Onlar çıkmaz, bunlar çıkar!

Demek, insanın büyük yazar olabilmesi için, bağırsak uzantılarının ba’zan beynine kadar deşarj yolu bulması gerekiyor. Eğer o günlerde müshil de almışsa, onun büyüklüğü daha iyi anlaşılıyor. Ancak öyle bir durumda şu cümleler dökülebilir:
“Özgür kadın çağdaşlıktır. Çünkü özgür kadının doğurup büyüttüğü çocuklar gericiye asla ümmet olmazlar. Ne dergâhlara müşteri çıkar özgür kadının yetiştirdiği çocuklardan, ne tarikatlara mürit, ne de gericiye oy verecek saflar.”
Diyelim ki, şu kalemden dökülenler bağırsak ifrâzâtı değildir de, normal bir beyin mahsûlüdür; şunları anlamamız lâzım: Kimse o “özgür kadın”, onun yetiştirdiği veletler “gericiye” ümmet olmazlar, “dergâhlara” müşteri olmazlar, “tarikatlara” mürid olmazlar, “gericiye” oy vermezler! Zaten biz de o kanaatteyiz.
O “özgür kadın” tipinin fabrikası olan New York’a, Los Angeles’a, Londra’ya, Paris’e baktığımız zaman da aynen denilenleri görüyoruz. Yani o fabrikadan fırlayanlar cami bilmez, dergâh bilmez, tarikat bilmez, ümmet bilmez, ma’neviyyat bilmez, Allah bilmez, peygamber bilmez; istisnâları hariç bu söz doğrudur. O fabrika ma’mulleri ya neyi bilirler?
Her gece bir başkasının kucağında gecelemeyi bilirler mi? Erkekleri erkeklerden, karıları da karılardan kâm almayı bilirler mi? Camiden, dergâhtan ürkerken, sinagoga ve kilisiye koşmayı bilirler mi? Tarikata yaklaşmazken, Hindistan’dan gelen montofonların ayaklarının suyunu içmeyi bilirler mi? Paraya tapmayı, maddeyi ilâhlaştırmayı bilirler mi? Bütün mukaddes değerlere sırt çevirmeyi, dört ayaklı mahlûkat gibi serâzad yaşamayı bilirler mi? Beş kuruşluk peşin menfaatleri için değil vatanlarını, analarını bile satmayı bilirler mi? Ellerine güç geçince birer Firavun, zillete düşünce de köpek olmayı bilirler mi?
İbadethânelere yaklaşmayan bu “özgür avrat” veletleri meyhanelere, kumarhanelere, umumhanelere müptelâ olurlar mı? Namus telâkkisine kırmızı görmüş boğa gibi bakan bu tâife, sığır gibi sürü hâlinde halvet olmakta beis görürler mi? Dergâhlara müşteri olmazlar da, Beşinci Kolun ülkeler içindeki parmaklarına en iyi müşteri bunlar olmaz mı?
Hadi bu “özgür kadın” imalâthanelerini es geçelim de bu ülkeye bakalım. Vatanın menfaatini düşünmek zorunda olanların basına aksettirdikleri ve şikâyet ettikleri, yabancı ülke ajanlarıyla fink atan şerefsizler kimlerin veledidir? Amerika’nın, İsrail’in, İngiltere’nin, Rusya’nın, hatta Yunanistan’ın menfaatleri için bu ülkenin menfaatlerine aç kurt gibi saldıran köpekleri kim yetiştiriyor? Tüyü bitmedik yetim haklarını kökünden hortumlayan fil sürüleri “özgür avrat” makûlesinin silikonlu memelerinden süt emmiyor mu?
Göden borularını beynine bağlayanlar, elbette böyle bir ifrâzât imâl ederken döktüklerinin mâhiyetini düşünemiyorlar. Akılları sıra bir yanlışa parmak basarken, milyonlarca ehl-i imanın inancına hakaret ettiğini düşünemeyecek kadar idraksiz oluyorlar. Köpeklere verdikleri değeri insanlara vermeyen “özgür avrat” bağımlıları, halvet saatinin mahmurluğu gitmeden yazının başına oturunca, yüz milyonlarca mü’minin inançlarını tezyif ederek hadlerini aşıyorlar. Kurban olasınız siz ümmete de, tarikata da, dergâha da! Pis nefesiniz alkol veya kokain kokarken öyle ulvî kelimeleri ağzınıza almaya ne hakkınız var?
İllâ da “özgür kadın” dediğin ve bizim mantığımıza göre Karaköy’den taşarak vesikalı-vesikasızı ile yüz binleri aştığı ifade edilenleri öveceksen öv; altmış günlük bir şeyde kocasının yatağına kimleri aldığını anlatmayı ma’rifet bilenlerle halvetiniz mübarek olsun! Bu ülkenin bin yıllık inancına ağzınla bok atmaya kalkma!
Evet, bu ümmet-i merhûme, elbette “özgür avrat” fabrikalarının değil; ibadetli, tesettürlü, hayâlı, hürriyeti yuvasında bilen namus timsali hanımefendilerin evlâtlarıdır. Vatan için ölenler de, ecnebi ajanlara dolar aşkına köpekliğe tenezzül etmeyenler de işte o Nene Hatun, Kara Fatma tiplerinin yetiştirmeleridir. Edebsizliğin âlemi yoktur! Peygamberler diyârından böyle salak çıkar mı?

Mustafa Kaplan 21.07.2004 Vakit
mkaplan@vakit.com.tr