Önce Mescid-i Aksa ve sonra!..

"Necep Çanakkale'den daha önemlidir" deyince kızılca kıyamet kopmuştu. Çanakkale bizi 1. Dünya Savaşı'na sürükledi. Yüzbinlerce şehid verdik. Bir imparatorluğu kaybettik ve bugün hâlâ Sevr'i tartışıyoruz. Irak'ın işgali ile 3. Dünya Savaşı'nın eşiğine geldik!
Kuşkusuz ki, yeni bir dünya savaşı "tarihin sonu" olacaktır. Bu savaşı Çanakkale ya da modern silahların kullanıldığı hiçbir savaşla kıyaslamak mümkün değildir.
Çanakkale'yi önemli kılan, eğer Çanakkale geçilirse İstanbul'un düşeceği, bunun sonucu imparatorluğun dağılacağı, Necep, Kudüs, Medine ve Mekke gibi kutsal toprakların işgal edileceği korkusu idi.
Çanakkale geçildi!
İstanbul işgal edildi!
İmparatorluk dağıldı!
Filistin topraklarına girildi!
Medine ve Mekke işbirlikçilerin eline geçti!
Şimdi sıra Mescid-i Aksa'nın yıkılmasına geldi.
Ardından İsra'nın gerçekleştiği yer olan Ömer Mescidine gelecek sıra. Ardından Doğuş ve daha sonra da Kıyamet Kiliselerine.
Senaryo sanki revize edilmiş gibi. Önce Suriye değil Kudüs! 10 Nisan bu açıdan önemli. İran'ın Mescid-i Aksa konusunda İsrail'e vereceği cevap ve İsrail'in buna cevabı.
Varsayalım 10 Nisan'da korkulan olmadı. Bu işten vazgeçtikleri anlamına gelmiyor. Sıra Kudüs'te, daha doğrusu Mescid-i Aksa'da. Bundan böyle her sabah Mescid-i Aksa sancısı ile uyanacağız.
Mescid-i Aksa'dan sonra sıra Mekke ve Medine'ye geliyor. Ve tabii Suriye, Ürdün ve Lübnan'a.
Suudi Arabistan konusunda kralın ölümü, oğul ve kardeş arasında taht kavgası, Mehdilik olayını bir arada düşünmek gerek. Mesela Arap asıllı bir Türk'ün Amerikano bir Mehdi olarak zuhuruna ne dersiniz. Hem de tıpkısının aynı olan Asayı Musa elinde. Belinde Hz. Davud'un kılıcı, parmağında Hz. Süleyman'ın yüzüğü. Üstelik modern, çağdaş, popüler "hoca"lar da zatı muhteremin peşinde.
Ben, yıllar önce bu konuda uyarmış, muhtemel gelişmelerle ilgili bir yol haritası vermiştim. Okuyanlar hatırlayacaklar.
Melek elbisesi giymiş şeytanlar sizi aldatmasın!
Lütfen dikkat! Her sakallıyı babanız sanmayın. Fasıkların sözüne kanmayın. Dinde tartışmaya girmeyin. Zanlarınızı din edinmeyin. Din büyüklerinizi ilah ve Rab edinmeyin. Kur'an'a sarılın. Bilmediğiniz şeyin peşine düşmeyin. İstişare ve şûra ile karar verin. Vahdetten ayrılmayın. İhlasla Rabbe yönelin. Sabırlı olun. Merhametiniz gazabınızı, sevginiz nefretinizi yensin!
Hainlerin kahraman, kahramanların hain ilân edilebildikleri bir dünyada yaşıyoruz. Cellatlarını alkışlatıyorlar insanlara. Şeytanlar melek rolünde ve takdis ediliyorlar. Melekler ise prangalı.
Tarih yalanlarla dolu. Siyaset tam bir hilekârlığa dönüştü. Firavunlaştı. Bilim adamları Bel'am'ı oynuyor. Zenginler ise Karun rolünde. Ebu Cehil üniversiteler kuruyor. Nemrut her gece bir İbrahim'i ateşe atmakta! Media konkav ve konveks aynalarla dolu bir sirk çadırı sanki. Aydınlar çıplak kralın muhteşem elbisesine övgüler diziyor. O kadar çok kurtarıcımız (!) var ki, Mekke müşriklerinin putlarından daha çok.
Köle avcılarının Afrika'dan Avrupa'ya, Amerika'ya köle ihraç ettikleri liman şehrinin adını Liberya koymuşlar. Bugün hâlâ böyle bir ülke var. Özgürlüğe giden yol. Özgürlük ülkesi. Bugün de bizi özgürlük adına köleleştirmek istiyorlar. İstedikleri çok açık, kendi dinlerine girmemizi, kendilerini efendi kabul etmemizi ve kendilerine itaat etmemizi istiyorlar!
Bize denmedi mi, "Siz onların dinine girmedikçe onlar sizden razı olmayacaklardır" diye! Kendilerini Rab (terbiye edici), ilah (hüküm koyucu) olarak kabul etmediğimiz sürece bize karşı öfkeleri dinmeyecek.
Onlar bize demek istiyorlar ki,
- Size yol verelim, çekin gidin. Gitmeyecekseniz itaat edin. Gitmiyor ve itaat da etmiyorsanız vay sizin başınıza geleceklere!
İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden onların cür'et ve cesaretleri arttı. Başımıza gelmeyen kalmadı. Onların içlerindeki beyinsizler yüzünden de, onları helak edecek küçük bir kıyamet bekliyor.
Mescid-i Aksa'nın başına gelenler başkalarının da başına gelecektir. Mescid-i Aksa yıkılırsa, sonu kıyamete uzanan, tarihin sonunu getirecek bir medeniyetler arası savaş için geri dönüşü olmayan bir süreç başlar.
Aslında sormak gerek "Hangi medeniyetlerden söz ediyorsunuz" diye. Bu insanlıkla barbarlığın, vahşetin son hesaplaşması olacaktır. Patlayan öfke seli bir halkı yutacaktır.
Zulm ile abad olunmaz! Haddinden fazla şiddet gayedeki hikmeti yok eder. Toprağı çocuklarından çalanlar, onları yurtlarından çıkaranlar, beklemedikleri bir darbe ile helak olacaklar. Giderken arkalarında kan, gözyaşı, acılar bırakacaklar! Fırlattıkları bumerang dönüp sahibini ensesinden vuracaktır.
Bir yüzyıla 2 dünya savaşı sığdırdılar. Soğuk savaşı da eklerseniz etti 3. Bir dördüncüsünü daha sıkıştırmaya çalışıyorlar! Bir sömürü imparatorluğu kurdular. Hava, su ve toprağı kirlettiler. Bunun adı medeniyet değil barbarlıktır.
Selâm ve dua ile.

Abdurrahman Dilipak 20 Mart 2005 Vakit
adilipak@vakit.com.tr