|
Kerbelâ Müslümanların müşterek matemidir (2)
Hilafet, uğrunda şehid olunacak nebevi bir yönetim biçimdir. Hilafetin zıddı olan Saltanat Peygamber (sav)'in ve Raşid halifelerinin yönetim biçimi değildir. Bu nedenle Müslümanlar hangi çağ ve mekânda yaşarlarsa yaşasınlar, sahip çıkacakları, savunup uğrunda mücadele edecekleri meşru yönetim biçimi hilafettir. Çünkü "El-Hilafetü'r Raşide"ye sahip çıkmayı İslâm ümmetine emreden bizzat Rasûlullah (sav)'ın kendisidir: "Takvaya yapışınız ve başınızdaki Halife siyah bir köle dahi olsa onu dinleyip itaat etmeye sarılınız. Siz Ben'den sonra şiddetli ihtilafı göreceksiniz. Onun için Ben'im sünnetime ve hiyadete mazhar kılınmış Hulefa-i Raşidin'in sünnetine yapışınız. Bu sünnetleri dişlerinizle sıkıca tutunuz. (Karşılaştığınız eziyetlere tahammül için dişlerinizi sıkınız) ihdas edilen şeylerden (bid'atlerden) sakının. Çünkü her bid'at dalalettir." (Sünen-i İbn-i Mace/Mukaddime: 42, Mısır/ 1952) Hz. Hüseyin (R.a.) Kerbelâ'da siyasi bir bid'at olan saltanata karşı Rasûlullah (sav)'ın hem kavli ve hem de fiili mütevatir sünneti olan hilafeti savunmuş ve bu uğurda acıklı bir şekilde zalimler tarafından şehid edilmiştir. Kerbelâ, belli bir kavmin, kabilenin, mezhebin ve meşrebin matemi değildir. Aksine bütün Müslümanların matemidir. Kerbelâ'da Hz. Muhammed (sav)'in torunu Hz. Hüseyin (R.a.) şehid edilmiştir. Bu nedenle Kerbelâ; bütün Müslümanlar için halifesiz kalma mateminin sembolü olmuştur. Kerbelâ, Müslümanların hâkimiyet ve iktidar anlayışlarının ihanete uğradığı günü bize hatırlatan bir matemdir. Biz Müslümanların inanç lügatında hâkimiyet Allahû Teâla'ya mahsustur, iktidar ise, yeryüzünün halifesi olan insana, imtihan için tevdi edilen bir emanettir. Bu noktada bakıldığında görülecektir ki; Kerbelâ, Sünnisiyle, Şiisiyle Müslümanların müşterek matemidir. Gerek ehl-i sünnetin ve gerekse şianın siyasi iktidarın meşruiyetiyle ilgili kıstaslarına göre; halkın hâkimiyetini Allah'ın hâkimiyetinin fevkine çıkarak O'nun yerine geçiren Cumhuriyetin, Demokrasinin ve din ile devlet işlerinin ayrılması şeklinde tarif edilen lâikliğin ön plana çıkarılması mümkün değildir. Kerbelâ misyonuna sadakat bunu imkânsız kılar. Kerbelâ, keyfî ve cebrî güçler için bir korku, mazlum ve mahrumlar için ise dirilişi direnişe dönüştürme ruhudur. Kerbelâ, afakî değerlendirmelerde dile getirildiği üzere, basit bir iktidar savaşının sonucu değildir. İslâm ümmetini temsilen "el-Hilafetü'r Raşide" adına saltanat modeline karşı isyandır. Şunu bilelim ki; Hilafet sisteminde temel ilke, Allah'ın mutlak hâkimiyetinin kabulüdür. Saltanat yönetimi ise hükümdarın mutlak egemenliğine dayanır. İşte Kerbelâ misyonu, şeriatın yani hukukun üstünlüğü adına keyfî ve cebrî yöneticilere karşı başkaldırıdır. Kerbelâ, zalimlerle uzlaşmayı kökten reddeden duru duruşun sembolüdür. Kerbelâ, keyfî ve cebrî olanlara karşı hukuk adına hukuk zemininde kalarak ittekullah nakışlı şehadet giysileriyle ölümle kucaklaşma misyonunun adıdır. Tarih boyunca Kerbelâ misyonuna sadık kalanlarla ona ihanet edenlerin arasındaki savaşın biçimi, yeri, savaşanların kimliği değişmiş ama özü hep aynı olmuştur. Bugün Kerbelâ'nın da içinde bulunduğu Irak topraklarında Yezid ve avanelerinin misyonunu fazlasıyla şeytan Amerika ve avaneleri simgelerken, İslâm topraklarında tekraren hilafet sisteminin tesisi için şeytan Amerika ve avanelerine karşı direnen muvahhidler, Kerbelâ misyonuna sadık kalanlardır. Hz. Hüseyin (R.a.)'in Kerbelâ'da verdiği mücadele ruhu bugün de gereklidir. Çünkü bugün Şeytan Amerika ve avaneleri; "İslâm topraklarının her beldesini Kerbelâ'ya çevirirken", Müslüman halklar da direnişleriyle yeni Kerbelâlar yaşamaya devam ediyorlar. Bugün; Müslüman halklar arasında zalimlere, zorbalara, müstekbirlere karşı kıyam ruhu ve düşüncesi yok edilmek isteniyor, müstevli Amerika ve avanelerine karşı direnen cihad ehli mü'minler "akılsızlıkla, siyaset bilmemekle, zamansız hareket etmekle" suçlanıyor, mazlumdan yana olmak adına zalimle uzlaşmanın ve bir arada yaşamanın çareleri aranıyor ve bulunan çareler çağdaş Bel'amların fetvalarıyla destekleniyor. Kerbelâ matemi, Müslümanlara unutturuluyor veya belli marjinal birtakım mezheblere ve meşreblere münhasır kılınmak isteniyor. Oysaki Kerbelâ; zalimlere boyun eğmeme, hilafet sistemine ve halifeli topluma ulaşmak için şehadetine direnme ve bu direnişi kesintisiz devam ettirme ruhudur. Netice olarak Kerbelâ, Müslümanların müşterek yas ve üzüntü günüdür. Çünkü bugün Müslümanlar meşru yönetim biçimleri olan "El-Hilafetü'r Raşide"yi kaybetmişlerdir. Adeta Müslümanlar halifesiz kalmakla esir duruma düşmüşlerdür. Altını çizerek diyoruz ki; Müslümanları Allah'ın indirdiği hükümlerle idare etmeyenlerin her birisi bir belâdır. Halifesiz Müslümanlar için her gün Kerbelâ'dır!..
Mustafa Çelik 6 Nisan 2005 Vakit
mcelik@vakit.com.tr |