Kullanılmayacaaak kullanma!

Haberde, Başbakanlığın, "Dinî motifli terör örgütleri ve radikal gruplara yönelik mücadele stratejisi" adı altında bir eylem planı hazırladığı, hedefin de "terör örgütlerinin amaçlarına hizmet edilmemesi ve dindar vatandaşların rencide edilmemesi" olduğu yazılıydı (Haber 7, 13 Ocak 05). Ülkede asayişin devamından yana olan herkesin tasvip edeceği ve bilhassa seksen senedir kendi devletinden beşinci sınıf insan muamelesi görmüş dindar vatandaşların memnun olacağı bir hedef.
Bu planın tatbikatı için İçişleri Bakanlığı görevlendirilmiş. Mülkî amirlik günlerinden beri dindar bilinen sayın Aksu'nun bakanlığı da, valilikler kanalıyla okullara bir uyarı yazısı göndererek ba'zı "kavram ve kelimelerin" kullanılmasını yasaklamış. Mezkûr haberde deniyor ki:
"İçişleri Bakanlığı okulları dinî kavramlar konusunda uyardı: ?İslâmcı terör, kara çarşaflı, şeriat, batı, kışla, laikçi' gibi 45 kelimenin kullanılması yasaklandı. Okullara, ?Dinî kavramları doğru kullanın' uyarısında bulundu. Okullara gönderilen genelgede; ?İslâmî terör, İslâmcı terör, ılımlı İslâm, dinci terör ve çember sakallı' gibi kavramların hiç kullanılmaması istendi."
İnsan hak ve hürriyetlerini gittikçe genişleteceklerini söyleyenlerin yasakçı mantığa sapmasındaki garâbeti geçersek, buraya kadar söylenenleri bir derece anlamaya çalışacağız; ama "dinî motifli terör örgütlerinin söylemlerinde geçen" kelimeleri "onlar" gibi kullanma yasağını nasıl anlayacağız? Hele şu yasaklı kelimelere bakın, sonra cevabı arayın:
"Batı, bel'am, beyt'ül mal, biat, cemaat, cihad, dar'ül erkâm, dar'ül harp, dar'ül İslâm, emir (lider anlamında) emir'ül müminin, fetva, firavun, halife, hicret, hilafet'ül müminin, Hizbullah, hizbuşeytan, imam, imamet, infak, kâfir, karun, kışla, laikler, laikçiler, Medine dönemi, medrese, Mekke dönemi, melle, mücahid, mümin, münafık, müstaz'af, müstekbir, seyda, şehadet, şehit, şeriat, şeyh, şeyh'ül İslâm, şirk, şura, tağut, tebliğ, tekke ve tevhid."
Komedi sahnesine gidemeyenler için bir kolaylık düşünülmüşse, eyvallah! Bre baba erenler, "mü'min, münafık, kâfir" kelimeleri yeni sistemde acaba nasıl kullanılacak? Siz yasakladığınız için "kışla" ortadan mı kalkacak, bundan geru stadyumun önünde mi redif sesi dinlenecek. Diyanet riyâseti artık "fetvâ" vermeyecek mi? Ülkemizdeki "Rum cemaati", "Ermeni cemaati", "Süryani cemaati" jenoside mi tabi tutulacak? "Halife ve Şeyhülislâm" zaten devlet eliyle maktul; "beytülmal" denen devlet hazinesi hortumcuların yol geçen hanı durumunda; "tekke" ise -herhalde "zâviye" akıllarına gelmemiş- seksen sene önce seddedilmiş değil miydi? "Cihâd, mücâhid, şehâdet, şehid" kelimelerine ambargo koymak da, Anadolu'yu yutmak için boyunlarına peçete bağlayanların işlerini kolaylaştırmaya matuf bir kıyak mı?
Şarkın insanı artık hürmet ettiği büyüklerine "seydâ" mı demeyecek? Hamiyet sahipleri "infak" hislerini harakiriyle mi cezalandıracaklar? Millete meşveret etme ihtiyacı duyulmadığı için "şûrâ" kelimesinin suçunu anladık, laiklik sevdasına mukaddes "şeriat" lâfzından korkulmasını da anladık; lâkin piyasada it sürüsü gibi çağdaşları kol gezerken "Firavun, Karun, Bel'am" kelimelerine kapıyı göstermenin geçerliliğini anlayamadık! "Tevhid" yasaklanırsa, meydan "şirk"e kalır; ikisinin birden şutlanması nasıl bir mantık ürünü?
Birisi sizinle iyi bir dalga geçmiş ki, ancak bu kadar olur. Bu ülkede "bey, paşa, efendi, hacı, hoca" kelimelerini kullanmak da kanunla yasaktır ve üstelik bu yasak anayasa ile koruma altına alınmıştır; takan var mı? "Hicret, biat, Dârü'l-Erkam, emîre'l-mü'minîn, Mekke dönemi, Medine dönemi" gibi bizzat Asr-ı Saadet'i hatırlatan kelimeleri bir Müslümanın yasaklaması düşünülemeyeceği için, acaba zihinlerde doğacak yanlış anlamaların önüne geçmek için mi "münâfık" kelimesi de listeye dahil edilmiş?
Milletin "emir-komuta" zinciriyle hareket etmediğini birileri ne zaman anlayacak diye Altaylı yiğide sormak lâzım. Ayşaaanım da bir bakla falı açsa...

Mustafa Kaplan 01 Şubat 2005 Salı Vakit
mkaplan@vakit.com.tr