Kadın mı?..
08 Mart, Dünya Kadınlar Günü Pek çok "sonradan çıkma" âdet gibi, bu da
Doğu'nun çocuğu değil, bir ABD uydurması.
Malum: ABD uydurmalarının temelinde "çaktırmadan sömürme" düşüncesi yatar.
Çünkü kapitalizm, komünizmden daha akıllıdır. Komünizm, halkın elindekini
cebren alırken, kapitalizm, halkı reklâm ve propagandayla etkileyip
özendirerek, elindekini-avucundakini gönüllü vermesini sağlar.
"Gün"ler (Anneler Günü, Babalar Günü, Sevgililer Günü, Kadınlar Günü, v.s)
bu sömürü sisteminin araçlarıdır.
Bu sebeple Batı'dan, bilhassa da ABD'den gelen her şeyde derin bir
istismar kokusu vardır.
Çünkü Batılı kapitalist mantık insan dahil tüm kutsalların "para"ya kurban
edilmesini doğal bulan hattâ bunu teşvik eden bir mantıktır.
Olaya bu temel perspektifi kaçırmadan yaklaşmak, Dünya Kadınlar Günü ile
diğer benzer günleri kendi zeminine çekme konusunda büyük bir adım
olabilir diye umuyor ve düşünüyorum.
Yani Dünya Kadınlar Günü, o günün kullanılması şeklinde gelişen istismar
türleri dahil, kadının istismar edilmesine tümüyle karşı çıkma günü olarak
değerlendirilebilir.
Aslına bakarsanız, Dünya Kadınlar Günü'nün gerçek hikâyesi, istismara
direnen kadının hikâyesidir.
Bu hikâye 1800'lü yılların ortasında ABD'nin New York kentindeki Cotton
Tekstil Fabrikası'nda başladı. İşçi kadınlar, daha iyi çalışma şartları,
daha iyi ücret isteyerek greve gittiler.
Fabrika sahiplerinin buna tepkisi çok sert oldu. İşçi kadınları fabrikaya
kilitlediler. O sırada çıkan bir yangında 129 kadın işçi, fabrikanın
kapıları kilitli olduğu için yanarak öldü?
Bu olay münasebetiyle, Dünya Kadınlar Günü, ezilen kadınları anmak
anlamına da geliyor. Hazin ki, sağlam bir mücadele zemini olmasına rağmen,
o gün, kadın haklarına ulaşma aracı olamadı. Kadın, erkekler tarafından,
ticaret, siyaset, hattâ terör (Türkiye'de "Apo'ya özgürlük" isteyen
gösteriler gibi) amaçlı olarak kullanılmaktan kurtulamadı. Halbuki;
¥ Dünyadaki işlerin yüzde 66'sı kadınlar tarafından görülüyor;
¥ Buna karşın kadınlar dünyadaki toplam gelirin ancak yüzde 10'una sahip
olabiliyorlar;
¥ Dünya'daki mal varlığının ise, sadece yüzde 1'ine sahipler;
Açıkçası, dünyadaki tüm işlerin ancak yüzde 34'ünü yapan erkekler,
dünyadaki toplam gelirin yüzde 90'ını, toplam mal varlığının ise yüzde
99'unu alıyorlar.
Türkiye'deki duruma gelince:
¥ Şehirlerde evli kadınların yüzde 18'i, köylerde ise yüzde 76'sı eşleri
tarafından dövülüyor;
¥ Kadınların yüzde 57.7'si evliliklerinin ilk gününde şiddetle
karşılaşıyor;
¥ Aile içi suçların yüzde 90'ını kadına karşı işlenen suçlar oluşturuyor.
"Türkiye'de kadın" konulu bir araştırmanın sonuçlar çarpıcı?
Araştırmaya göre bir ev hanımının ortalama 2 saat 22 dakikası mutfakta, 2
saati çamaşır ve ütüde, 1 saat 30 dakikası çocuk bakımında, (her çocuk
için bir bu kadar daha) 30 dakikası diğer aile bireyleri için çabalamada,
1 saati temizlikte, 45 dakikası alışverişte olmak üzere, günde 8 saat 32
dakika "ağır işçi" statüsünde çalışıyorlar.
Çocuklu kadınların diğer tüm zamanlarını ise "annelik" götürüyor.
Bu yoğun hizmete rağmen, biz erkekler, "kadın"ı cezalandırmaya bayılıyor,
bunu da çeşitli şekillerde yapıyoruz!
Kâh Hazret-i Âdem'i "Yasak Meyve"yi yemek için kışkırtan Hazret-i Havva
imajı oluşturuyor, kâh ilk Müslümanın ve Efendimiz'in arkasında namaz
kılan ilk cemaatın bir "kadın" (Hazret-i Hatice) olduğunu görmezden
geliyor, kâh hüküm mevkiinde bulunan Kanuni Sultan Süleyman'ı beraat
ettirmek için, oğlunu hayatta tutmaya çalışan bir anne olan Hürrem
Sultan'ı mahkûm ediyor, kargaşa döneminde biraz da mecburiyetten devlet
işlerine karışan Mahpeyker Kösem Sultan'ı (Dördüncü Murad'ın annesi)
alaşağı ediyoruz.
Yüzlerce erkek yönetici bir kenarda dururken, Osmanlı Devleti'nin
çökmesinin neredeyse tüm sorumluluğunu üç kadının sırtına yüklüyoruz!
Ne de olsa tarih ve din kitaplarını erkekler yazıyor!
Kadın-erkek muvazenesini yeniden kurmamız ve bu konuda dünyaya örnek
olmamız lâzım. Bunun için de kadim değerlerimizden oluşmuş sağlam bir
zemine ihtiyacımız var.
Bence Resul-i Alişan Efendimizin Veda Hutbesi'nde billurlaşan "manifesto"
bu iş için en uygun zemindir.
Buyuruyor ki: "Ey İnsanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta
Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim... Sizin kadınlar üzerinde hakkınız,
kadınların da sizin üzerinizde hakları vardır."
Yavuz Bahadıroğlu 8 Mart 2005 Vakit
ybahadiroglu@vakit.com.tr
faks: 0212 652 76 69