İslâm topraklarında Amerikan mikrobu

Bil ki; günümüzde İslâm alemi felâketler üstüne felâketler yaşıyor. İslâm aleminin en büyük felâketi, istilâcı, talancı ve soyguncu olan Amerika’yı örnek almasıdır.
Küresel istilâ hareketinin öncülüğünü yapan Amerikan devleti, örnek alınacak bir devlet değildir. Çünkü insanlık adına Amerika’nın savunulacak hiçbir yanı ve yönü yoktur. Bir dönemin Amerika Temsilciler Meclisi Başkanı Newt Gingrich ifadesiyle; “Amerika; oniki yaşında hamile kalan kızları, birbirini öldüren yetişkinleri, onyedi-onsekiz yaşında AIDS hastalığına yakalanan gençleri ve okumasını bile bilmeyen diplomalı cahilleri ile çökmeye başlamıştır.” Artık Amerika, öldürücü zehirleri taşıyan bir virüs haline gelmiştir. İstilâ ettiği ülkelere ahlâksızlıktan, hukuksuzluktan, haksızlıktan, fuhuştan ve fahişelikten başkasını götüremez ve götürdüğü de görülmemiştir. Amerika’nın nasıl bir mikrop olduğunu idrak edebilmek için Allahû Teâla’nın şu ayetlerini anlamak gerekir:
“İnsanlardan kimi de vardır ki, dünya hayatı hakkındaki sözleri senin hoşuna gider ve o kalbindekine Allah’ı şahit tutar. Halbuki O, İslâm düşmanlarının en yamanıdır.” (Bakara Sûresi/204)
“İş başına geçti mi yeryüzünde bozgunculuk çıkarmak, ekini ve nesli helak etmek için koşar. Allah ise bozgunculuğu sevmez.” (Bakara Sûresi/205)
“Ona: ‘Allah’tan kork!’ dendiği zaman da kendisini onuru (gururu) günah işlemeye sevkeder. Cehennem de onun hakkından gelir. O ne kötü bir yataktır!” (Bakara Sûresi/206)
Bu ayet-i kerîme’lerin ışığında Amerika’nın icraatlarına baktığımızda görürüz ki, Amerika; yeryüzünde ekini ve nesli helak etmeye çalışan, Allahû Teâla’ya karşı kafa tutan ve dünya firavunluğuna oynayan organizeli bir teröristtir. Bu terörist aynı zamanda insanlığa ve bütün kâinata karşı da zararlı olan bir mikroptur. Tabiî ki, kâinatı ve insanlığı tahrip etmeye çalışan Amerika da olsa, bir başkası da olsa istikbali olmaz.
Amerika, kendi zulümlerinin ifsadlarının faturasını ödemeye başlayan bir yolcudur. Amerika zulmün zirvesine varmış olmanın gururunu yaşamadan çökmeye başlamıştır. Çünkü zulmün, ifsadın zirvesi ölümdür. Artık bütün insanlığın gözünde Amerika, çöküş döneminin çırpınışlarıyla sağa sola saldıran kanlı bir katildir. Araştırmacı yazar Edward Behr, “Korkutan Amerika” adlı eserinde global bir mikrob haline gelen Amerika hakkında şu uyarılarda bulunuyor: “Günümüzde insanlığı tehdit eden Amerikan mikrobudur. Sahte ideolojilerin mikroplarını taşıyan Amerika, hastalığını bütün dünyaya bulaştırmaya çalışıyor. Bu ülkede ileriye dönük büyük hayaller, idealler ve manevi iradeler iflas etmiştir. Ben korkutan Amerika’dan bahsediyorum. Çünkü Amerika toplumunun kokuştuğunu görüyorum. Sadece etnik ayrımcılık değil, yeni dogmalarla beslenen cinsel ayrımcılık da almış yürümüş bulunmaktadır. Çok kültürlülük adına takınılan tutum sosyal gruplar arasında düşmanlığı körüklemekten başka bir şeye yaramıyor. Her hafta yepyeni cinayet türleri ile karşılaşıyoruz. Onbeş yaşın altındaki çocuklarda görülen cinayete dayalı ölümler baş döndürücü bir hızla artıyor. Feministlerden korktukları ve cinsel tâciz iftirasından çekindikleri için üniversitelerde profesörler bir kadını odalarına aldıkları zaman kapılarını açık bırakmak zorunda kalıyorlar! Kız öğrencileriyle görüşen üniversite öğretim üyeleri bütün konuşmalarını kasete almak mecburiyetini hissediyorlar. Çünkü her an itham edilebilirler.
Amerikan toplumunun çöküşe gittiğinin en çarpıcı örneği, başkasının sefaletine karşı duyulan kayıtsızlıktır. Amerikan toplumundaki nemelâzımcılık bir vâkıadır. Amerika’da ahlâkî değerlerin ve insanî duyguların yeri yoktur. İki bin yıldan itibaren Amerika bir üçüncü Dünya ülkesi olmaya başlayacaktır.”
Evet, Amerika; mutlu istikbalin değil, karanlıkları salık veren kötülüklerin habercisidir. Amerika, ne iktisadî, ne ahlâkî, ne hukukî ve ne de insanî yönden örnek alınabilecek bir ülke değildir. Amerika, bir kötülükler, zulümler ve ihanetler yumağıdır. Amerika gittiği ülkeye fuhşu, zulmü, kanı ve gözyaşlarını götürür. Bugün itibariyle İslâm topraklarında en büyük tehlike, “Amerikan mikrobu”dur. Dolayısıyla İslâm coğrafyasının bütün sakinleri “Amerikan mikrobu”na karşı direnişe geçmelidirler. Bu direnişin de en büyük alameti, Amerika ile olan ilişki ve münasebetlerin kesilmesidir. Amerika ile kurulan münasebetlerden hayr gelmez. Altını çizerek diyorum ki; Amerika ile kurulan her münasebet, bir musibettir! Çünkü Amerika; hukukî, ahlâkî, iktisadî ve insanî yönden bir mikroptur. Amerika ile münasebet kuranlar iktisadlarını, ahlâklarını, haklarını ve insanlıklarını kaybetmeye mahkûmdurlar. Hükmetme mevkiinde bulunup da Amerika’ya dost ve müttefik muamelesi yapanlar, Amerikan mikrobunu kendilerine ve idare ettiklerine bulaştıranlardır. Müslüman anne ve babaların Müslüman evladları global bir mikrop olan Amerika’ya dost ve müttefik olamazlar. Çünkü onların kendilerini nisbet ettikleri İslâm dini buna müsaade etmez. Şayet oluyorlarsa bu demektir ki onlara da Amerikan mikrobu bulaşmış demektir. Cehalet, gaflet bu tehlikeyi ortadan kaldırmaz. Bu nedenle yüksek sesle sesleniyoruz:
Biz Müslümanız, hayatımıza olamaz Amerika’nın kriterleri dam
Ne olur aslına dön Amerika’nın kucağına oturan adam!

Mustafa Çelik 29.06.2004 Vakit