Londra’dan soylu bir ses...

 

İngiliz Independent gazetesine göre, “Mülayim ve riskten hazzetmeyen politikacıların çağında, kesinlikle göze çarpıyor”muş, Londra Belediye Başkanı Ken Livingstone.

ABD’nin Irak’a yönelik saldırısına İngiltere’nin destek vermesine karşı olanlardan birisi idi Livingstone ve “Saddam’ın elinde nükleer olmayan bazı tehlikeli silahların bulunduğunu biliyoruz. Ortadoğu’da nükleer silahlara sahip ülkenin Irak değil, İsrail olduğunu da biliyoruz. Batı’nın bu silahları İsrail’in elinden almak için hiçbir şey yapmadığına da tanığız.” şeklinde konuşuyordu.

Livingstone, bu günlerde yine hareketli. İsrail’in uyguladığı politikalara karşı olmakla, anti-semit olmayı bir tutmaya çalışan Yahudi asıllı bir gazeteci ile başlattığı tartışma sürüyor.

“Nazi Kampı muhafızı”

Britanya Yahudileri Yönetim Kurulu Başkanı Henry Grunwald gibi, Livingstone’un mensubu bulunduğu İşçi Partili Başbakan Blair de, Yahudi gazeteci’yi “Nazi kampı muhafızı”na benzeten Livingstone’un özür dilemesini istemiş. Ancak Londra Belediye Başkanı, sorunun Yahudilerle değil, İsrail’le ilgili olduğunu belirterek, ‘özür dileyecek bir şey olmadığını’ belirtmiş.

Livingstone, İsrail’i “etnik temizlik yapmak ve Müslümanları kötü göstermeye çalışmakla” suçluyor ve 1982’de Sabra ve Şatila kamplarında Filistinlilerin katledilmesinden sorumlu olan Ariel Şaron’un, “hapiste olması gereken bir savaş suçlusu” olduğunu söyleyerek ilave ediyor: “Şaron, terörü örgütlemeye devam ediyor. Şu andaki anlaşmazlıkta ölen İsraillilerin üç katı Filistinli öldü. İsrail’in genişlemesi etnik temizlik de içeriyor. Etnik temizlik, ayrımcılık ve terör ahlâk dışıdır”.

“Asla Yahudi karşıtı değilim”

Yahudi karşıtı olduğu iddialarını da kesinlikle reddediyor Livingstone ve meselenin bam teline de şöyle basıyor:

“Bütün ırkçı ve Yahudi-karşıtı saldırılar durdurulmalıdır. Ama, bugün Avrupa’da meydana gelen ırkçı saldırıların büyük bölümü siyahlara, Asyalılara ve Müslümanlara karşı yapılıyor. İsrail hükümetleri 20 yıldır, İsrail’in politikalarını güçlü biçimde eleştiren herkesi, Yahudi düşmanı olarak göstermeye çalışıyor”.

Evet, Livingstone, sağduyunun, aklı selimin sesi ve bütün dünyada olduğu gibi, İngiltere’de de estirilmeye çalışılan bir rüzgarın; İsrail’in eleştirilmesinin önüne geçmek için, bu türden her girişimi insafsızca, ‘anti-semitizm’ olarak yaftalayan bir akımın karşısına çıkıyor ve gerçekleri haykırıyor. Sözlerini inceleyen yerel yönetimleri denetleme kurumu olan İngiltere Standartlar İdaresi’nin, 5 yıl resmi görevden yasaklama ihtimali bulunsa bile...

Ne diyordu Independent gazetesi? “Mülayim ve riskten hazzetmeyen politikacılar çağında, kesinlikle göze çarpan bir kişi...”

Soylu seslere ihtiyaç var

Livingstone, neler olup bittiğini biliyor... Batı’nın geçmiş anti-semit maceralarının, bugün amansız bir fatura olarak önlerine konulduğunun ve anti-semitizmle hiç ama hiç alakası olmayan söylemlerin bile, yaygın bir medya gücü tarafından bu zeminde ele alınıp değerlendirildiğinin, söz ve ifade hürriyetinin açık açık gasbedilmeye çalışıldığının farkında.

Londra Belediye Başkanı, İsrail’in, uluslararası camia tarafından da çok iyi bilinen, Filistinlilere yönelik şiddet ve terörünün dile getirilmesinden rahatsız olanların, bunu Yahudi-karşıtlığı olarak sunmalarının ‘yanlış olduğunu’ dile getiriyor sadece. Ve doğrusu da, bunun yanlış olduğudur.

Evet, özür dileyecek bir şey yapmamak ve ama özür dileyecek bir şey yapmadığınız halde; birileri sizi özür dilemeye zorladığında da, sırf ‘adet yerini bulsun’ ya da ‘birileri memnun olsun’ diye, özür dilememek.

Ken Livingstone, soylu bir ses ve dünyanın gidişatına bakıldığında bu türden soylu seslere hepimizin ve ama özellikle de İsrailoğullarının ihtiyacı var. Çünkü sürekli olarak kendinden başkasını yok saymakla ve çıkacak soylu sesleri bastırmak için, hiç alakası olmayan argümanlar kullanarak, belden aşağı vurmakla, gidilecek mesafenin uzun olması mümkün değil.

Ekrem Kızıltaş 9 Mart 2005 Milli Gazete

e-mail: ekiziltas@milligazete.com.tr