Şimdi AB’li olduk (mu)!?

Böyle bir okul şarkısı vardı, “Şimdi okullu olduk, sınıfları doldurduk” diye.
Şimdi AB’li olduk. AB’li olmak için gömlek değiştirmekle kalmadık. Tıpkı BU
ADRESE TIKLAYIN GORUN
adresindeki gibi başımızdakini, sırtımızdakini, ayağımızdakini ve hatta bıyığımızı kesip attık. Çırılçıplak ve yalnız bir şekilde AB ye giriyoruz.
Türkiye’nin AB macerasının nasıl sonuçlanacağı belli değil
17 Aralık kritik bir tarih. Avrupalıları eğer
—Türkiye AB ye üye olunca bize bunun maliyeti ne olur sorusunu sorarlarsa, kesinlikle cevapları HAYIR olacaktır.
Ama eğer
—Türkiye AB ye alınmazsa bunun bize maliyeti ne olur?
Sorusunu önce soracak olurlarsa kesinlikle Türkiye’ye EVET diyeceklerdir.
Her iki soru da birlikte sorulursa cevap yine açık ve net: HAVET
AB için bu konuda aslında çok ciddi bir sorun yok. Nasıl olsa istediği zaman görüşmeleri askıya alabileceği gibi, HAYIR demek imkanı da var.. Görüşmeler ise on yıldan daha fazla sürebilir.
O zaman niye şimdi HAYIR desinler ki?
Ama yine de bunun zor bir EVET olduğunu göstermek için pazarlıklarını sıkı tutacaklarında kuşku yok.
TC ‘nin AB üyeliği ise adeta bir zorunluluk. Çünkü darbecilerden ve darbelerden korunmak için bu şart gibi gözüküyor. Hem de darbelerin ve darbecilerin AB ve ABD den destek almadan bu işleri yapmadıklarını bildiğimiz halde bu böyle. Yani batılılar bu darbecileri çoban köpeği gibi kullanıp bizi, birilerine göre bu mezbaha sürüklediler.
İşin garip yanı ne biliyor musunuz, bu güne kadar AB ye karşı çıkanların, suya düşen yılana sarılır hesabı en hızlı AB’ci kesilmeleri, AB yi din gibi dayatanların ise şimdi inanç ve tarihe, milli kimliğe sarılmaları.
Ekonomik ve siyasi gerçekler ve özgürlük, insan hakları, hukuk reformu gibi konular, Anayasa ve Kamu reformu açısından Ankara’nın AB yi arkasına almadan derin güçlere karşı direnmesi pek de mümkün gözükmüyor..
Ankara şu anda Türkiye’nin AB ye ne zaman üye olacağı ya da olmayacağı ile ilgili değil. Sürecin başlaması Ankara’nın beklentilerine fazlası ile cevap verecek.
Şimdilik Ermeni ve Patrikhane meselesine kilitlenen Ankara’nın önünde Kürt sorunu yanında İslam ve tarihi ve kültürel bağlar /kültürel aidiyet konusu en temel sorun. Diyanet teşkilatının ve dini vakıfların yeniden yapılandırılması, tarihle olan bağlar en temel sorun.
Bu süreçte 100 yıllık sır. Mustafa Kemal ve Cumhuriyetin kurulmasına ilişkin tarihi belgelerin ortaya çıkması ile taşların geri dönülmesi imkânsız bir şekilde yerinden oynaması söz konusu.
Garip bir şekilde satranç tahtasında oyuncuların yeri değişti. Yeni saflar oluştu.. Cumhuriyet gazetesindeki yazılar, ya da Doğu Perinçek’in iddiaları ile Kemalistler, Ülkücüler ve hatta bazı SP’lilerin AB konusundaki görüşlerindeki benzerlikler yanında AKP’nin dünkü AB’cilerin mevzilerine yerleştikleri AB ve ABD ile sıcak ve ileri düzeyde ilişkiler kurdukları da gözlemleniyor. SP’liler artık Erbakan’ın iktidarda iken söylediği “Batı ülkelerinde ne varsa biz de onu itiyoruz” demiyorlar. Bu sloganı şimdi AKP’liler sahiplenmiş durumda.
Yani işler karışık. Kılıçlar çekilmiş, herkes mevzisine yerleşmiş bekliyorlar.
17 Aralık bu anlamda zor günlerin sonu değil, başlangıcı olacak.
Görevlim Mevlam neyler, neylerse güzel eyler.
Selam ve dua ile.

Abdurrahman Dilipak Vakitten iktibas