Kınacılar kimle beraber?
Bendenizin AB ile de, ABD ile de, AİHM ile de, türban ile de ilgimin olmadığını
herkes bilir. Ben “İttihâd-ı İslâm” derim. Allah’ın hukukundan başkasına
ehemmiyet vermem, tesettür-i nisvan mes’elesinde de inancımın “çarşaf” olduğunu
her zaman söylerim. Şer’î zarûret olmadan kadınların evlerinden çıkmalarını
doğru bulmadığım gibi, “cilbâb” âyetini “türban” olarak tefsir etmeyi de kabul
etmem.
Binaenaleyh, ülkedeki türban tartışmasında taraf değilim. Fakat, yaşanan
hadiselere tamamen Fransız kalmak da olmuyor.
Türbanlı bir TC vatandaşı bayan, tahsilini yasak yüzünden tamamlayamamış, iç
hukuk yolu tükendiği için AİHM’e gitmiş, oradan da “yasağın meşrûluğu” yönünde
karar çıkmış. Eğer karar lehde çıksa idi, eminim türban cenâhı elin gavuruna
medhiyeler düzerken, bizim yasakçılar yükleneceklerdi. Şimdi ise tersine oldu.
AİHM’dekilerin “Hıristiyan” olduğu hemen hatırlanıverdi.
Bizim arşiv sayfasında iki yazıyı görmese idim, yine bu mevzua bakmayacaktım.
Biri diyor ki:
“Kızlarımızı ve kadınlarımızı örtünmeye zorlayanların, saçları örten bez
parçasını siyasette bile kullanıp oy toplayanların elinden en büyük silah
böylece alınmış oldu. Hem de Avrupalı Hıristiyanlar tarafından!” (Emin Çölaşan,
Hürriyet, 30.06.04)
Gözünüz aydın çorbacılar! Böylece kimlerin Avrupalı Hıristiyanlarla aynı çanağa
oturdukları ortaya çıktı! Demek bizim türban yasakçıları ile Avrupa’nın kara
vicdanlı Hıristiyanları aynı inançta imişler. Ne güzel!
Çölaşan ne yazdığının acaba farkında mı, yoksa zafer sarhoşluğundan mantığını mı
yitirdi? Hem örtü için “bez parçası” diyerek “Efendi Toranaga” sülalesinden
olduğunu bize hatırlatmış oluyor; hem de “bayrak, sancak” gibi unsurların da
“bez parçası” olduğunu, “yasa, anayasa” gibi unsurların da “kâğıt parçası”
olduğunu imâ etmiş oluyor! Bir “bez parçası” nasıl “silâh” oluyor? Maraş’ı mı
hatırlatıyorsun?
Ey çölleri aşan şövalye! Hani sen Kıbrıs’ı elimizden almaya kalkan AB’ye
düşmandın; bu Hıristiyanlar ne zaman sevgilin oldu? Hangi fikirde samimi
olduğunuzu nasıl anlayacağız acaba?
Türbancıların “başka çareleri” kalmamış. TC kurallarına uyacaklarmış! Başka ne
yapıyorlardı ki? Ülkede hukuk yolunun kapanmasından dolayı ağlamanız gerekirken,
seviniyor musunuz? Dağ ne kadar yüksek olsa yol yine ondan aşmaz da, çölden mi
aşar?..
İkinci yazı ise aynı gazetenin başyazarından:
“Modern toplumlarda türbana ve çarşafa izin yok.” (agg. Oktay Ekşi)
Söyleyeceklerimi zihnimde sıralamakta zorlanıyorum. Ben “çarşafçı” olduğumu
başta söyledim. Çarşafa izin vermeyen “modern toplumlar” size mübarek olsun!
Güle güle yakın, oturup külüne bakın! Ben modern toplumcu falan değilim. Siz
izin verdiğiniz için de hanımlarımız çarşaf giyinmiyor. İzin vermediniz diye
şimdi çarşaflar mı çıkacak? Çıkarılmazsa, silahla mı çıkaracaksınız? Gücünüz
“bez parçasına” mı yeter tosunlar? Sizin yedi sülaleniz daha gelse, Maraş’taki
Fransız gavurundan daha mı ileri gideceksiniz?
Bütün “kamusal alan”larınız sizin olsun! Madem bizim inancımıza ve yaşamamıza
izin yok; o zaman bizi bu ülkeden atın! Gözünüz kesiyorsa toptan temizleyin!
Veya metazori hanımlarımızın çarşaflarını çıkarmaya yeltenin! Ey koca başyazar,
ağzından çıkanı kulakların duyuyor mu? Ülkeyi nereye sürükleyecek lâflar
ettiğini anlamıyor musun? Kala kala bir namus telâkkimiz ve örtümüz kaldı, şimdi
sıra oraya mı geldi? Bu ülke de Irak gibi olacaksa, çıkarılacak sadece çarşaflar
mı olur?
Eğer bizi “vatandaş” saymıyorsanız, bunu açık söyleyin, bilelim. Ona göre herkes
tedbirini alsın. Millet ekseriyetini hiçe sayan ahmakça tavırlara zaten
sabrediyoruz, ülke bütünlüğünün kırılmaması için ağzımıza fermuar çekmişiz;
insanların sabırlarıyla oynamanın riskini kimin düşünmesi gerekiyor? Allah
korusun, çıkacak bir kaostan sadece türbanlılarla çarşaflılar mı zarar görür
dersiniz? Bu ülkenin insanı sadece cephede ölmek ve vergi vermek için mi vardır?
Göğsümüzü gere gere “Burası bizim vatanımız!” dememiz mi istenmiyor?
Avrupalı Hıristiyanlarla beraber sevinmek size ne kadar da yakışıyor!
Mustafa Kaplan 03.07.2004 Vakit