Silahlar susacak mı?
Irak'ta seçimler sonrası durum, Filistin'de de ateşkes konuşuluyor. Yani
her iki tarafta da zihinleri meşgul eden soru: "Silahlar susacak mı?" Ama
ne yazık ki her iki tarafta da çözüm yanlış yerde aranıyor. Çünkü
problemlere konulan teşhisler hatalı. Bir hastalığa tedavi ararken
problemin sebebi olarak virüsü değil de bedeni göstermek ve virüsle
uğraşmak yerine bedeni daha da zayıf düşürmeye çalışmak gibi.
Irak'ta işgalin gölgesinde seçimler gerçekleştirildi. Haberlerde katılımın
düşük olduğu dile getirildi. ABD'li yetkililer ise beklediklerinden daha
iyi olduğunu söylediler. Demek ki onlar daha kötüsünü bekliyorlarmış! Ama
böyle açıklama yapmalarının amacı seçime meşruiyet kazandırmak ve çıkan
sonucu kabul ettirmek. Tabii bir yandan da çıkan sonuçtan yararlanacakları
kendi çıkarlarına hizmet etmeye zorlamak için pazarlık yapmayı ihmal
etmiyorlar.
ABD yönetimi Irak seçiminde seçileceklerin istemeleri durumunda bu
ülkedeki askeri güçlerini çekebileceğini söylemişti. Ancak seçimlerden
sonra yaptığı açıklamada "ülkede güvenliği sağlamak için (!)" bir süre
daha kalacağını bildirdi. Malum şimdiye kadar insanları katlederek,
karanlık cinayetlerin önünü açarak, fitne altyapısını oluşturacak
cinayetleri planlayarak, düğün evlerine yanlışlıkla bombalar atarak,
şehirleri harabeye çevirerek, evlerinde güven içinde oturmak isteyen
aileleri gece yarılarında rahatsız edip kapılarını kırarak, masum
çocukları toplama kamplarına göndererek ve daha nice zulüm uygulamalarıyla
güvenliği sağlıyordu. İşte bu güvenliği, oluşacak yönetimin hemen ilk
günlerden itibaren sağlayabileceğinden emin olmadığı için askerlerini bir
süre daha tutmaya karar vermiş. Bu "bir süre"nin ne kadar süreceğini
belirleme hakkı ise yine ona ait olacak.
Tahminimize göre bu "bir süre"nin belirlenmesinde kurulacak yeni yönetimle
yapılacak pazarlık ve bu yönetimin Irak direnişinin üzerine gitmedeki
performansı etkili olacak. Çünkü askerlerini Irak'tan çekse de burada
kendisine hizmet edecek uzaktan kumandalı bir yönetim bırakmak ve herkesi,
ülkenin ulusal servetini ABD'nin ayaklarının altına seren bir anlayışa
teslim olmaya zorlamak için Iraklıyı Iraklıya kırdırmak istiyor. Bu
itibarla Irak halkı oldukça kritik durumla karşı karşıyadır. Kanla
beslenen ABD'nin sinsi oyunları bize bu ülkede silahların susacağının
garantisini veremez. Önemli olan bu ülkede Şiisiyle Sünnisiyle, Kürdüyle,
Arabıyla, Türkmeniyle, hatta Müslümanıyla, Hıristiyanıyla tüm halkın
emperyalist saldırganlığa karşı yekvücut olup birlikte göğüs germeleri ve
emperyalistlerin hesapları için kendi bedenlerine sokulmuş virüslerden de
fitne ateşini yakmak isteyenlere fırsat vererek değil birlik ve bütünlüğü
sağlayarak kurtulmalarıdır.
Irak'taki seçimlerden çıkacak sonuçları inşallah sonraki yazılarımızda
değerlendirmeye çalışacağız. Yazımızın başında bir de "Filistin'de
silahlar susacak mı?" sorusunun zihinleri meşgul ettiğini dile
getirmiştik. İnşallah bu konuyu da müteakip yazımızda ele alacağız.