Müslümanın çıkmazı

Müslüman, yaşadığı düzen içinde çıkmazdadır. Fikrî yapısı bozulmakta, sosyolojik olgusu gelişmemektedir. Neyi nasıl yapacağından tereddütlüdür. İnandığı İslâm’ı düşünse sistemle bağlarını koparması lazım, sistem içindeki durumunu irdelemediği için de yanılmalar başlıyor. Yaşadığı hayatı İslâmlaştırmaya çalışıyor. Bu mantık içinde dünyayı görüyor. Vatanını savunan Müslümanları terörist görüyor.
İslâm bayrağını onurla taşıyan kardeşlerimiz bu yüzden Müslümanların terör odağı olduğunu, dünyadaki Müslümanların hareketinin Müslüman imajına zarar verdiğini söyler oldular. Bu, Anadolu Ajansı’nın ya da dünya ajanslarının İslâm’ı kötüleme kampanyalarından biri değildir. Türkiye yapısı içinde, rahatsızlığın ve rehavetin verdiği yönde ahkâm kesilmesidir. Yaşayışına, inancına uydurma, sistem bazında hadiseye bakmasıdır.
Bunlar hep tebliğcidirler, Kur’an tebliğ ederler, hâdis tebliğ ederler, daha çok İslâm kültürünü tebliğ ederler. Bu milletin İslâm’a hizmetini tebliğ ederler. Devlet düzeyinde mücadeleden çok ferdin ferde tebliğini yaparlar.
Neden mi? Cevabını aramak istemezler. Çünkü, yaşadıkları hayat buna mânidir.
İstediğini yeme, istediğine kavuşma, çoluk çocuğuna istediği imkânı sunabilmektedirler. İslâm’ın yaşanmasına dönük bir endişeleri yoktur. Namazında, duasında, tarikatındadır. Hareket halindeki Müslümanlar onları rahatsız etmektedir. ‘Rahatımızı bozuyorsunuz’ diye kızmaktadır.
Müslüman, İslâm’ın istediği düzeni getirmekle yükümlüdür. Aslında bütün inananlar bilirler. İçindeki sistemle mücadeleyi bilmezler. Bir başka ifade edişle, işgal edilmişliği kabul edemezler. Memleket bizim, tarih bizim. “Biz asılız” derler. Bu düşüncede olunca da İslâm dışı sistemlerle uyuşmaya, onlardan istifade etmeye çalışırlar. Ya da, rejimi içten fethetmeye gayret gösterirler. Düzen içinde eriseler de vazife yapmış kanaatini pekiştirirler. Bu duygu onları donuklaştırır. İslâmi hareketi hor görür, rahatını bozan her şey onu rahatsız eder. Dünya ile entegre olmak isteyenlerle beraber olur. İslâm’ın içeriğine değil de imajının peşine düşer. İnancı adına direniş yapanları terörist görür.
Dünyada imajımız bozulmuş! İmaj dedikleri gayrimüslimlere şirin görünmek. Allah’ın dediğini gündeme getirmemek. Allah “Keler deliğine girseniz de onlara yaranamazsınız” buyurmuyor mu? Hem de Müslümanlar onların üzerine gitmiyor ki, onlar Müslümanları tarihten silmeye çalışıyor.
Kardeşlerime bir şey demeden bir soru soracağım;
Çeçenistan’daki Müslümanlar; ‘Ruslar, güçlüdür, baş edilmez’ diye Rusya’ya teslim mi olmalıdır?
Irak halkı Saddam bahanesi ile topraklarını işgal eden güçlerle ‘Savaşamayız’ diyerek Amerika’ya teslim mi olmalı?
Bize göre sistemle bütünleşen Müslümanlar bunun cevabını inancına müracaat ederek bulmalılar. Şöyle veya böyle yorumlarla cevap verilmez. Çünkü, İslâm onun istediği yönde cevap vermez. Aynı mantığı benimseyenler hareketi benimseyen Müslümanlara radikal demiyor mu? Radikal dedikleri ile inananın arasında hiç fark yoktur. Fark, sistem bazındaki inanca bakıştır. Rahat düzeyindeki akıştır.
Geçen bir arkadaşım, ‘Bir başörtüsü yasağı koydular diye bu rejim kötü mü’ diye fırçalıyordu.
Bu mantıkla bakınca; Amerika, İsrail, İngiltere ve güdümündeki işgalcilere göre oradaki direnişçiler teröristtir. Rusya’da, Bosna’da ve diğer bütün İslâm diyarındaki direnişçiler teröristtir!
Onların terörist dedikleri ve istedikleri nedir? Yabancı unsurların memleketlerinden çıkmasıdır. Bir Müslümanın direnişçilere terörist demesi kadar ayıp olan bir şey yoktur.
 
Duran Kömürcü 11 Eylül 2004 Vakit
dkomurcu@vakit.com.tr