Mustafa Kaplan'ın sıkıntısı

Senin üzüntülerine ve öfkelerine ben de iştirak ediyorum sevgili Mustafa..
Amma üzülmek hiçbir derde çare değildir..
Said Nursi (r.a) Anadolu'dan çıkan ve dünyanın her yerini sulayan bir ırmaktı.. O ırmaktan doya doya içenler de olacak, kirini temizleyenler de.. "Bu su benimdir" veya "bizimdir" diyenlere aldırma.. İstismarcısı da olacaktır, sahte Nurcu'su da..
Halbuki, Said Nursi eserleriyle, dik duruşuyla, pervasızlığı ile ve samimiyeti ile sevilmişti, yine de sevilmektedir..
Ben hiçbir zaman Nur cemaatinin üyesi olmadım.. Fakat 1960'lı yıllarda, 1970'li yıllarda biraz daha az pek çok değerli Risale-i Nur talebesi ile tanıştım.. Risale-i Nur'ları çok okudum.. Öyle ki, önde gelen Nur talebeleri ders yaparlardı ve gençlerin anlamadıkları kelimeleri ben tercüme ederdim.. Zaten her cihetten sevdiğim, çağdaşım sayılacak iki alim biliyorum:
Birincisi: Said Nursi,
İkincisi: Prof. Dr. Esad Coşan..
Allah (cc) her ikisine de gani gani rahmet eylesin..
Evet, bugün "Nurculuk" iddiasında bulunan o kadar çok ki, insanın aklına gaspçıları, hırsızları, yalancıları getiriyorlar..
Hani derler ya; "Zenginin malında hırsızın da hakkı vardır.."
Ne var ki o zenginlik Allah'a şükür azalmıyor, azalmayacak..
1960'ta bir şiir yazmıştım.. Şiirin ismi "Müjde.." Okuyalım:
Su değdi çekirdeğe, sevda doldu yeşile
Filizlenen mânâlar arza "DESTUR" diyecek.

Seksenlik ihtiyarlar nursuz geberse bile
Yeni doğan bebekler doğarken "NUR" diyecek.

Bu akışı durdurmak gayri kimin haddine
Denizler gel edecek, göller "BUYUR" diyecek.

Devrim yobazlarının çırpınması nafile
İman yüklü genç nesil dinsize "DUR" diyecek.

Putları devirecek İslâm'ın sesi yine
Görenler "GİTTİ ZULMET-GELDİ HUZUR" diyecek.

Dolaşacak KUR'AN'ın müjdesi dilden dile
İnsanlar istisnasız "GERÇEK BUDUR" diyecek.

Ülkeler ve kıtalar koşacak bu hak dine
"İSLÂMİYET MÜHRÜNÜ BANA DA VUR" diyecek.

Her takvim altun harfle yazacak sinesine
"VAKTİ NAMAZ DİYECEK-VAKTİ SAHUR" diyecek.

Sevgi, kardeşlik hissi çıkacak zirvesine
Kâinat "HİÇ DİNMESE AH BU YAĞMUR" diyecek.

Ve herkes Lâilahe İllallah zikri ile
"MUHAMMED RASULULLAH-ŞÜPHE YOKTUR" diyecek.
1960 yıllarında tanıdığım Nur talebelerinden çok azı hayatta kaldı.. Kalanları da görmek mümkün olmuyor.. Onlar ne samimi, ne sadık, ne güzel insanlardı..
Seni üzen kesimle Allah'a şükür benim hiçbir yakınlığım olmadı.. Olsa tavrımı kor, ayrılırdım.. Çünkü "Nur ırmağını" kanal kanal menfaat tarlalarına akıttılar..
Nur ırmağı ile "diyalog hıyarı" sulanmazdı elbette.. Amma sulayanlar oldu.. Seni de üzen budur biliyorum.. Hiç üzülme, ben sonucun daha iyi olacağına dair 44 yıl önce müjdeyi vermişim.. Allah beni niye yalan çıkartsın?
Çıkartmaz inşallah..
Zira, daha anlayışlı, daha çok sorgulayan, daha kavi imana sahip nesiller yetiştiğini görüyorum..
Eğer sen, "devrim yobazları"nın yapamadıkları tahribatı "çevrim cambazları" yapacaklar dersen, sana katılırım, fakat ırmağın kendi mecrasından akacağı kanaatim değişmez..
İslâmî hassasiyetinden zerrece şüphem yoktur.. Benim hassasiyetimden de senin şüphen olmasın..
İşte geldik, gidiyoruz..
Varsın âlemi soyanlar ebrulu kefenle gitsinler.. Bize süt beyaz kefen yeter ve artar.. Dileğim, Allah nurunu üzerimizden eksik etmesin..
Sen kurutma mirim, gül varsın kurusun
Yağmura, toprağa yalcarsın, kurusun..

Abdurrahim Karakoç 10 Şubat 2005 Vakit
akarakoc@vakit.com.tr