O ekranda seyrettiğiniz "sizin
kızınız"dır!Geçenlerde sohbet
ettiğimiz bir "öğretmen" grubu, öğrencilerdeki "yozlaşma"dan ve "özgürlük"
kavramını; kendilerinde "her şeyi yapma hakkı" olarak yorumlayan "anlayış
sakatlığı"nın yaygınlaşmasından yakınıyordu...
Bir "misal" verdiler...
Kız öğrenciler, bazı erkek öğrencilerin kendilerine "lâf atmasından" ve
bazen işi daha da ileri götürüp "sarkıntılık" etmesinden şikâyet edince,
onlar da "cinsel taciz"e yönelen erkek öğrencileri toplayıp, "nasihat"te
bulunmak istemişler!..
GÜZELE BAKMAK SEVAP MI!
Öğretmenler, güzel güzel konuşup; "yaptığınız yanlış" deyince, erkek
öğrencilerden biri, ne dese beğenirsiniz;
"Ama hocam; güzele bakmak sevap değil mi?!?"
Öğrenci böyle konuşunca, bir öğretmenin tepesi atmış!.. O kızgınlıkla da
sormuş öğrenciye;
"Senin ablan veya kızkardeşin var mı?"
Öğrenci, "var" deyince de, öğretmen yapıştırmış cevabı:
"Madem var; o halde çıkar ortalığa da, biraz da başkaları baksın, biraz da
onlar sevap kazansın!"
"Ama!" demiş öğrenci...
Öğretmen, kesmiş sözünü:
"Bunun aması-maması yok!.. Sen nasıl ki, bir kıza sarkıntılık etmeyi
kendine hak olarak görüyorsan; yarın da bir başkaları senin ablana ve kız
kardeşine sarkıntılık etmeyi kendine hak olarak görür!..
Ve sen, onlara hiçbir şey diyemezsin!..
Öyle ya;
Onların da sevaba ihtiyacı var!!! Hele söyle; onları sevaptan mahrum
etmeye hakkın var mı?!?"
Öğretmen arkadaşlar, "sonrası"nı şöyle anlattılar:
"Öğrencilerin; boyunlarını eğip, öyle bir gidişleri vardı ki; sanki
hayatlarının dersini almış gibiydiler!.. Öyle olmalı ki, kız öğrencilerin
şikâyetleri kesildi!"
KENDİ ANANIZI-BACINIZI
NİYE YAKIŞTIRMIYORSUNUZ?
Bana öyle geliyor ki; "yarışma" kılıfıyla "müptezel" programlar yapıp,
"aile"yi dinamitleyen "televizyon"ların da, benzeri "öğretmen uyarıları"na
ihtiyacı var!..
Bir öğretmen, karşılarına dikilip de şöyle dese;
"Aslanım; bu programlar madem ki çok reyting getiriyor, madem ki
vatandaşlar bu programları seyretmek istiyor; o halde kendi ananı, kendi
bacını da soksana yarışmaya!..
Öyle ya;
Millet biraz da senin ananın, senin bacının marifetlerini seyretsin!"
Gerçekten biri çıksa ve "Bay görünümlü gay"lerden bir "programcı"nın
karşısına dikilse; "homo kılıklı adam"lar ve "kaşarlanmış madam"lar acaba
ne cevap verirdi?..
Sahi;
Bu adamlar ve madamlar, niye "kendi ana ve bacıları"na şans tanımazlar...
Niye onları da; önce "oda"lara, sonra da "otel" ve "ekran"lara kapatıp,
"marifet"lerini dökmelerine fırsat vermezler!?!
Ne yani;
Onların da "ünlü" olmaya ve "şöhret" basamaklarını tırmanmaya hakları yok
mu?..
Bıraksınlar da; biraz da kendi "ana" ve "bacı"larını pazarlayıp, "reyting"
ve "rant" kazansınlar!..
Meselâ;
"Bacı"larıyla, "yaşlı erkek"lerin aynı eve kapatıldığı bir program yapıp,
adını da "Size Baba Diyebilir miyim?" koysunlar!.. Bakalım, kendi kız
kardeşleri, elin oğluna "aşna-fişne" yapınca, "zevkten dört köşe"
olabilecekler mi?..
Ya da;
"Ana"larını yarıştırsınlar!.. Analarıyla "genç delikanlılar"ın bir eve
kapatıldığı yarışmanın adı da, "Kendi Jigalonu Kendin Seç" olsun!..
Artık anaları, genç delikanlıyı tavlayıp, "yarışma ödülü"nü kazanabilmek
için kırıtır mı, yoksa sırıtır mı, orası kendi bileceği iş!..
Haa, bu arada evdeki babasının "alın" nahiyesinden "boynuz"lar çıkmaya
başlar ve her geçen gün "çatal çatal" büyürmüş, ne gam?!?
"Önemli olan birinci gelmek değil, yarışmış olmak" diyorlar ya, alın size
yarışma formatı!..
"Yarışma" adlı "iğrenç ve pespaye" programları hazırlayan "bay kılıklı
gay"lere sesleniyorum;
Bugünden tezi yok, "kendi babalarınızı, kendi analarınızı, kendi
bacılarınızı" sokun o yarışmalara!..
Öyle ya;
"Ünlü" olmak, "şöhret" basamaklarını tırmanmak, en önemlisi de "ekonomik
bağımsızlığını kazanmış birer özgür kadın" olmak, onların da hakkı!..
ONLARI DA SEYREDERLER!
Hadi, benden size bir kıyak!.. Bundan sonra ekrana getireceğiniz ilk
programın adı, "Programcıların Anaları Yarışıyor" olsun!..
"Reyting rekorları kıracağı" kesin olan bu yarışmanın hemen ardından,
ikincisini devreye sokun!.. Onun da adı, "Programcıların Bacıları
Kırıştırıyor" olsun!..
Sakın "reyting" endişeniz olmasın!.. Eğer "Semra-Sinem geyikleri"nin
kırdığı reyting rekorlarını egale edip, "daha fazla seyirci" ve "daha
fazla rant" getirmezse, zararınızı ben karşılarım..
İşte açık çek;
Bu millet, böyle bir programı da seyreder!.. Siz, başkalarının "ana ve
bacı"larının maharetlerini seyretmekten nasıl "doyumsuz zevk" alıyorsanız,
bu millet, "sizin ana ve bacılarınzın maharetlerini" seyretmekten de aynı
zevki alır!..
Hem de;
El'an yaptığı gibi, ekranın karşısına "içi boş patates çuvalı" gibi
oturur, sabahtan gece yarılarına kadar, gözünü kırpmadan seyreder!..
"Kim, kimin kaynanasına ne demiş?.. Hangi kaynana, hangi gelin adayını
nasıl azarlamış?.. Hangi gelin adayı, Televole kameralarına kimin
kucağında yakalanmış?.. Kim şarkıcılığa, kim Neslihan Yargıcı'lığa
özenmiş!?!"
Evet; sabahtan gece yarısına seyreder!..
Hele de, bu yarışmacılar "programcıların anası" veya "programcıların
bacısı" olursa var ya; bugüne kadar kırılmış "reyting rekorları"nı çöpe
atıp, "Guinnes Rekorlar Kitabı"na girmezse namerdim!..
Yeter ki, "tamam" desinler!..
Evet "bey"ler ve "bay görünümlü gay"ler, size sesleniyorum:
"Vatandaş, sizin analarınızı ve bacılarınızı da görmek istiyor ekranda!..
Yollarını açın da; milleti seyir zevkinden mahrum etmeyin!.. Milletin
anasını-kızını nasıl pazarlıyorsanız, biraz da kendi ananızı-bacınızı
pazarlayın!.. Öyle ya; şöhret olmak, onların da hakkı!.. Bu haktan mahrum
etmeyin onları!"
Ama, gayet iyi biliyorum ki, bu teklifime yanaşmayacaksınız!..
Niye?..
Sizin ananız-bacınız "namuslu" da, elalemin anası-bacısı "namussuz" mu?..
Sizin ananızın-bacınızın "onuru, haysiyeti, şerefi" var da, ekrana
çıkardıklarınızın yok mu?..
Sizin ananız-bacınız "oturaklı" birer kadındır da, yarıştırdıklarınız
"hoppa" mı?..
HAYVANDAN DA AŞAĞI!
Hani, "tepki" geldiğinde diyorsunuz ya;
"Ne yapalım, millet istiyor, biz de yayınlıyoruz!"
İyi ya işte;
Ananızı da, bacınızı da, yeğeninizi de çıkarın ekranlara, onları da
yayınlayın!.. Hiç endişeniz olmasın, onları da ister, onları da seyreder
bu millet!..
Öyle ya;
"Tecessüs"e meraklıdır insanoğlu!.. "Gizli" olanı hep merak eder!..
Öyle olmasa;
"Anahtar deliği"nden içeride olan-biteni seyretme arzusuyla yanıp-tutuşan
"sapık"lar çıkar mıydı hiç?..
Ya da;
Duvara "bardak" dayayıp, "yan komşu"da konuşulanları duymak isteyen
"ahlâksız"lar olur muydu?..
Ne yani;
"İnsanlar istiyor" diye, "etekler havalansın" da, bacaklar ortaya çıksın
diye, dizlerin üzerine "vantilatör" mü koyacaksınız?..
Ya da;
"Röntgenciler" istiyor diye, mağazalardaki ve plajlardaki "soyunma
kabinleri"ni mi kaldıracaksınız?..
Oldu olacak;
"Mahrem" olan ne varsa, hepsine "topyekûn savaş" açın da, her şey "şeffaf"
olsun!..
Ama, bir şartla;
İşe, "kendi kızkardeşiniz veya kendi karınız"dan başlayın!.. Onların
"maharet"lerini seyretmekten zevk alırsanız; hiç endişeniz olmasın, daha
başkaları, daha fazla zevk alır!..
Ha, ne diyorsunuz?!? Var mısınız "karı"nızı veya "bacı"nızı pazarlamaya?..
Bu kadar "midesi geniş", bu kadar "deyyus" ve bu kadar "sapık" mısınız?..
Eğer bu kadar "adi", bu kadar "şerefsiz", bu kadar "haysiyetsiz", bu kadar
"şahsiyetsiz", bu kadar "aşağılık" ve bu kadar "seviyesiz/çukur" iseniz,
diyeceğim hiçbir şey yok!..
Çünkü ben, "insan"lara sesleniyorum... "İnsanlık"tan çıkıp, "Esfele
Safilin" derekesine düşmüş, yani "hayvandan da aşağı" bir çukura
yuvarlanmış "mahlûkat"a ne diyebilirim ki?!?
Diyeceğim tek bir söz var:
Bu rezil/kepaze programları yapan mahlûkat; kutsal bir yuva olan "ana
rahmi"nden çıkmış olamaz!.. Bunlar; olsa olsa, "anüs ürünü necaset"
olabilir!..
SIRADA KİM VAR?
Yazıyı bitirmeden önce, bu "boktan program"ları seyreden vatandaşlara da
bir çift sözüm olacak:
Kanal kanal gezip, "kanalizasyon"da dolaşan bir insan, asla "temiz"
kalamaz!.. Çünkü oradaki necaset; ya ayağına, ya eline, ya diline, ya da
"beynine" bulaşır!..
Bilesiniz ki; o "program"ları yapanlar, seyredenleri de bu programlara
"programlama" ve "kanalizasyona kanalize etme" amacında!..
Bunu hâlâ "göremeyen" varsa, derhal bir doktora gitsin ve "beynindeki
perdeyi" kaldırtsın!..
Aksi halde;
Erkek görünümlü bazı "homo"ların yol açtığı bu "ahlâkî kirlenme"yi, bir
TIR dolusu "Omo" bile temizleyemez!.. Siz, istediğiniz kadar "kalbimiz
temiz" deyin!..
"Beyninizi kirletiyorlar" beyninizi!..
Hâlâ farkında değil misiniz;
Sırada "sizin kızınız" var!..
Ya da, "siz" varsınız!..
Unutmayın ki;
Ekranda seyrettiğiniz, aslında "sizin kızınız"dır!..
Akıbetleri "yataktan yatağa, bataktan batağa" düşmek, en sonunda da bir
duvar dibinde cesedi bulunmak olan sizin kızınız!..
Buna gönlünüz razıysa, "seyretmeye" devam edin!..
Benden "vebal" gitti!..
Hasan Karakaya 22 Şubat 2005 Vakit
hkarakaya@vakit.com.tr