PARDON!

31 Mart Osmanlı'da bir milattır. Hani şu irticai ayaklanma diye takdim edilen 31 Mart.. Harekat Ordusu İstanbul'a geliyor, ardından Abdulhamid'in Selanik'e Alatini Efendinin köşküne sürgüne gönderilmesi ile noktalanıyor.. Ha! Şimdi, tarihçi Yılmaz Öztuna araştırmış ve 31 Mart vakasının arkasında İngiliz istihbarat örgütünün olduğu sonucuna varmış.. Meğer yıllardır her 31 Mart günü irtica demeçleri verenler İngiliz istihbaratının oyununa gelmişler.. Öztuna'ya göre "İngiltere'den para alan birtakım yobazlar, ortaya çıkıp 'şeriat isteriz' deyip, ayaklanmışlardır."
Hani Mumcu öldürüldü arkasından birtakım saftirikler "Kahrolsun şeriat" diye sokağa döküldü ya, işte öyle bir şey.. Oysa Mumcu'nun katilleri ile bu "Kahrolsun şeriat" yürüyüşlerini tertipleyenler yine aynı çevrelerdi. Kanlı 1 Mayıs da böyle tertiplendi, Kanlı Sivas ve Başbağlar da.. Niye kimse sormaz, niye Selanik, niye Alatini Efendi diye! Çoğu kişi Alatini Efendinin kim olduğunu bile bilmez.. Belki de kimileri Alatiniyi, Alaeddin'in, Allaettin'den galat-yanlış yazımı sanıyordur.. Onun bir Yahudi zengini olduğunu bilen bilir. Düşünebiliyor musunuz, "Müslümanların halifesi" kimin evinde ikamete mecbur bırakılıyor..
Ne Çanakkale gerçeğini biliyoruz, ne Fetih gerçeğini.. Ne de Menemen olayının içyüzünü.. Ermeni tehciri konusunda anlatılanlar ne kadar gerçek..
Alevi Aleviliği bilmez, Sünni Sünniliği. Kaç Alevi, Bektaşi, Hacı Bektaş-ı Veli'nin Makalat'ını okumuştur, ya da Nahcul Belaga'yı, Tevzih-ül Mesalih'i. Ne Meclis'in açılışını biliriz, ne de Kurtuluş Savaşını..
Bilmiyoruz, bilmediğimizi de bilmiyoruz. Hatta gerçeği söyleyenler suçlanıyor. Doğruyu söyleyeni dokuz köyden kovarlar derler ya, işte öyle bir şey! Cehaletin bu kadarı ancak eğitimle mümkün derler ya, işte öyle bir durumla karşı karşıyayız.. Övünmek ve dövünmek, başka bildiğimiz yok. Okullardan biyonik robotlar, sistematik geri zekalılar yetişiyor çoğu zaman.. Bir bakıyorsun, "bizden ala millet yok". Bir bakıyorsun "bizden bir halt olmaz" lafları.. Ya sev ya terk et söylemi ile, kaçamayanların ülkesi söylemi sarmalı arasına sıkışmış kısır çekişmeler..
"Hareket Ordusu'nun büyük bir yıkım olduğunu, ordu ile birlikte, 2. Meşrutiyetle serbest kalan ne kadar eşkıya, devlet düşmanı Sırp, Bulgar, Makedon, Yunan, Arnavut ve Çingene varsa İstanbul'a geldiğini ve Yıldız Sarayı'nı talan ettiklerini" kaydeden Öztuna'ya göre İT'cilerin İngiltere ile yakın temasları vardı! Talat Paşa 33. derece masondu! O zaman şimdi sormak gerekmez mi, o zaman bu kişiler Osmanlı'yı Braslav ve Goben olayı ile Ruslara ve İngilizlere karşı 3 cephede birden savaşa sürüklediler ve birkaç yıl içinde, biz bir şirketin bile tasfiyesini yapamazken bir imparatorluğu tasfiye ettiler! Çanakkale danışıklı dövüş mü idi yoksa! Çanakkale ve Ermeni tehciri konusundaki kimi çevrelerin hassasiyetinin arkasında bu derin gerçek mi var yoksa!
Hareket Ordusu'nun İstanbul'a gelişinde de İngiliz parmağı olduğunu kaydeden Yılmaz Öztuna, "Eylemin amacı, Sultan 2. Abdülhamid'i tahttan indirmekti. Çünkü, meşrutiyeti ilan etmesine ve Anayasa'yı yürürlükte bırakmasına rağmen Sultan Abdülhamid hâlâ, Avrupa'nın çekindiği bir hükümdardı. İttihat ve Terakki daha rahat hareket etmek için İngiltere ile birlikte böyle bir harekete kalkışıyor ama hepsi bu hareketin içinde bulunmamış. İttihat ve Terakki subaylarının İngiltere ile 15-20 yıllık temasları var" dedi. Öztuna, İttihat ve Terakki liderlerinden Talat Paşa'nın 33. dereceden mason olduğunu hatırlatarak, irtibatın Selanik Mason Locası ve Talat Paşa aracılığıyla kurulduğunu söylüyor.
Abdulhamid Han, Öztuna'ya göre iddiaların aksine kan dökülmesini istemiyordu. "Sultan 2. Abdülhamid tahta gelir gelmez Anayasayı ilan ettiğini ve hiçbir zaman yürürlükten kaldırmadığını" Kendisine "Selanik'ten gelen kuvvetlere müdahale edelim mi' diye soruldu ama o izin vermedi", Öztuna'nın aktardığı bir diğer gerçek de "Abdülhamid'in hal'ini bildirmeye gelen dört kişiden birisinin Arnavut, birisinin Gürcü, birisinin Ermeni ve birisinin de Yahudi olduğu" gerçeğiydi. Öztuna'ya göre Abdulhamid iş başında olsa idi, Balkanlar ve Çanakkale savaşı ile 1. Dünya Savaşına katılınmazdı.
Çanakkale öncesi, "Almanlara fes giydirip Osmanlı askeri yapıyorlar. Ama İngiltere ve Fransa buna ses çıkaramıyor. Enver Paşa'nın Harbiye Nazırı ve Cemal Paşa'nın Bahriye Nazırı olarak iki fermanı var. 'Önünüze gelen tüm Rus gemilerini batırıp şehirlere saldıracaksınız' deniliyor ve Osmanlı harbe giriyor" dedi. Harbe girişimizden sadrazamın ve padişahın haberinin olmadığını ve sadece Enver Paşa, Cemal Paşa ve Meclis Başkanının konuyu bildiğini söyleyen Öztuna, "Belli ki Enver'in tertibi var" değerlendirmesinde bulundu. Asıl işin püf noktası bu olmasın! Alo! Hu!..
Ah! Dili yok kalbimin ondan ne kadar bizarım. Bir de gerçekleri konuşmak bu topraklarda neden bu kadar zor Allahım! Anlayın gayrı. Övünmeyi / dövünmeyi bırakalım da düşünelim biraz lütfen!
Selâm ve dua ile..
 
Abdurrahman Dilipak 9 Nisan 2005 Vakit
adilipak@vakit.com.tr