Skandala ev sahipliği!

Ankara’ya bu aklı kim verdiyse.
Bari sıkıyönetim ilan etselerdi.. NATO ülkeleri devlet başkanları gelecek diye İstanbul elden geçiriliyor, işyerleri kapatılıyor, yollar araç ve yaya trafiğine kapatılıyor..
Ne oluyorsunuz beyler.
Bari Karadeniz ya da Marmara’da bir zırhlı gemide yapsaydınız toplantınızı.. Marmara adalarından birinde yapmak bu toplantıyı daha şık olmaz mı idi? Yine sınıfta kaldık, bu işi de yüzümüze gözümüze bulaştırdık. Şeraat arzedelim derken rezil olduk.
Polise 600 yeni otomobil alınmış. Günlerdir tatbikat yapıyorlar. Trilyonlar su gibi akıp gidiyor..
Nedir bu, sadakat gösterisi mi? Bu kadar abartı, terörü iştahlandırmaktan başka ne işe yarar?
Binlerce polis günlerdir güneş altında sokaklarda bekletiliyor.. İzin yok. Kumanya ile idare ediyorlar.
Güvenlik tedbiri denilen şey komik bir hal aldı.
Dün Blair, Bush ve Berlusconi hakkında suç duyurusunda bulunduk. Birçok esnaf da hafta başından itibaren uğradıkları maddi zararın tazmini için dava açmaya hazırlanıyor.
Başbakan özür dilemişmiş de, anlayış bekleniyormuş da. Ne anlayışı, ne özrü?. Yarın bu işten zarar görenler hükümet aleyhinde bir dizi dava açarsa şaşmayın. Biz bu paraları dereden toplamıyoruz; sizin de böyle hovardaca harcama hakkınız yok.
Eş zamanlı olarak CHP de Sosyalist Birlik toplantısı yapıyor. Hemen hemen aynı protokolde birçok devlet ve siyaset adamı geldi. Ne oldu?.
Aslında bu koruma NATO liderleri için de değil. Her şey Bush ve Blair için. Çağdaş firavunların gözüne girme sevdası.
NATO toplantısının ardından açıklanacak ve açıklanmayacak birçok karar alınacak.. Muhtemelen resmi toplantılarda ve gayri resmi görüşmelerde birçok konu gündeme gelecek. Muhtemelen boğazlar konusu da görüşülecek. Kıbrıs, Rum, Ermeni, Ortodoks konusu da gündeme gelebilir. Türk-Yunan, AB, Ege konusu da gündeme gelecektir. Filistin konusu, Irak, Suriye konusu, Büyük Ortadoğu Projesi çuvalının içine girmeyecek konu yok..
Bu konuların hepsinin bu kadar kısa süre içinde, bu kadar ülke temsilcisi tarafından tartışılarak sonuçlandırılacağını sanmıyoruz. Durum çok açık ve net. ABD’nin bu konuda hazırladığı bir plan, program, proje var ve ABD’li diplomatlar bunun kabul edilmesini istiyor. Hayır diyecek olan varsa onlar da usulüne uygun şekilde ikna edilecek ve bu toplantıdan NATO kararlılık ve güç gösterisi ile çıkacak..
Açıklanacak bildiri taslağı Beyaz Saray yetkililerinin çantasında bekletiliyor.. Bakarsınız bu konferanstan sonra, beklendiği gibi Şam’a hemen bir müdahale olmamış, ama Pakistan’da ortalık karışmış. Pervez düşürülmüş, Şii-Sünni ayaklanması başlamış.. ABD’nin bir yerlerden, Felluce’den sonra başlayan Sünni-Şii dayanışmasını yok etmeye yönelik komplosuna ihtiyaç olduğu tesbiti yapılmış.. Bunun ilk örneğini Pakistan’da görürsek şaşmayalım.
Pervez, ABD’ye yeteri kadar hizmet etti, çok çalıştı, çabuk aşındı ve şimdi onun eski kuklalar gibi çöpe atılması gerekiyor. ABD’nin kendine yeni sevgililer bulması için vakit geldi..
Erdoğan, ABD’nin siyaset hovardası olduğunu bilmeli.. ABD’yi dost/veli/hami edinenlerin hepsi aynı akıbeti paylaştı. ABD’nin benzer ülkelerde menfaati, çıkarları, güvenlik kaygıları o kadar büyük ki, bütün aşklar ve dostluklar ona nisbetle küçük. Onun için ABD diplomasisinde vefa diye bir şey yok.. “Şahsi dostluklar” gün gelir sadece siyaseten söylenmesi gereken sözler olarak değerlendirilir..
Erdoğan ABD, Pervez Müşerref örneğinden ders almalı.. Büyük devletler birine ne kadar çok iltifat ediyorsa, o kadar çok kaygı duyuyor demektir.. Övgü, öfkeyi ya da korkuyu örten bir elbise gibidir bazen.. Tekrar başa dönecek olursak; bu toplantı böyle olmamalıydı.. Yanlış yapıldı. Pahalı, faydasız ve kötü bir organizasyon. Hiçbir demokratik ülkede böyle bir rezalet yaşanmaz. Bu tür organizasyonlar Saddam ve benzerlerinin ülkelerinde yaşanan içi boş zenginlik ve ihtişam gösterileridir..
Birilerini olduğundan fazla yüceltenler, kendilerini olduklarından fazla küçültürler.
Müstekbirlere karşı övgü ve onların önünde tevazu, zilletin ifadesidir. Zalimleri yüceltmek, onların cür’et ve cesaretini artırır.
Selâm ve dua ile.

Abdurrahman Dilipak 27.06.2004 Vakit