Şark Meselesi ya da Doğu Halkları Konferansı

NATO toplantısı, daha ilk günden beklentilerin boşa çıktığı bir toplantı oldu.. Ruhsuz bir toplantı olacağı belli. ABD’nin hazırladığı plana NATO ülkeleri imza atsalar bile, bu planın hayata geçirilmesini kolay olmayacağı konuşuluyor kulislerde..
ABD ise ataklarını sürdürecek.. Altına imza atılan bildirinin hayata geçirilmesi için bastıracak..
Şimdi sırada “Şark meselesi”nin masaya yatırılacağı başka konferanslar dizisi var. Bu konferansların bir kısmının asıl amacı ABD-İsrail planının katılımcı ülkelere dayatılmasından öte bir anlam taşımıyor. Ve tabii bu konferansın 3 numaralı üyesi Türkiye olacak ve Türkiye’nin bu planın hayata geçirilmesinde üslenmesi gereken roller müzakere edilecek..
Bu arada Doğu ülkelerini bir araya getirip ABD’yi ikna etme ya da Amerikan planını yumuşatmak konusunda niyetler taşıyan Arap, Türk, İslâm projeleri de yok değil.
ABD’nin ajandasında buna benzer bir dizi konferans yer almaktadır. Kafkas sorunu, Balkan konferansı, Arap yarımadasının yeniden yapılandırılması, Afrika -Arap konferansı, Türkiye, İran, Afganistan ve Pakistan arasında yeni bir işbirliği, Türk dünyasının yeniden şekillendirilmesine yönelik projeler, hatta doğrudan Anadolu halkları konferansı.. Ermeni, Rum, Arap, Kürt, Süryani, Gürcü, Arnavut, Boşnak halklarının Anadolu’daki varlığı ve geleceği ayrı bir konferansın gündemini oluşturabilir..
Anadolu Aleviliğinin yeniden yapılandırılması da ABD’nin ilgi alanı içinde değil mi?
Şimdilik ABD’nin istediği bu konuların tartışılıp konuşulması. Bu konuda kim bilgi üretiyorsa, proje getiriyorsa, bu konuyu tartışmak istiyorsa ABD onlara destek verecek..
Şark meselesi ya da Doğu halkları konusu, öteden beri ABD’nin, Rusya’nın, Almanya’nın, İngiltere’nin ve Fransa’nın ilgi alanı içinde olmuştur ve bugün yeniden bu konu önem kazanmaya başlamıştır.
Dün Sovyetler Bakü’de bölgedeki Müslümanları bir araya getirdiklerinde, o zaman da kimi sarıklılar çıkıp, komünizmi Kur’an’ın mehdiyeti olarak takdim etmemişler mi idi.. Hani Kur’an-ı Kerim’de “Aranızda şûra ile hükmedin” demiyor mu idi. Şûra, “Sovyet” demek değil mi idi? Yani Kur’an’ın hükmü, bir bakıma “Aranızda Sovyetle hükmedin” anlamına gelmiyor mu idi. Evet! Komünizme Kur’an’dan işaret de bulmuşlardı.. Hz. Ali’nin şehadetine Kur’an’dan delil bulanlar, komünizme de bir delil bulmuşlardı. Eminim demokrasi adına ABD’nin bölgeye yerleşme, bize bir siyasal sistem ve yaşam tarzı dayatmasına da Kur’an’dan delil bulanlar olacaktır aramızda. Avrupa’da üslenen “Kur’anistler” bu anlamda bu göreve şimdiden hazır gözüküyorlar. Madem güneş batıdan doğacak. O güneş sakın demokrasi güneşi olmasın. Demokrasi dedikleri şey, Kur’an’ın mehdiyeti olmasın.. NPL’yi Nebevi yaşayışın anahtarı diye takdim eden ultra modern new hodjalardan sonra, Batı demokrasisini Kur’an’ın mehdiyeti olarak takdim edenler olursa şaşmayın. O zaman Bush da her halde “ayetüllah uzma” “Şeyhül ekber” olacaktır.. O zaman Bush’un Mesihi tebcil eden komutan olmasını da kabul etmemiz gerekecek herhalde.. Mesih’le Deccal’i ayırd edemeyecek kadar gözü kör olanlara fazla söyleyecek bir şey olmasa gerekir..
Şimdilik gözler İstanbul’da ve NATO zirvesinde.. İlk günün kararı, Irak’ta Irak’ın egemenliğinin Irak halkına devri ve geçici yönetimin kalıcı bir iktidara dönüşmesi. Bundan sonra Irak’a asker kabulü ve bu konuda yapılacak anlaşmaların muhatabı bugünkü hükümet olacak. Irak ordusunun yeniden yapılandırılması ve eğitimi konusunda Ankara’nın Irak’a asker göndermesi isteniyor. Ankara ise Irak askerlerinin eğitimine itirazı yok, ama Irak ordusunu eğiteceklerin eğitiminin Türkiye’de verilmesinden yana. Yani Türk askerlerinin Irak’a gitmesi değil, Irak subaylarının Türkiye’ye gelmesi sözkonusu.
Dışarıda kavga-gürültü devam ederken kapalı kapılar arasında stresli bir hava gözleniyor.. ABD projelerini masaya açıyor ve diğerleri burada kelimeler ve cümleler üzerinde itirazlar öne sürerek metne son şeklini veriyorlar. Plan ABD planı ama, sonuç ABD’nin istediği gibi değil.. NATO içinde ABD “huysuz abi” rolünde. NATO kendi içinde en sıkıntılı günlerinden birini daha yaşıyor..
Sonuç mu, kimse umduğunu bulamadı. Herkes en az zararla kurtulmaya çalışırken, ABD elindeki ile yetinmek durumunda kaldı.. Ne Irak, ne Afganistan, ne Balkanlar, ne Kafkasya, ne Filistin.. Hiçbir konuda çözüm yok.
ABD şimdi daha yalnız ve umutsuz. Bu gelişmelerin ardından ABD’nin bölgede atacağı yeni adımlara dikkat etmek gerek. Özellikle Pakistan ve Suriye konusu. ABD bir bahane ile bölgedeki askeri varlığını sürdürmesine imkan sağlayacak yeni maceralar peşinde olabilir.
Bush’un yeni bir zafere ihtiyacı var. Seçim başarısı biraz da buna bağlı.
Selâm ve dua ile.

Abdurrahman Dilipak 29.06.2004 Vakit