Kerkük giderse Diyarbakır da gidermiş!

NATO toplantısında son durum: Afganistan’a daha fazla asker, terörle mücadele sürecek. Irak’ta sorumluluk paylaşılacak ve Irak ordusunun eğitimi için destek verilecek.. Akdeniz güvenlik programında İsrail de NATO’nun ortakları arasında yer alacak.. Irak’ta yönetim, ABD’nin oluşturduğu Irak yönetiminde.. Sonuç: Dağ fare doğurdu. Ha! Çok önemli bir gelişme: Sezer, başörtüsü krizini zirveye de taşıdı. Bu arada, Zerkavi’nin yakalanmadığı öğrenildi.. Irak’ta seremoniyal egemenlik devri toplantısının ardından olaylar aynı şekilde ve aynı hızı ile devam ediyor..
Hiç kimsenin dediği olmadı, herkes iddiasını sürdürmeye devam ediyor.. Bizse kaldığımız yerden devam edelim gündemi yazmaya o zaman. Kerkük giderse Diyarbakır da gidermiş! Gider kardeşim. Sen sahip olmazsan, hakkını koruyacak gücün yoksa gider. Ankara da gider, İstanbul da. Karadeniz’de Pontus Rum devleti de kurulur, Newşehir de.. Nevşehir yazarken “w”yi bilerek yazdım.. Biz XQW, başörtüsünü tartışırken, gün gelir bunlar da olur. Camiler kapanır ve aynı yerde kiliseler açılır.
Bunun olmasını güç kullanarak da engelleyemezsiniz.. Ne yani, dünyanın en büyük güçlerine kafa mı tutacaksınız?. “Oltayı yutan balık” ya da “Our Boys”lar bunu yapabilir mi?
Bu toprağın inancına, tarihine, kültürüne, kimliğine yabancı Musgorovsky mi ne, onun hayranları ile mi başedeceksiniz dünya güçleri ile!.. Geçmiş olsun.. Ermeniler de, Rumlar da, Süryaniler de, Keldani, Asuri, Şemsi, Arami, Sebai, Yezidi kim varsa bir ucundan çeker.. Alevi-Sünni çatışmasını da tuz biber ederseniz, isterseniz, bunun üzerine İslâmcı Kürtler, Yahudi Kürtler, Sabatay Kürtler, Karaylar, Gagavuzlar, Türk Ortodokslar, Kızılbaş, Bektaşi, Tahtacı sosu eklerseniz, biraz Zaza, biraz Kırmanço.. Araplaşmış Kürtler mi, Farslaşmış Kürtler mi, yoksa Türkleşmiş Kürtler mi ya da İsrail’in destekledikleri mi iktidar olarak diye bir tartışma başlattınız mı, görün siz ne olur?
Türkiye gitti gider de, bu “kutsal ülke” kimin olacak? Yahudilerin mi, Hıristiyanların mı? Ortodoksların mı olacak, Katoliklerin mi? Yoksa Protestanların mı? Sahi, İsa diye biri var mı idi? Varsa kardeşleri, hatta bir ikizi olabilir mi? Meryem kimle evli idi? Hz. İsa’nın eşi kimdi? (Haşa sümme haşa) Bu topraklarda kavga bitmez. Hıristiyanları bırakın, onlar da keser birbirini.. Yahudisi Hıristiyanı birbirini keser. Kürd’ü, Türk’ü, Arab’ı birbirini keser! Çünkü bu toprak kan istiyor kan! Osmanlılar, Selçuklular, bu topraklarda 1000 yıllık İslâm uygarlığı bu tehlikeli gidişi, kanı durdurdu. Osmanlı’dan sonra da bir daha rahat yüzü görmedik.. Dersaadet gitti, saadet bitti.. Kimileri için de işin sırrı burada. Peki, çözüm yok mu? Olmaz olur mu, var ama, kim yapacak?.. Bu bilgi, bu cesaret var mı? Kimde var?.. İstişare ve şûra ile hareket edebilecek miyiz? Fedakârlık, feragat duygularımız gelişmiş mi? Birbirimizi sevebilecek, sayabilecek, sabredenlerden olabilecek miyiz?
Yok canım. İki kardeşin, karı kocanın, gelinle kaynananın arasını bile bulamıyorken, olacak belli. Gözümüze bir görünen var. Yine de ben işin sırrını söyleyeyim size.. Bu ülkede en çok gerekli şey; adalet, barış, özgürlük. İnsan hakları ve hukuk devleti. Herkes inandığı gibi yaşayacak ve düşündüğünü özgürce ifade edecek. Herkesin malı, canı, namusu, aklı, inancı, nesli güvence altında olacak.. Haksızlık kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun haklının yanında olacağız. Yalan söylemeyecek, hak ile batılı, doğru ile yanlışı ayırt eden bir akla sahip olacağız. Sabredenlerden olacağız, doğru sözlü olacağız. “El Emin” olacağız. Devlet denen mekanizmanın bastığı para hak ölçüsü, cebimize koyduğu pasaport ve kimlik saygınlık belgesi ve haklarımızı koruma garantisi olacak. Ülkemizde adalet olacak ve insanlar devletin adaletin önünde eşit olacak, karnını doyuracak bir işi, sosyal güvencesi olacak. Bilgili ve cesur olacağız..
Bu ülkede yaşayanları kovsanız da kimse gitmez. Bunlar yoksa, o ülkede vatandaşları bağlasanız da durmak istemez. “Kaçamayanların ülkesi” olursunuz o zaman. Devlet denilen mekanizma doğrudan milletin başına bela kesilir, yasalar zulüm aracı haline gelir. Rüşvet, yolsuzluk, vurgun, soygun, hortum alır başına gider. Ahlâksızlık sokağa hâkim olur! Ve sonuç: Siz kendinizi değiştirmedikçe, Allah sizin hakkınızdakini değiştirmeyecektir. Olduğunuz gibi idare olunacaksınız. Ve hiçbir siyasiye çok fazla güvenmeyeceksiniz. Siyaset tehlikeli bir meslektir. Siyasiler de keşke kendi nefislerine çok fazla güvenmeseler.. İnsanlar kadın, erkek ve siyasi diye üç kısma ayrılır. En tehlikelileri siyasi olanlardır. Bu tehlikeyi aşabilenler ise, işte gerçek/hayırlı siyaset adamı onlardır..
Siyasilerin üzerinden gözünüzü eksik etmeyin. Siyaset yapan adam, cam evde oturmalı. Selâm ve dua ile...

Abdurrahman Dilipak 30.06.2004 Vakit