Mazlum-mağdur!..

Sistem beni ırgalamaz desem de önüme sistem mağdurları çıkıyor. Farkında olmasak da içinde yaşıyoruz. Mağdur olan bizden, mazlum olan biziz. İstanbul’u geziyorum. Her köşesinde ya mağdur, ya mazlum. Sahilde mazlum, köprüde mağdur. Bunlar bizim, biz onlardanız. İstesek de istemesek de yavrularımız. Kimi eline almış şişeyi, pespayeliği yaşamakta, kimi soğan gibi soyunmuş, rezaleti sergilemektedir. Hepsi bizim, biz hepsindeniz. Ya kızım, ya akrabam, ya da komşumu soyutlamamız mümkün mü?
Sistemin mağdur ettikleri ya da mazlumları diyemezsin. Bir milletin ferdisin, evrensel bir inanç mensubusun. Hepsini kucaklamak, hepsinin derdiyle dertlenmek durumundasın. Ben ve o diyemezsin.
Hepimizin birleştiği bir nokta vardır. Mazlum ve mağdurluk. Mağdur olan biziz ve mağdur eden sistem. Bir kural koymuş, senin gideceğin yolun başlangıcı içki içmektir. Sinemasında, tiyatrosunda, resmi toplantılarda, zevkte, eğlencede, düğünde içki içeceksin denmiş. Özendirilmiş. O özenti ile kadehini eline alan, içkinin verdiği sarhoşlukla aslan kesilmiş. Panterleşmiş, kaplan kesilmiş. Sonra sönmüş, buruşmuş, en sonunda çöplük kurdu olmuş. Akşamın aslanı, sabahın böceği, belki de sümüklü böceği olmuş. İradesini ve dirayetini kaybetmiş. Elinden tutanı, yüzüne bakanı kalmamış. Şişenin verdiği mağdurlar!..
Genç kızlarımız mı? Annesinin çektiğini, babasının süründüğünü, arkadaşından güzel olmasına rağmen altındaki arabaya özenen ve onu gören, neden bende de olmasın diyenler. Kimden eksiğim var deyip, maceraya atılanlar. Şişeye yapışan, para için kendini satanlar, pespaye bir hayat... Tuzaklarda erimiş, çöplüklerde çürümüş sistem bekçilerinin şehvetinin sermayesi. Ar yok, namus yok. Sistemlerin ayakta kalması için bedel ödeyen gençler. Binlerce mağdur, milyonlarca masum.
Hadi onlar masum ve tecrübesizler. Ya bizler? Ya anneler, ya babalar? Hepimiz bu yolun yolcusuyuz. Aynı kulvarda at koşturuyoruz. Bu kalabalığın içinde kim kimi tanıyor, kim nereye gittiğini söyleyebiliyor? Söylense de dinleyen kim? Karışmış kalabalığa, ezilmemek için uğraşıyor.
Kim ne arıyor? Kimden şikâyet ediyor? Şikâyeti aklına getirecek mecali bile yok. Artist olmak, şarkıcılığa koşan milyonlar nereden çıktı? Anneleri nerede? Babaları nereye gitti? Çocukların önüne düşüp kazanması için her şeyi yapanlar onlar değil mi? Her şeyini kaybetmiş yavrularını, ateşe atan onlar değil mi? Çocuklar mazlum, babalar mağdur mu? Bu durum nereye gidiyor? Yoksa millet olarak mı elden gidiyoruz?
Evet! Mazlumu, mağduru karışmış bir millet olmuşuz. Ne mazlum halinden şikâyetçi, ne de mağdur hakkını aramaktadır. Bütün dertleri bu dünyada nasıl yaşayabiliriz? O, yaşasın, diğerleri yaşamamış umurunda değil. Bütün değerlerin değersiz hale geldiği, hürmet, edep ve hayanın suç gösterildiği bir sistemde yaşamaktayız. Bunu bilelim, birbirimizi suçlamadan çaresine bakalım. Neslimiz, geleceğimiz yarınları teslim edeceğimiz yavrularımız elden gidiyor. Bu böyle gitmez ve gitmemeli. Üç-beş sarhoşa bu millet teslim edilmemeli ve etmemeliyiz.
Zalim yok, mazlum yok. Sistemin çarkına zebun mağdurlar var. O da bütün bir millettir. İstemesek de içindeyiz.

Duran Kömürcü 25.07.2004 Vakit
dkomurcu@vakit.com.tr