Kerbelâ Müslümanların müşterek matemidir (1)

Yeryüzünde Müslümanlar açısından iman korunmadığı ve İslâm yaşanmadığı zaman matem başlar, Müslümanlar yaslı hale gelir. Bir tahlil ve tesbit olarak Müslümanlar tarihinde gerek imanın korunması ve gerekse İslâm'ın yaşanması hususundaki tavizler, hilafetten saltanata geçişle başlamıştır.
Evvela şunu bilmekte fayda vardır: İslâm'la tanışmak büyük bir şereftir. İslâm'a teslim olmak bulunmaz bir mutluluktur. İslâm, insanlığa mutluluk getirmiş olan bir hayat düzenidir. Bir yaşam tarzı, bir hayat düzeni olarak İslâm'ı kaybedenler, kaybolurlar.
Hayatta "İmanın korunması" ile "İslâm'ın yaşanması" Müslüman insanın varlık ve sağlık sebebidir. İmanın muhafaza ve müdafaa edilmesi, Rasûlullah (sav)'ın örnek ve önderliğinde yaşanan İslâm'ın aynen devam ettirilmesi, bütün Müslüman nesiller için azad kabul etmez görevlerin başında gelir. Bir yerde imanın korunması ve İslâm'ın yaşanması tehlikeye girdiği zaman Rasûlullah (sav)'ın izini takib eden mü'minler için şehadet tercihi gündeme gelmiş demektir. Nitekim Rasûlullah (sav)'ın torunu Hz. Hüseyin (Rh.a.) şöyle diyor: "Hayat; iman ve cihaddır."
İman'ı hayata dönüştürürken karşılaşılan tehlikeleri bertaraf etmek için cihad elzemdir, çaredir. İşte Hz. Hüseyin (R.a.), imanın korunmasını ve İslâm'ın yaşanmasını tehlikeye düşüren saltanat rejimine, modeline karşı "el- Hilafetü'r Raşide" adına devrin zalimi Yezid'e karşı kıyam etmiştir.
Yezid, Müslümanların idaresini keyfî olarak ele geçirmiş ve uygulamalarında cebrî davranmıştır. Müslümanların o güne kadar alışık olmadıkları bir yönetim biçimi olan saltanat modelini dayatmıştır. Saltanat, nebevi minhac/proğram üzere Müslümanları idare etmek anlamına gelen ve emaneti ehline vermek, adaleti icra etmek, şeriatı ikame etmek ve Müslüman halkın rızasını (bey'atını) esas almak manasına gelen hilafet rejiminin yerine geçirilmek istenen keyfî ve cebrî bir rejimdir. Saltanat rejimini dayatan Yezid, Hz. Hüseyin (R.a.)'den inat etmeyip derhal bey'at etmesini istemiştir.
Müslümanların inanç lügatlarında; zulme ve zalimlere boyun eğmek, zulmü yaşam biçimi, zalimleri de yönetici seçmek, ibadetten değil, cinayetten sayıldığı için Hz. Hüseyin (R.a.) Yezid'e bey'ati reddetmiştir. Hz. Hüseyin (R.a.)'e babasından miras kalan zalimlere boyun eğmek değil, zalimlerden hesap sormaktır. Nitekim Hz. Ali (R.a.) bir sözünde der ki: "Haksızlığa boyun eğenler yalnız haklarını değil onurlarını da yitirirler."
Siyasi bir bid'at olan ve Müslümanların her dönem ve devrede meşru yönetim biçimleri Hilafet sistemine ihanet anlamına gelen saltanat modelini kabul etmediği için keyfîliğe boyun eğmeyen Hz. Hüseyin (R.a.), Yezid'e bey'at etmeyi reddedip Kufe halkının yardım çağrısına icabet etti. Zulüm altında inleyen Kufe halkının kendisine bey'at edeceğini bildirmesi üzerine de, Kufe'ye hareket etti. Bu yürüyüş tarihe Kerbelâ olarak geçecek olan ve siyasi bid'at saltanata tutunan zalimlerle, nebevi sünnet olan hilafeti savunanların savaşının tarihsel bir simgesine dönüşecek olan olayın da başlangıcı oldu. Hz. Hüseyin (R.a.), Kufe halkının o lanetli ihanetini ve Yezid'e bey'at ettiklerini yolda öğrendiğinde, beraberindekilere "isteyenlerin dönebileceğini" söyledi. Hz. Hüseyin (R.a.) ile birlikte yola çıkanlar, ittekullah nakışlı şehadet giysileriyle bezenmiş olduklarından ölümün üstüne yürüdüler. Neticede Irak topraklarında, Fırat Nehri kıyısındaki Kerbelâ denilen yerde kuşatıldılar. Bir avuçtular, karşılarında Yezid'in binlerce askeri vardı. Hz. Hüseyin (R.a.)'i hurharca şehid ettiler. Böylece Kerbelâ bir matemin sembolü oldu.
İbn-i Teymiyye (Rh.a.) der ki; "Kerbelâ'da Hz. Hüseyin (R.a.) mazlum bir şekilde şehid edilmiştir. Hz. Hüseyin (R.a.)'i şehid edenler, O'nun şehadetine rıza gösterenler ve O'nu şehid edenlere yardım edenler, Allah'ın azabını hak edenlerdir. Ve onlar Allah'ın azabına uğrayacaklardır. Hz. Hüseyin (R.a.)'in şehid edilmesi, büyük bir günahtır. Ancak Hz. Hüseyin (R.a.)'in şehadet günü münasebetiyle sırtlara zincirler vurmak, elbiseleri yırtmak, bağırıp çağırmak bid'attir." (Minhacü's Sünne/C:2, Sh:248-248, Beyrut/ty.) Kerbelâ'daki matemi birtakım bid'atlerle anmak, bilerek veya bilmeyerek İslâm'ın ve Müslümanların imajıyla oynayanların işlerini kolaylaştırmaktır. Oysaki, Yezid'in dayattığı saltanat bid'at, Hz. Hüseyin (R.a.)'in savunduğu ve uğrunda şehadet şerbetini içtiği hilafet ise Peygamber, (sav)'in sünnetidir.
 
Mustafa Çelik 30 Mart 2005 Vakit
mcelik@vakit.com.tr