Müstevli Amerika'ya karşı direnenlere yardım etmek farzdır

Yaşadığımız şu asrımızda İslâm topraklarında fitne ve fesad-ı kebir hükmü ferman sahibi olmuştur. Fitne’den kasdımız ahkâm-ı şirk/beşeri kanun ve ideolojiler, fesad-ı kebir’den maksadımız ise; Mürted ve Harbilerin, Hıristiyan ve Yahudilerin İslâm topraklarında İslâm ümmetinin yerüstü ve yer altı kaynaklarını sömürmek suretiyle Müslümanların idarecileri konumunda bulunmalarıdır. Bunun sebebi, Müslümanların mürted ve harbi kâfirlerin, Hıristiyan ve Yahudilerin istilâları karşısında birbirlerini desteksiz ve yardımsız bırakmalarıdır. Kâfirlerin kendi aralarındaki dostluklarından diyalog ve yardımlaşmalarından ibret alamayan Müslümanlar, zelil esaret hayatını yaşam biçimi haline getirmek mecburiyetinde kalırlar. Aynı zamanda fitne ve fesad-ı kebir’in meydana gelmesine de sebep olurlar. Müslümanlar “tek ümmet” bilincini korumuş olsalardı, birbirlerini desteksiz ve yardımsız bırakmamış olsalardı, bugün şeytan Amerika Afganistan ve Irak’a giremezdi, katil İsrail Filistin’de Müslüman kanını akıtamazdı ve diktatör Rusya Çeçenistan topraklarında cirit atamazdı. Altını çizerek diyoruz ki; bugünkü İslâm ümmetinin zelil halinin sebebi, Müslümanların kendi aralarında İslâm kardeşliğinin gereklerini yerine getirmeyip ihmal etmeleridir. Allahû Teâla buyuruyor:
“Kâfirler de birbirlerinin dostlarıdır. Eğer siz bunu yapmazsanız (birbirinize dost olmazsanız), yeryüzünde bir fitne ve fesad-ı kebir olur.” (Enfal Suresi/ 73)
Bu ayet-i kerime, yeryüzünde fitne ve fesad-ı kebir’in iktidar olma tehlikesinden bizleri haberdar ediyor. Tek millet olan küfür cephesi karşısında tek ümmet bilinciyle hareket edilmediği takdirde, fitne ve fesad-ı kebir iktidarı’nın zuhur etmesi kaçınılmazdır. Nitekim günümüzde bu böyle olmuştur. Keyiflerini kanun haline getirdikten sonra hukuk diye dayatan Amerika ve yandaşları İslâm topraklarında her türlü tahribatı yapmaktadırlar. Şunu bilelim ki; Amerika, talancı, çapulcu ve sömürgeci terörist bir devlettir. Amerika’ya karşı direnen Irak’lı Müslümanlar dinen kendilerine düşen görevi yapmaktadırlar. Iraklı Müslümanlar tecavüzcü Amerika’ya karşı, Filistinli Müslümanlar da işkenceci sadist İsrail’e karşı, Çeçenistanlı Müslümanlar da vahşi Rusya’ya karşı dinlerini, canlarını, mallarını, akıllarını, ırz ve namuslarını savunuyorlar. Dinen İslâm topraklarının diğer kesimlerinde yaşayan Müslümanların bunlara yardım etmeleri farzdır. İmkânları olduğu halde şeytan Amerika’ya ve diğer müstevli güçlere karşı direnen Müslümanları yardımsız bırakanlar, Amerika’nın sermayesinden sayılırlar. Bakınız yukarıdaki ayet-i kerîme’nin tefsirinde müfessirin ulemadan İbnü’l Arabi (Rh.a.) şunları haykırıyor: “Müslümanların arasında esirler veya ezilenler bulunduğu takdirde, birbirleriyle dost ve mirasçı olmaları hükmü kaimdir. Aramızda gören göz kalmamak şartıyla sayımız ve hazırlığımız yeterli olduğu vakit, onları kurtarmaya çıkmamız veya bir dirhemimiz/kuruşumuz kalmayıncaya kadar mallarımızın tümünü onları kurtarmak için harcamamız, ya da onlara bedenle yardım etmemiz farzdır.” (Ahkâmu’l Kur’an (İbnü’l Arabi) C:2, Sh: 440, Beyrut/ 1988 )
İslâm dinine göre, cana, mala, dine, ırz ve namusa karşı yapılan haksız tecavüzlere karşı meşru müdafaada bulunup tecavüzcüleri misliyle cezalandırmak caizdir. Bu hususta Allahû Teâla : “Kim kendisine (yapılan) zulmün ardından herhalde hakkını alırsa, artık bunlar aleyhine (mesuliyete) bir yol yoktur.” (Eş- Şuara/41) ayet-i kerimesiyle izin ve ruhsat vermiştir.
Müstevli şeytan Amerika’ya karşı direnen Afganistan’lı ve Iraklı Müslümanlar, haklı bir yoldadırlar. Tevhid akidesine bağlı oldukları müddetçe Amerika’ya karşı direnirken ölürlerse şehid sayılırlar. Hakeza İsrail’e karşı direnen Filistinli Müslümanlar da, Rusya’ya karşı direnen Çeçenistan’lı Müslümanlar da böyledirler. Hayat örneğimiz ve önderimiz Rasûlüllah (sav) buyuruyor: “Kim malını koruma uğrunda öldürülürse şehiddir. Kim Allah’ın dinine yardım ve onu muhafaza uğrunda öldürülürse şehiddir. Kim canını (nefsini) müdafaa uğrunda öldürülürse şehiddir ve kim ehline koruma uğrunda öldürülürse şehiddir.” (Sünen-i Tirmizi/ Kitabu’d- Diyat: 22)
Şeytan Amerika’ya karşı direnen Afganistan’lı ve Iraklı Müslümanlar batıl yolda değil, hak yoldadırlar. Asıl batıl yolda olan müstevli Amerika ve yandaşlarıdır. Bizler Türkiyeli Müslümanlar olarak müstevli Amerika’nın istilâsı karşısında mazlum konuma düşmüş direniş ehli Afganistanlı ve Iraklı Müslümanlara –Sünni ve Şii” ayrımı yapmaksızın yardım etmekle mükellefiz. Müstevli Amerika’ya karşı direnen Müslümanlara yapacağımız yardımın yolları ve çeşitleri muhteliftir. Bizim fiili olarak malımızla ve canımızla onlara yardım etmemiz mümkün olduğu gibi, Amerika, İsrail, İngiltere ve Rusya mallarına karşı boykot ilan etmekle de yardım etmemiz mümkündür. Bu hususta yapacağımız yardımı şu maddeler halinde özetlememiz de mümkündür:
1- Amerika, İsrail, İngiltere ve Rusya mallarını temelden boykot ediniz. Bunların mallarını almayınız ve kullanmayınız. Alır da kullanırsanız, onları zengin etmiş olursunuz. Amerika’ya, İsrail’e, İngiltere’ye ve Rusya’ya sağlanan her menfaat, aynı zamanda mazlumlara sıkılan bir mermi demektir.
2- Amerika ve İsrail’i dost ve müttefik kabul edenlerle her türlü münasebeti kesiniz. Aksi halde Amerika ve İsrail’in yardımcılarından olursunuz.
3- Amerika ve İsrail’in cinayetlerine seyirci kalan, her türlü vesileye karşı Amerika ve yöneticilerini memnun etme yarışı içerisinde bulunan idarecileri yalnız bırakınız. Onlara verdiğiniz hertürlü desteği kesiniz.
4- Şeytan Amerika Kerbela’da evlad-ı Rasûlü katlederken, katil İsrail Kudüs’te Filistinli çocuklarının kanını akıtırken, Yunanistan Stadyumlarında stres atan politikacılardan maddi ve manevi her türlü desteği kesiniz. Aksi halde zulme seyirci kalanların ortaklarından olursunuz.
Müstevli Amerika’nın istilâsı karşısında bütün Irak halkını Saddam Hüseyin’e nisbet edip Amerika’nın istilâsını meşru görmek, tevhid ehli mü’minlerin vasfı olamaz. Bakınız Şeytan Amerika Irak’ı istilâ etmeden önceki Irak’ın Tağutî yönetiminin yapmış olduğu tüm katliamları bilfiil desteklemiş ve hiç ses çıkarmamıştır. Nitekim Amerikalı bir yetkili 16 Eylül 1996 Newsweek’te “Eğer Saddam diye biri olmasa idi, onu biz icat ederdik!” şeklinde beyanatta bulunmuştur. Hatta Saddam’ın Rusya’dan aldığı kimyasalların parasının şeytan Amerika tarafından verildiğine ve bunların ABD’li uzmanlarca test edildiğine ve hatta pek çok terör örgütüne dağıtıldığına dair haberler 1997 yılında gazetelerde yer almıştır. Dolayısıyla Amerika müstevlidir, mütecavizdir, soyguncu ve çapulcudur. Amerika karşısında direnen Irak ve Afganistan halkı Müslüman ve mazlum halklardır. Bu mazlum ve mahrum Müslümanlara yardım etmek için bütün gayretimizi seferber etmemiz, tek ümmet olma şuuruna erdiğimizin alameti olacaktır. Amerika’nın Afganistan ve Irak’ı istilâ etmiş olması, diğer coğrafyalarda yaşayan Müslümanların topraklarının istilâ edilmiş anlamına da gelir. Çünkü İslâm toprakları bir bütündür. Birine yapılan saldırı hepsine yapılmış sayılır. Bu, böyle biline!..
 
Mustafa Çelik
mcelik@vakit.com.tr