Sayınname

Daha önce arada bir sizleri şiirlerle yoklayacağım diye söz vermiştim.. Sözümde duruyorum..
Bu sefer çok sayınların pek çok sayınların, azami derecede sayınların portrelerini çizeceğim.. Biraz flu çıkacak, amma siz arifsiniz kolayca anlarsınız..
Siyaset sahnesi sanki Kerbela
Çam koymayıp deviriyor sayınlar
Nerden gelse bizi bulur her belâ
Kül koymayıp savuruyor mayınlar..
Bizim sayınlar put kırmayı bilmezler, amma pot kırmayı bi hakkın becerirler..
Muhaliflerine çamur atarken kendi el ve yüzlerine bulaştıranları mı ararsınız, zıvanadan çıkanlarını mı? Hepsi mevcut..
Kimi larvalıktan loca’ya ermiş
Kimi çıkmaz yola postunu sermiş
Maymun dedeleri icazet vermiş
Evrim ivrim eviriyor sayınlar..
Ham bir teoriyle zihin bulandıran çok bilmiş kariyer sahipleri herze koymayıp karıştırıyorlar.. Çok akıllılar desek, maymundan türeyenlerin aklı olmaz.. Çünkü hiçbir hayvanın aklı tekamül etmemiştir..
Sayınlar saygı bekliyorlar ve ben de saygımı izhar için şiirle onlara şebek gömleği dikiyorum..
Hiçbirisi selâm vermez fakire
Yanaşmazlar dua ile zikire
Kement takıp düşünceye fikire
Ters yönlere çeviriyor sayınlar..
Kim mi bunlar?
İşte böyle sorulara muhatap olunca kendimi yerim.. Kim olacaklar? Sağınızda-solunuzda, gidecek yolunuzda hep onlar var.. Hem de dev gibiler.. özünüz görmüyorsa basiretiniz de mi bağlı ki soruyorsunuz?
Herhalde benim siyasi partimi, görüşümü kasdetmiyor diyerek, karşı tarafa bakmayınız.. Her kesimde vardır sayın zatlar..
İç odadan dış kapıya gelince
Yalan oku kılıfını delince
Mavrasına kurtlar, kuşlar gülünce
Dansöz gibi kıvırıyor sayınlar..
Ne yani? Şimdi bir de dansözlerden özür dilemem mi lâzım? Kıvırmak dansözün mesleğidir..
Bedeni, yaprakları, dalları kıvrım kıvrım helezonik söğütler bunlarla mukayese edilirse, o söğütlerin yaratılışı öyledir.. Maalesef benim kasdettiklerim “biz insanız” demezler mi, kanım donuyor..
Siz hangi çağın insanısınız diye de soramıyorum.. Zaten onlar da hangi çağda yaşadıklarının farkında değiller.. Zaman, kıvırma zamanı..
Sığ onların, derin onların malı
Su onların, serin onların malı
Yanan yansın, fırın onların malı
Yaka yaka kavuruyor sayınlar..
Söyleyin bana harem ağası tıynetlilerden başka yanmayan kim var?
Günde en az üç öğün şikâyette bulunmayan bir ağız gösterebilir misiniz?
Sizi yakmayan ateşin başkalarını yakmadığını iddia etmeye hakkınız var mı?
Bana ne sıyırmasını yapan sayınlardan olmayasınız sakın ha.. Her yanlışın ceremesini sen çekmezsen senin doğacak neslin çekecektir..
İç açıcı güzel sözlere ihtiyacınız varsa, zaten onları televole programları, magazin gazeteleri karşılıyor.. İlle de pembe renkli fotoğraflar istemek bu devirde insafsızlıktır..
Ben banka batıranlardan değilim ki çizdiğim tablolar ebemkuşağı gibi renkli olsun..
Ben şirket üçkâğıtçısı değilim ki gözlerinize renkli gözlükler takayım..
Beğenmeyenler yazılarımı veto etsinler..
Kabahatim vardır, biliyorum.. Ne siyasetçileri, ne de bürokratları yelpazelemeyi biliyorum..
Katlanacaksınız gönüllü gönülsüz.. Sevinenleriniz daha çok olacak tahminen.. Zira yarayı yiyen sizsiniz.. Ulan sınıfı ile sayın sınıfı arasındaki derin uçurumu görmeyenlere daha ne söyleyeyim?
Canım sağ oldukça rahmetli babam
Susarsam hakkını helâl etmesin!..

GERDANLIK
Maslahatçı yalakayla mesafe koy araya
Zülfü yâre dokunmayan mıymıntıdan uzak dur
Git dinle adalet yazan ürkütücü saraya
Esamesi okunmayan mıymıntıdan uzak dur..

Abdurrahim Karakoç 22.07.2004 Vakit
akarakoc@vakit.com.tr