Kudüs Ortodoks Kilisesi
Papa Atallah Hanna, Kudüs Ortodoks Kilisesi'nin resmi sözcüsü. Kudüs
konusunda samimi duruşlarıyla tanıdık onu. Siyonist işgale karşı her
zaman tavır koydu. Bu tavrından dolayı bir ara Kudüs Ortodoks
Kilisesi'nin sözcülüğünden ayrılmaya zorlandı. Sonra cemaatin ona
sahip çıkması ve kilise yönetimini zorlaması sebebiyle görevine iade
edildi.
Atallah Hanna'yla yüz yüze bir kere Tahran'da karşılaştım.
Filistin'den gelen herkes kendisine yakın ilgi gösteriyordu. Çünkü
Filistin direnişine her zaman destek verdiği biliniyordu. Ben de elini
sıkıp merhabalaşma ve otelin lobisinde Kudüs'ten gelenlerle sohbetini
dinleme fırsatı bulabilmiştim. Oradaki uluslararası konferansta da
Kudüs davasını ve bu dava için verilen mücadeleyi savunucu, etkileyici
bir konuşma yapmıştı. Bizde din adına bol keseden fetvalar
üretmeleriyle tanıdığımız bazı kişiler Filistin direnişi hakkında
aynen ABD'nin ve uluslararası emperyalizmin kullandığı nitelemeleri
kullanırken, onun bu direnişin haklılığını değişik boyutlarıyla ortaya
koyması beni sevindirmişti.
Beyrut'ta Kudüs Müessesesi'nin son kongresine davet edilmesine rağmen
işgalci Siyonist devletin çıkmasına izin vermemesi sebebiyle
gelememişti. Bu yüzden mesaj göndermişti ve duygu dolu mesajını orada
dinledik.
Dr. unvanına sahip olması sebebiyle akademik kişiliği de olan Atallah
Hanna'ya bir ara HAMAS'ın şehadet eylemlerini kınaması için baskı
yapıldı. Ama o bunu kabul etmedi ve söz konusu eylemlerin haklılığını
savundu. Bir ara Ortodoks Kilisesi'nin sözcülüğünü bırakmaya
zorlanmasının sebebi de buydu. Bunu düşününce "kendilerine hiçbir
baskı yapılmadığı halde söz konusu eylemlerin şer'i ve stratejik
gerekçeleri hakkında bilgi edinmeden bu eylemlere veryansın edenlerin
zoru ne acaba?" diyorum hep.
Atallah Hanna, Kudüs Ortodoks Kilisesi patriğinin bir satış skandalını
gün yüzüne çıkardı. Yunan asıllı Patrik I. Aryenus, Mescidi Aksa'ya
yakın bölgelerdeki kilise gayrimenkullerinin önemli bir kısmını
Siyonist işgalcilere satmıştı. Bu satış işlemi önce İsrail gazeteleri
tarafından açığa çıkarıldı. Ama İsrail gazeteleri: "Konu artık nasıl
olsa gün yüzüne çıkacak bari biz önce davranalım!" diyerek bir yarışa
mı girdiler, yoksa satış işleminin kamuoyuna duyurulması yoluyla nikâh
ilanı gibi işin sağlamlaştırılması, mülkiyet hakkına dair itirazların
önünün kesilmesi amacıyla mı bunu yaptılar bilmiyoruz.
İşgal devleti söz konusu satın alma işlemleriyle Mescidi Aksa'yı her
taraftan kuşatmaya almak ve Müslümanların burayla irtibatını sağlayan
her yeri adamlarının mülkiyetine geçirmek istiyor. Müslümanlara bu
amaçla büyük paralar teklif ediliyor. Ama onlar geçmişte yapmadıkları
gibi bugün de o paralara aldanmayarak kutsal beldelerini korumak için
yoksulluğa, darlığa katlanmayı tercih ediyorlar. (Bu konuyla ilgili
gerçekleri ortaya koyan, halkımızın yanıltılmasına sebep olan
çarpıtmalara karşı doğru bilgileri aktaran Filistin Hakkında
Yanılgılar adlı kitabımızı Allah'ın izniyle tamamladık. İnşallah
yakında neşredeceğiz.)
Papa Atallah Hanna'nın ve cemaatinin sözünü ettiğimiz skandalın
üzerine gitmesinden sonra satış işlemi durduruldu ve böylece Allah'ın
izniyle Siyonist devletin oyunu bozulmuş oldu. Şimdi Yunan Patrik
Kudüs'ü terk etmeye hazırlanıyor.
Papa Hanna'nın yaptığı açıklamaya göre Kudüs'teki Arap asıllı Ortodoks
Hıristiyan kesim söz konusu satış işlemine büyük tepki gösterdi. Bu
amaçla çeşitli eylemler, gösteriler düzenlediler. Hadiseyi bir
satıştan ziyade büyük bir yolsuzluk olarak değerlendiriyorlar. Bu
yüzden de patriğin görevini bırakmasını ve Kudüs'ü en kısa zamanda
terk etmesini istiyorlar.
Filistin'deki Yahudi göçmen cemaatlerinden "aşırı" olarak
nitelendirilen bazıları, bir süre önce 10 Nisan 2005 tarihinde on bin
kişilik bir kalabalıkla Mescidi Aksa'ya girerek Yahudi dinine göre
ibadetler ve ritüeller yapmak istediklerini ilan etmişlerdi. Bu
oldukça tehlikeli bir girişim olacaktır. Bilindiği üzere Aksa
İntifadası'nın patlak vermesine Şaron'un adamlarıyla birlikte bu
kutsal mabede girmeye kalkışması sebep olmuştu. İşgal devleti şimdi
sözde "sivil" Yahudiler vasıtasıyla bir komplo hazırlıyor. Komploya
gerekçe uydurabilmek için de "aşırı" nitelemesinden yararlanmaya
çalışıyor. Unutmayalım ki Mescidi Aksa bütün Müslüman nesillere emanet
edilmiştir. İşgal devletinin komplosu da oldukça tehlikelidir. Bu
komploya karşı uyanık olmak ve tepkilerimizi ortaya koymak zorundayız
.Ahmet Varol 25 Mart 2005 Vakit
avarol@vakit.com.tr