Özgürlüğün Yolu Direniştir!

Yazımızın başında tüm okuyucularımızın ve bütün Müslümanların Kurban bayramlarını tebrik ediyor, Yüce Allah’ın bu mübarek günleri tüm İslâm âleminin yeniden birlik, bütünlük ve izzete kavuşması için vesile kılmasını diliyorum. Her ne kadar bu bayramı da çeşitli acı ve ızdıraplar içinde karşılıyor isek de bizleri gelecek için ümitli olmaya yöneltecek önemli kıpırdanışlar, hareketlenmeler de görülüyor. Bu sebeple karamsar olmak yerine ümitli olmayı seçmek, geleceğe ümitle bakmak gerekir. En azından bu mübarek bayramların ulusal sınırların içine kapatılmayarak tüm ümmeti kapsayacak bir duyarlılıkla ihya edilmesi çabalarının gittikçe artması ümitli olmamıza vesiledir. Bu çabalar pratik hayatta da etkilerini gösteriyor ve bazı kardeşlerimiz bayramlarını savaşın veya depremin sarstığı mü’minlerle birlikte olmak, onlara da bayram sevinci yaşatabilmek için kendi ailelerinden ve yakınlarından uzakta geçiriyorlar. Bu konuda da IHH başta olmak üzere iman kardeşliği ve ümmet bilinci içinde faaliyet yürüten tüm İslâmî ve insanî yardım kuruluşlarına minnettarız.
Zulüm ve haksızlık tarih boyunca her zaman olagelmiştir. Zulmün ortadan kalkması için de çeşitli yollara başvurulduğu olmuştur. Bazen zalimlerden insaf dilenmiş, onların insafa geleceği ümit edilmiştir. Ama bunun gerçekleşmesi son derece nadirdir. Tunus’ta Bin Ali’nin cellatlarından biri imani duyarlılığından dolayı zindana atılan bir kadına işkence ediyor. Kadın, belki insafa gelir diye hamile olduğunu hatırlatarak hiç olmazsa bebeğe acımasını rica ediyor. Cellat bunu öğrenince bu kez özellikle kadının karın boşluklarına vurmaya başlıyor. İşte zalimler böyledir. Siz onlardan insaf dilenirseniz, sizin onların ayaklarına kapandığınızı görerek kendilerini daha da güçlü hisseder, daha da gaddar ve zalim olurlar. Üstelik insafa gelmeleri için zayıf taraflarınızı onlara açarsanız ellerine koz vermiş olursunuz. Bu kez özellikle zayıf taraflarınızı hedef alarak sizi daha da yıpratmaya çalışırlar.
Tarihi okuduğumuz zaman da görürüz ki özgürlük ve bağımsızlığın yolu her zaman direniş ve kararlılıktan geçmiştir. Bu itibarla Filistin’deki direnişin yarar getirmediğini iddia edip de işgalci Siyonistlerle pazarlık ederek işi halledeceğini zanneden Mahmud Abbas yanılgıdadır. Bakın onu iş başına gelmeden önce pohpohlayan Siyonistler daha ilk günden nasıl tepesine oturup boğazını sıkmaya, şantaj politikalarını devreye sokmaya başladılar.
Açe Müslümanları da kendilerine dayatmada bulunarak İslâmî kimliklerini değiştirmelerini isteyen Hollandalılara boyun eğmeyerek red cevaplarını vermişlerdi. “Bayraktan hilal ve yıldızı çıkarmakla bir şey olmaz. Bunun için halkımızı tehlikeye sokmayalım” deyip boyun eğselerdi, ikinci merhalede hacca gitmelerini yasaklayacaklardı. Çünkü planları öyleydi ve bir önceki yazımızda üzerinde durduğumuz Huurgronje planlarında bu özellikle belirtiliyor, Uzakdoğu Müslümanlarının diğer Müslüman halklarla irtibatlarının koparılması için hacca gitmelerinin çok sıkı kontrol altına alınması isteniyordu. Buradan Müslümanlar arasında kaynaşma ve etkileşimi sağlama açısından haccın ne kadar büyük bir ehemmiyet arz ettiği de anlaşılıyor.
Açeliler, Hollanda saldırılarına direniş ve mücadeleyle karşı durdular. Hollandalılar Açe’ye saldırmadan önce bütün diplomatik hazırlıkları yapmalarına rağmen 23 Nisan 1873’te on bin askerle gerçekleştirdikleri ilk saldırılarında Bandar Açe kıyısında beklemedikleri şekilde bozguna uğratıldılar. Saldırının başkumandanı General Köhler de esir edilerek Açe Müslümanları tarafından savaş suçlusu olarak yargı önüne çıkarıldı.
Hollandalılar bu kez intikam peşine düşerek yeni saldırılar planlamaya başladılar. Sonra daha büyük bir ordu toplayarak ikinci saldırı düzenledi ve Açe içlerine girmeyi başardılar. Ancak bölgeye tümüyle hâkim olamadılar. Bağımsızlık ve özgürlük mücadelesi kesintisiz devam etti. Bu savaş Hollandalıların sömürgecilik tarihleri boyunca gördükleri en uzun soluklu ve en etkili savaş oldu. Bu gerçeği bizzat Hollanda tarihçileri de itiraf etmişlerdir.
Açe, 1945’te bağımsız Endonezya’nın ilan edilmesinden sonra yine Hollanda’nın siyasi ve diplomatik oyunlarıyla bu ülkeye bağlandı. Ama Açe’nin bağımsızlık mücadelesi yine devam etti. Müteakip yazımızda da inşallah Endonezya Cumhuriyeti dönemindeki bağımsızlık mücadelesinin gerekçesi ve süreci hakkında bilgi vererek Açe dosyasını kapatacağız.

Ahmet Varol Haber Vakti Com