık her horoz kendi çöplüğünde ötüyor. Her kabile veya grup kendi
otoritesi altındaki bölgeyi kontrol ediyor. Tüccarlar herhangi bir gümrük
vergisi ödemeden dışarıdan getirttikleri malları pazarlıyor, ihtiyaç ve
imkânları olanlar da satın alıyorlar. Ama Somali’nin tümündeki ticari
hareketlilik Avrupa’daki büyük bir kasabada gerçekleşen hareketlilikten azdır.
ABD işgal güçleri Somali’den çekildiler ama ülke halkını rahatsız etmeye devam
ediyorlar. Şimdi de Ortaçağ’daki Cenova korsanları gibi Somali kıyılarına yakın
bölgelerde dolaşarak balıkçılık yapan Somalililerin kayıklarına ve balıklarına
el koyuyor, bazen kendilerini de bir yerlere götürerek fena halde işkence
ediyorlar. Oysa balıkçılık zaten aç ve mağdur olan Somali insanı için önemli bir
gıda kaynağı sağlamaktadır. Ama Makyavelist felsefe gereğince bütün ahlâki ve
insani değerleri ayaklar altına almış Amerikalı korsanlar açısından bunun hiçbir
önemi yoktur. Önemli olan o kıyılarda kendi düdüğünün ötmesidir. Ayrıca işgale
göz yummayarak askerlerini bu ülkeyi terke zorlayan Somalililere karşı bir
intikam duygusu ve kin taşımaktadır.
Mirka emniyet müdürü İbrahim Said bu konuyla ilgili bir açıklamasında, Amerikan
deniz kuvvetlerine bağlı korsanların sadece balıkçıları değil, bu ülkeye mal
götürüp getiren ticari gemileri durdurarak saatlerce aramalar yaptıklarını,
yolcularını teker teker sorgudan geçirdiklerini ifade etmişti.
Bir devlet otoritesine sahip olmayan bu ülkede geçtiğimiz Pazar günü devlet
başkanlığı seçimi yapıldı ve Abdullah Yusuf Muhammed seçildi. Müteakip yazımızda
inşallah bu seçimlerin genel bir tahlilini yapmaya çalışacağız.
Ahmet Varol 14 Ekim 2004 Perşembe Vahdet.com