"Sen o zaman gör meydanı"
Karakoç Üstâd coşunca, satırları daha bir keyif veriyor. Bir gün
"Gerdanlık"a şu kıt'ayı takmıştı:
"Er meydanı er meydanı, yiğitler sever meydanı/ Korkaklar yatıp saklansın,
erkeklere ver meydanı/ Yalakalar, yardakçılar zâlimlere alkış tutsun/ Eşit
güçler çarpışsın da sen o zaman gör meydanı!" (Vakit, 26 Ocak 05)
Yüreğim buz gibi oldu. Elbette öyle değil midir? Dünyanın teknolojide en
güçlü orduları, en alçakça silahlarla havadan, karadan, denizden ateş
yağdırıyorlar; karşılarındaki mücahidlerin ise roketatardan daha kıymetli
silahları yok. Ne helikopterleri var, ne uçakları, ne zırhlı araçları.
Seyreltilmiş uranyum bombaları da yok! O vahşi köpekler gibi kimyasal
bombalar da kullanmıyorlar. Dünyanın bütün kâfir ve münâfıkları; o alçakça
saldırıya destek verirken, Müslümanlar duvar gibi sessiz kalmayı tercih
ediyorlar..
Yeri değil, ama söylemeden duramayacağım. Endonezya şu an en kalabalık
Müslüman nüfus taşıyan ülke. Orduları var. Açe'deki Müslümanlar da
bağımsızlık uğruna o ordularla savaş yapıyorlarmış. Tsunami sayesinde bu
acı gerçeği de öğrendik. İki Müslüman grup birleşerek Irak'taki,
Afganistan'daki, Filistin'deki, Keşmir'deki, Çeçenistan'daki, Doğu
Türkistan'daki esir Müslümanların yardımına koşacakları yerde;
birbirlerini kırıyorlarmış! Ondan sonra da bu tsunami niye o bölgeyi
haritadan sildi diye sızlanıyoruz!..
Karakoç Üstâd, o Gerdanlık'ın altındaki yazısına ise, "Zâlimlere itaat
îmândaki kaçaktır/ İşgale direnmeyen alçak oğlu alçaktır" diye başlamış.
Ve devam etmiş:
"Nâmusuna saldırı olduğu zaman ölümüne direnmeyen insan, kesinlikle
nâmussuzdur... Saldırganı ma'zur göstermeye kalkışanlar ise nâmussuz oğlu
nâmussuzdurlar... Ülkesi işgale uğramış bir ülkede yaşayanlar direniş
göstermiyorlarsa, her türlü tecavüzü hak etmişler demektir.
"Iraklı direnişçileri bütün benliğimle destekliyorum.. Sürmekte olan
kargaşada keşke yanlış yapmasalar diyorum, amma içinde bulundukları ortam
maalesef hata yapmaya da müsaittir.
"Direnmek, bir şereftir... Şerefsizliği şiâr edinenler de olacaktır.
Nitekim, işgal güçlerine destek verenler olduğu gibi, geriden seyredenler
de vardır. Irak, Müslümanların test edildiği pilot ülkedir..."
Evet, şu an, çarpışan kuvvetlerin "eşit" olmadığı bir alçaklar vurgununu
seyrediyoruz. Bu durumun böyle sürüp gitmesi mümkün değildir.
Afganistan'da, Çenenistan'da, Keşmir'de, Doğu Türkistan'da, Filistin'de,
Irak'ta kâfir işgalcilere karşı mallarıyla ve canlarıyla cihad eden din
kardeşerimiz elbette bir gün bütün kuvvetlerini birleştirecekler;
İttihâd-ı İslâm'a giden yolu açarak en azından "sayı" olarak "eşit"
vuruşmaların nasıl netice alacağını âleme göstereceklerdir.
"Yalakalar, yardakçılar zalimlere alkış tutsun/ Eşit güçler çarpışsın da
sen o zaman gör meydanı!" sözünün yerden göğe kadar haklı olduğunu herkes
görecektir. İslâm beldelerinde biribiri ile uğraşan ahmaklar ise, ancak
ondan sonra gözlerini açarlar da, tek millet olan küfrün karşısında tek
tevhid milletinin bayrağını dalgalandırmaya koşarlar.
Kâfirlerin maddi güçlerine bakarak tırsanlar, İslâm tarihinden Bedir
Muharebesi'ni hiç duymadılar mı? Peygamber Efendimiz (sav)'in eliyle bir
avuç kumu bütün kâfir askerlerinin gözüne dolduran Kudret-i İlahi, Kendi
dini için mücahede edenleri hiç yalnız bırakır mı? Yeter ki Müslümanlar
birbirleriyle uğraşmaktan vazgeçip, güçlerini birleştirsinler; Rahmet-i
İlahinin nasıl imdada yetiştiğini o zaman görürler...
Küfür ve nifak güçlerinin mu'cizevi bir kudretle toprağa gömülecekleri
günler fazla uzak değildir. İslâm ülkelerini işgal eden kâfir ve münâfık
ordularının ülkelerine geri dönmeleri çok uzak bir ihtimaldir.
İşgalcilerin cephe gerilerinde de akılları durduracak darbeler peşi peşine
gelmekte gecikir mi sanıyorsunuz? "Sen o zaman gör meydanı" dostum!